Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
Site İçi Arama
 
Untitled Document
 
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
site haritası

 


Anne Sütü ve Emzirmenin Faydaları

Untitled Document

 

yaklasansaat.com
 
 

 

 

Grip Olsanız da Emzirin

Anne sütünün, bebeğin bağışıklık sisteminin gelişiminin tamamlanmasına kadar en doğal koruyucu olduğuna dikkat çeken uzmanlar, "Anneler hasta olduklarında da bebeklerini emzirebilirler." uyarısında bulunuyor.

Emziren annelerin grip ya da soğuk algınlığına yakalandıklarında 'Bebek hastalanır' düşüncesiyle süt vermemenin yanlış olduğunu belirten Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi Başhekimi Dr. İsmail Özcan, yeni doğan bebeğin ilk 6 ay kesinlikle anne sütünden mahrum bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimini en iyi şekilde sağlayacak tüm minerallerin fazlasıyla anne sütünde bulunduğunu kaydeden Uzm. Dr. Özcan, anne sütü ile beslenen bebeğin, normal besin alan bebeklere göre hasta olma riski çok daha az olduğunu dile getirdi.

Hasta iken emzirmenin ve halk arasında bilinenin aksine sezaryen doğumun anne sütü vermeye engel olmadığının altını çizen Özcan, anne vücudunun hastalığa karşı oluşturduğu antikorların sütle birlikte bebeğe geçeceğini ve bebeğin hastalığa karşı savunmasını sağlayacağını söyledi.

KORKMAYIN HASTALIK ANNE SÜTÜYLE BEBEĞE GEÇMEZ

Hasta annenin bebeğini hiçbir sakınca olmadan emzirebileceğini vurgulayan Bursa Dörtçelik Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. İsmail Özcan, üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren annenin de bebeğini gönül rahatlığıyla emzirebileceğini kaydetti.

Annenin emzirmesinin hastalık sırasında vücudunda yapılan antikorları bebeğe vermesi açısından koruyucu olduğunu belirten Dr. Özcan şöyle devam etti: "İshal geçirmekte olan anne de bebeğini emzirebilir, ancak bebeğini emzirmeden önce ellerini özenle yıkaması çok önemlidir. Bebeklerini emzirmeden önce annelerin ellerini yıkaması her zaman uyulması gereken bir davranıştır. Annenin hastaneye yatacak kadar ağır hasta olması ya da bebek için sakıncalı ilaç alması durumlarında emzirme sakıncalıdır. Tüberküloz tedavisi gören annenin balgamı temizlenmiş ve ev tedavisine geçilmiş ise bebeğini emzirmesinde sakınca yoktur."

Gebelik ve adet dönemi sırasında annelerin emzirmeye devam edebileceğine vurgu yapan Özcan, "Sezaryen doğum, anne sütü vermeye engel değildir. Emziren anneler sigara içmekten kaçınmalıdır. Sigara içen annelerin sütlerinde bebekler için zararlı toksik maddeler yüksek oranda bulunmaktadır. Emzirmekte olan annelerin alkol almamaları, çay-kahve gibi içecekleri aşırı tüketmemeleri önerilmektedir. Bebekler, özellikle hastalandıklarında birçok besini reddederse de anne sütünü kolayca alırlar." açıklamalarda bulundu.

internethaber, 21/01/2011

Anne Sütü Bebek Ölümlerini Azaltıyor

Diyetisyen Özlem Sert Aydın, 5 yaş altındaki çocukların yüzde 25’inde beslenme eksikliği, yüzde 15’inde ise bebek ölümleri görüldüğünü söyledi. Anne sütünün çok önemli olduğunu belirten Diyetisyen Aydın, "İlk 6 ayda yapılan anne sütü ile beslenme bu ölümleri önemli bir oranda engellemektedir. Hastalıkları önlemesi, maliyetinin düşük olması ve atık bırakmaması nedeni ile anne sütü bebekler için en yararlı, ekonomik bir beslenme yöntemidir. Her zaman, temiz ve mikropsuzdur, kolaylıkla sindirilir, ishal, karın ağrısı, kabızlık daha az görülür, bağışıklık sistemini güçlendirir, kas ve kemik gelişimini artırır, bebeğin su ihtiyacını tam olarak karşılar ayrıca su verilmesine gerek yoktur, anne sağlığını korur, meme ve rahim kanseri olma riskini azaltır ve en önemlisi bebekle anne arasında özel sevgi bağı kurulmasını sağlar" dedi.

-"MUCİZEVİ BİR BESİN"-

Doğumdan sonra hemen salgılanan anne sütünün enfeksiyon önleyici olduğunu ve çocuğu daha dirençli yapacağını belirten Diyetisyen Özlem Sert Aydın, şunları söyledi: "Anne sütü zamanında doğan her bebeğin normal gelişmesini sağlayan ilk 6 ay tek başına yeterli olan mucizevi bir besindir. Doğumdan hemen sonra ilk beş günde salgılanan koyu sarı renkteki süte kolostrum adı verilir. Kolostrumda bulunan enfeksiyon önleyici etmenler bebekleri enfeksiyondan ve alerjiden korumaktadır. Olgun sütten daha fazla protein, barsağın olgunlaşmasını sağlayan büyüme faktörleri içerir, A, D, K, B12 vitaminlerinden ve Sodyum ve Çinko’dan zengindir. Doğar doğmaz anne sütü alan bebeklerin gastrointestinal sistemleri hastalık yapan mikroorganizmalara karşı korunmuş duruma gelir. Kolostrum 5. günden sonra geçiş sütü halini alır ve 3. haftadan itibaren olgun süt özelliğini taşır. Olgun sütteki protein oranı bileşim açısından bebek için en ideal yapıya sahiptir. İnek sütünde eksik olan çoğu protein anne sütünde mevcut ve sindirimi kolay olan proteinlerdir ve büyümeyi düzenleyici etmenleri inek sütünden 30-40 kat daha zengindir. Yağ bileşimi de sindirimi kolay olan doymamış yağ asitlerinden oluşmaktadır. Beyin ve sinir dokusunun gelişimi için esansiyel yağ asitleri içerir ve inek sütünden 8 kat daha fazladır."

milliyet, 17/01/2011

Anne Sütünü Artırıcı Kürler

Emzirme döneminin daha ikinci aylarında sütlerinin azaldığından yakınan annelerin sayısı ne yazık ki, giderek artmaktadır. İşte Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu'ndan doğal çareler;

Tek bir kür yok

Bu konuda önerdiğim tek bir kür yoktur. Çünkü, emziren bir annenin sütünün erken azalmasının birçok nedeni olabilir.

Hamilelerin, bebeklerini emziren annelerin mevsiminin dışında yetişen hormonlu ve ebter tohumlu sebzeleri tüketmemelerini özellikle belirtmek isterim. Ayrıca mevsiminde olsun veya olmasın ebter tohumdan üretilen sebzelerin tüketilmemesini öneririm. Transgen (genleri ile oynanmış) tohumlardan elde edilen ve ülkemizde de görülmeye başlayan bu ürünleri, örneğin mısır, hamilelerin  ve bebeklerini emziren annelerin özellikle tüketmemeleri gerekir. 

Özellikle, incir-havuç kürü ve taze beyaz dut oldukça güçlü galactogogue (anne sütünü artırıcı) dır. Bebeklerini emziren annelere öncelikle incir-havuç kürünü uygulamalarını öneririm.

Taze beyaz üzüm
Dereotu
İncir (taze veya kurutulmuş)
İncir-havuç
Taze beyaz du
t
Haşlanmış taze beyaz dut kurusu kürleridir.

Aynı anda yukarıda belirtmiş olduğum kürleri birden fazla kürün uygulanmaması gerektiğini özellikle belirtmek isterim.

Bunların dışında diğer yardımcı kürler ise,

Anason
Kereviz
Taze kereviz yaprakları
Bal kabağı
Çilek
Kıvırcık salata
Sumak
Rezene çayı
Tere

GÜNÜN KÜRÜ

Kür 1 : Günde iki porsiyon taze beyaz üzüm tüketmek anne sütünü artırıcı etki yapar.
Kür 2 : Sabah akşam yemeklerden önce tüketeceğiniz dereotu sütünüzün artmasını sağlayacaktır.
Kür 3:  Anne sütünü artırmak için haşlanmış kuru incir suyu da içilebilir. Sekiz- dokuz adet kuru inciri yarım litre suda haşlayınız. İkiye böldüğünüz suyu sabah-akşam olmak üzere günde iki kere tüketiniz.

Not: Bu kürler aynı anda uygulanmaz. Uygulama süresi bir haftadır. Bir haftanın sonunda uygulama bırakılır. Bir hafta uyguladığınız herhangi bir kürden sonra tekrarlama ihtiyacı duyarsanız bu defa başka bir kürü uygulamanızda bir sakınca yoktur. Örneğin, bir hafta taze beyaz üzüm kürü uygulayıp bıraktınız. Daha sonraki bir dönemde yine bir hafta olmak üzere dereotu veya kuru incir kürünü uygulayabilirsiniz.

milliyet, 18/12/2008

Emzirme, Zekayı Geliştiriyor

Yapılan araştırma sonuçlarına göre, emzirme çocukların zekasını arttırıyor ve akademik hayatında başarılarını güçlendiriyor.

Kanada'daki McGill Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, emzirme ile artan zeka arasında güçlü bağlantı buldu.

Araştırmacılar, emzirme konusunda bugüne kadar yapılan bu en büyük araştırmanın sonuçlarına göre, emzirme çocukların zekasını artırıyor ve akademik başarılarını geliştiriyor.

Genel Psikiyatri Arşivlerinin yeni sayısında yayımlanan Emzirme ve Çocuk Bilişsel Gelişimi başlıklı makalede doktor Michael Kramer, araştırma sonuçlarının, 6,5 yıldır incelenen 14 bin çocuktan elde edildiğini belirtiyor. Kramer, çalışmalarının, emzirmenin çocukları daha zeki yaptığına dair bugüne kadar en güçlü kanıtı sağladığına da dikkat çekiyor.

Kramer ve meslektaşları, Belarus'taki 31 hastane ve klinikte çocuklar üzerinde yaptıkları araştırmada denek annelerin yarısından bebekleri yalnızca emzirmelerini istedi. Bu, araştırmacılara, çocuğun bilişsel gelişiminde emzirmenin etkisini ölçme imkanı tanıdı. Bu araştırma sırasında annelerin zeka seviyeleri ya da bebekle olan bağları gibi faktörler dikkate alınmadı.

Daha sonra bu çocukların bilişsel kabiliyetleri, çocukların doktorları ve öğretmenleri tarafından yapılan zeka testleriyle ölçüldü. Testler sonucunda yalnızca emzirilen çocuklardaki ölçümler önemli derecede yüksek çıktı.

Emzirmenin beyin gelişiminde ve zeka üzerindeki etkisinin, çok sık tartışılan bir konu olduğunu hatırlatan doktor Kramer, birçok araştırmanın bir gruba dayandırılırken, bu araştırmanın rastgele bir şekilde yapılmasından dolayı emzirme ile zeka arasında bir sonuç ortaya çıkardığını ifade etti.

Kramer, emzirmenin gözlemlenmiş bilişsel faydalarının, anne sütündeki bazı maddelere mi, yoksa emzirme sırasındaki fiziksel ve sosyal etkileşime mi bağlı olduğuna henüz açıklık getirilmedi.

haber5, 06/05/2008

Anne Sütü Meme Kanseri Riskini Düşürüyor

Anne sütüyle büyüyen kadınların meme kanserine yakalanma riskinin diğerlerinden daha az olduğu saptandı.

Amerikalı araştırmacıların, yaşları 20 ila 69 olan 2016 meme kanseri kadın ve aynı yaşlarda 1960 sağlıklı kadını incelediği ve kadınların bebekliklerinde anne sütüyle beslenmelerinin meme kanserine yakalanma riskini düşürdüğünü, ancak bu etkinin ailenin ilk doğan kız çocuklarında görülmediği bildirildi.

Sonuçları Epidemiology dergisinde yayımlanan araştırma, 3 ya da daha fazla ablası olan ve bebekken anne sütüyle beslenen kadınların meme kanserine yakalanma riskinin daha az olduğunu gösterdi.

Wisconsin Üniversitesinde görevli araştırmacı Hazel B. Nichols, genel anlamda bebekken anne sütüyle beslenen kadınlarda meme kanserine yakalanma riskinin yüzde 17 daha düşük gözlendiğini, ancak ailenin ilk doğan kız çocuklarına bakıldığında böyle bir düşüşe rastlanmadığını söyledi.

Araştırmacılar, annenin kız çocuğunu doğurduğu yaşın, anne sütüyle büyüyen kadınlar üzerinde etkisinin saptanmadığını da bildirdi.

Konuyla ilgili olarak düşüşe, emzirme süresi veya anne sütündeki çevresel kirleticilerin seviyelerinin etkisinin araştırılması gerektiği de belirtildi.

star, 12/05/2008

Acılara İlaç Anne Sütü

ABD de yapılan bir araştırma, emzirmenin, bebeğin iğne yapılırken duyduğu acıyı hafiflettiğini ortaya koydu.

Chicago Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre, ayak topuklarından iğneyle kan alınırken emzirilen bebekler, emzirilmeyen bebeklere nazaran daha az ağlıyor, surat buruşturuyor ve bu bebeklerin kalp atışları hızlanmıyor.

Araştırma sonuçlarında, emzirmenin, yeni doğanlardan kan alınması sırasında etkili bir ağrı kesici olduğu belirtildi.

yenişafak, 15/02/2008

Anne Sütü, Bebekte Alerji Riskini Azaltıyor

Önemli sağlık sorunlarından olan alerjiler artık küçük bebeklerde dahi görülebiliyor. Ancak çalışmalar yüksek riskli çocuklarda anne sütü ile beslenmenin alerjik hastalık oluşma sıklığını azalttığını, en azından ortaya çıkışını geciktirdiğini gösteriyor.

Anadolu Sağlık Merkezi'nden Çocuk Hastalıkları Uzmanı Özlem Ketenci Altıkardeşler, alerjinin önüne geçilemeyeceğine ancak bazı küçük önlemlerle riskin azaltılabileceğine dikkat çekiyor.

Dr. Altıkardeşler alerjiler ve korunma yöntemleri ile ilgili merak edilen sorulara cevap verdi:

ALERJİ NEDİR?
Alerjik hastalıklar toplumun yüzde 20'sinde görülen önemli bir sağlık problemi olup, geçtiğimiz 20 yıl içerisinde artış göstermiştir. Alerjik hastalıklar bebeklerde ve küçük yaş gruplarında daha çok gıda alerjisi ve ciltte bölgesel olarak kızarıklık, kaşıntı, kabuklanma, pullanma ile karakterize bir cilt hastalığı olan atopik dermatit (ekzema) ile karşımıza çıkarken, daha büyük çocuklarda ağırlıklı olarak astım ve alerjik rinit (saman nezlesi) tablosu ile belirmektedir.

Besin alerjilerinde belirtilerin en yaygın olarak görüldüğü bölge deridir ve cilt döküntüleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Çocukluk döneminde besin alerjilerinden en çok sorumlu olan gıdalar inek sütü, yumurta, yer fıstığı, soya, buğday, balık ve fındıktır. Ancak inek sütü ve yumurtaya karşı olan alerji hayatın ilk 3-5 yılından sonra genellikle kaybolmaktadır. Alerjik astım ve alerjik rinit tanılı hastalarda ise sıklıkla ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, kedi-köpek tüyleri ve hamam böceğine karşı alerji görülmektedir.

NEDEN OLUŞUR?
Alerjik hastalıkların gelişiminde belirli risk faktörleri mevcuttur. Anne ve babada alerji öyküsünün olması, alerjenik yiyeceklere ve ev tozu akarı, polen, hayvan epitel ve tüyleri gibi alerjenlere hayatın erken döneminde maruz kalmak, özellikle alerjik astım açısından hava kirliliği ve sigara dumanına maruziyet başlıca risk faktörleridir. Alerjik rinit ve alerjik astıma erkek çocuklarda daha sık rastlandığı, düşük doğum ağırlıklı ve prematüre bebeklerde astımın daha fazla ortaya çıktığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Anne sütü ile beslenme alerjik hastalıkların gelişme riskini önlemekte etkili olabilmektedir. Özellikle erken dönemde besin alerjisi ve atopik dermatit saptanan çocuklarda ilerki dönemlerde alerjik astım ve alerjik rinit gelişebileceği unutulmamalıdır.

ANNE-BABADA OLMASI NE KADAR ETKİLİDİR?
Anne ve babada alerji olması bebeklerde alerji gelişme riskini arttıran bir risk faktörüdür. Ancak bu durum bebeklik döneminde kendini gösterebileceği gibi daha geç çocukluk döneminde de ortaya çıkabilmektedir.

ANNE SÜTÜ ALERJİYİ ENGELLER Mİ
Anne sütü alan bebeklerde de alerji ortaya çıkabilir, ancak yapılan çalışmalarda özellikle yüksek riskli çocuklarda anne sütü ile beslenmenin alerjik hastalık oluşma sıklığını azalttığı, en azından alerjik hastalıkların ortaya çıkışını geciktirdiği gösterilmiştir.

NASIL TEŞHİS EDİLİR?
Alerjiden şüphe edildiğinde kanda eozinofil düzeyi ve total Ig E bakılması yapılabilecek en basit tetkiklerdir, ancak daha kesin ve güvenilir tanı amacı ile alerji testlerinden faydalanılır. Alerji testleri her yaşta yapılabilir, ancak yaş grubuna göre farklı metodlar uygulanır. Kanda alerjene karşı spesifik Ig E bakılması ve deri testlerinden prick test en çok kullanılan alerji testleridir. Ancak prick test spesifik Ig E ile karşılaştırıldığında duyarlılığı daha yüksektir ve daha fazla sayıda alerjene karşı alerji olup olmadığı değerlendirilebilmektedir. Bununla beraber prick test uygulanırken alerjik reaksiyon gelişme ihtimali mevcuttur.

Deri testine yanıt yaşla birlikte kazanılmaktadır, daha erken dönemlerde de uygulanabilmekle beraber teste yanıt 4 yaş üstü çocuklarda belirgin pozitiftir. Bu nedenle yanlış negatiflik gösteren bir sonuca varmamak adına ve testin yapılma tekniği ile de ilgili olarak , 4 yaş üstünde prick test uygulanması daha uygun olurken, daha küçük çocuklarda kanda spesifik Ig E bakılması tercih edilen bir yöntemdir.

ÖNÜNE GEÇMEK MÜMKÜN MÜDÜR?
Doğacak bebekte kesin olarak alerji gelişiminin önüne geçebilmek mümkün değildir, ancak bazı risk faktörleri ortadan kaldırılabilirse alerji gelişme ihtimali azaltılabilir. Özellikle alerjik astımda hayatın erken döneminde alerjene maruz kalmak (ev tozu akarı, polen, hayvan epitel ve döküntüleri vs.) hastalık gelişimi için kolaylaştırıcı rol oynamaktadır.

Annenin sigara içmesi astım riskini arttırmakta, sigara dumanına pasif olarak maruz kalmak ve hava kirliliği astım ciddiyetini arttırmaktadır. İlk 4-6 ay sadece anne sütü ile beslenmek, anne sütü ile beslenmenin 1 yıl sürdürülmesi, katı besinlere 6.ayda alerjenik özelliği düşük olanlar ile başlanması ve alerjen olma ihtimali yüksek olan besinlerle (inek sütü, yumurtanın özellikle beyazı, balık, soya, yer fıstığı, buğday, mısır vs.) geç tanışma besin alerjilerinin önüne geçmekte faydalı olabilmektedir.

HANGİ BELİRTİLERLE KENDİNİ GÖSTERİR?
Bebeklerde alerji daha çok atopik dermatit veya besin alerjisi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Besin alerjisi ise en sık deri döküntüleri şeklinde belirmektedir. Bebekte besin alerjisi geliştiğinde sorumlu olabileceği düşünülen besin diyetten çıkarılır ve gelişen klinik tablonun iyileşmesini kolaylaştırmak amacıyla doktor önerisiyle antihistaminikler kulanılır. Atopik dermatit vakalarında ise deterjan, sabun ve kimyasal maddelerle temas kesilmeli, uygunsuz ısı ve neme karşı dikkatli olunmalı, bebeğin terlemesine müsaade edilmemeli, bebeği sıkmayan pamuklu elbiseler giydirilmelidir.

Banyo yaptırılması mevcut şikayetleri arttırabileceğinden çok sık banyo yaptırmaktan kaçınılmalı, banyo sonrası cilt nazik bir şekilde kurulanmalı ve sonrasında mutlaka nemlendirici krem ve losyonlar kullanılmalıdır. Antihistaminikler, kortizon veya farklı etken madde içeren merhemler doktor gözetiminde kullanılır. Alerjik hastalıkların hangisi olursa olsun tedavide en önemli nokta klinik tabloya neden olan veya ağırlaştıran alerjenlerin tespit edilmesi ve bu alerjenlerle temastan kaçınılmasıdır.

ntvmsnbc, 04/01/2008

Emzirmek, Bebek Kadar Anneye de Faydalı

Erzurum İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Esin Erdem, "Doğumdan hemen sonra bebeklerini emziren annelerde doğum sonrası kanama, idrar yolu enfeksiyonu ile göğüs ve yumurtalık kanseri görülme riski azalıyor" dedi.

Anne sütü bebek için çok faydalıdır ve bebeğe doğumundan itibaren her ağladığında anne sütü verilmesi gerekir.

Bebeklerin doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde emzirilmesi gerekir. Anne sütü, içindeki vitamin ve mineraller aracılığıyla bebekleri enfeksiyonlardan korumaktadır.

Emzirmenin, annelere de faydası vardır.

-Yakın geçmişte bazı nedenlerden dolayı anne sütü geri plana atılmıştı. Ancak dünya bu inanılmaz hatanın farkına erken varmış ve anne sütünün önemini yeniden kavramıştır. Ayrıca bebeklerin emzirilmesi anneler için de faydalıdır. Doğumdan hemen sonra bebeklerini emziren annelerde doğum sonrası kanama, idrar yolu enfeksiyonu ile göğüs ve yumurtalık kanseri görülme riski azalır.

Annelerin bebekleri emzirmeden önce bazı unsurlara dikkat etmesi gerekir.

-İlk olarak, annelerin emzirmeden önce ellerini sabunla yıkaması gerekir. Bebek emzirmenin tek bir pozisyonu yoktur. Bebek, hem anne hem de bebek için en rahat pozisyonda emzirilebilir. Emzirme sırasında bebek burnundan rahat nefes alabilmelidir. Bebek rahat olmalıdır. Giysileri ve ortam ısısı uygun, altındaki bezi kuru ve temiz olan bebek daha kolay emer. Normal bir emzirme süresi 15-20 dakika olmalıdır.

Bebeklere bazı durumlarda anne sütü verilmesinin uygun olmayabirir. Annede meme iltihabı oluşması, süte geçen ve bebeğe zararlı olabilecek ilaç kullanılması veya solunum yolu ile bulaşabilecek bir hastalığın olması durumunda bebeğe anne sütü yerine başka besin verilmesi gerekir.

BEBEKLERİ SÜTTEN KESMEK İÇİN UYGULANAN YÖNTEMLER
Bebeklerin 6 aylık olmasının ardından anne sütünün yanı sıra yutmayı öğrenmeleri için ek gıdanın verilmeli.

-Altı aylık olunca bebeğin yutmayı öğrenmesi yönünden ek katı gıdalara geçmesi gereklidir. Ancak anne sütüne de devam edilmelidir. Anne emzirmeyi 2 yıla kadar uzatılabilir. 'Yeni doğum yapmış anne yorgundur ve sütü yoktur' diyerek bebeği anne sütünden mahrum etmek ya da başka bir sıvı vermek yanlış bir davranıştır. Bebekler bir yaşına geldikten sonra anne sütü iyice azalır. Bebek yavaş yavaş sütten kesilebilir. Ancak, bebeği sütten kesmek için anne ile bebeği ayırmak ya da meme başına acı biber gibi şeyler sürmek son derece yanlıştır.

ntvmsnbc, 13/08/2007

Sentetik Kokular Anne Sütüne Karışıyor

Amerika'da anne sütleri üzerine yapılan bir araştırmada süt örneklerinde sentetik koku kimyasallarına (fragrançe) rastlandı.

Uzmanlar, sentetik kokuların sadece parfümlerde değil, hemen hemen bütün kozmetik ürünlerinde, şampuan, tıraş kremleri, çamaşır yumuşatıcıları gibi sık kullanılan birçok üründe bulunduğuna dikkat çekiyor.

Araştırma sonuçlarına göre Amerikalı annelerin sütlerinde xylene, ketone, HHCB, HHCB-lactone ve AHTN adlı kimyasallar bulundu.

Bu kimyasalların miktarının da Danimarka ve Almanyalı annelerin sütlerinde 10 yıl önce çıkan miktarın beş katı olduğu açıklandı.

zaman, 09/ 05/2007

Anne Sütüyle Beslenenler Daha Zeki

Bilim adamları, anne sütüyle beslenen çocukların diğerlerine göre daha zeki olduğunu bildirdi.

Amerikalı ve Danimarkalı bilim adamları tarafından araştırma, anne sütüyle beslenme süresinin uzunluğunun çocuğun zekasını etkilediğini ortaya koydu.

Bilim adamları, anne sütünün faydasını, içeriğindeki maddelerin beyin kapasitesini artırmasına bağladı.

Sonuçları ''Journal of the American Medical Association''da yayımlanan araştırma, 1959-1961 yıllarında doğan 9 bin 125 kişi üzerinde yapıldı.

Bir aydan daha az süreyle anne sütü alan kişilerin IQ seviyelerinin 99.4'te kaldığı, bunun da 100 ortalamasının altında bulunduğuna dikkat çekildi. 2-3 ay süreyle emzirilen kişilerin 101.7 seviyesine ulaştığı, 4-6 ay anne sütü alan kişilerin ise 102.3'lük bir zeka düzeyine çıktığı belirtildi. 7-9 ay emzirilen kişiler ise 106'lık bir IQ seviyesi yakaladı.

Bebekler İçin En İyisi (Anne Sütü)

Dünya Sağlık Örgütü ve çocuk sağlığı alanında çalışan bilim adamları, bebeklerin 6 ay yalnız anne sütüyle beslenmelerini ve 6 aydan sonra uygun ek gıdaya başlanarak emzirmenin 2 yaşa kadar sürdürülmesini önermekteler. Bu şekilde, 1,5 milyon bebeğin ölümünün, 10 katı bebeğin de hastalanmasının önlenebileceği bildiriliyor. Anne sütü bebeklerin beslenmesinde en ideal besin ve yerini tutabilecek başka hiçbir besin maddesi de yok. Sağlıklı bir annenin sütü ilk 4-6 ay kadar bebeğinin beslenmesinde tek başına yeterli. Anne sütü 6. aya kadar bebeğin gereksinim duyduğu tüm gıdaları miktar ve biyolojik yararlılıkları en uygun şekilde içeriyor. Aynı zamanda bebeği enfeksiyondan koruyarak sağlıklı şekilde büyümesini ve gelişmesini sağlıyor. Annenin sütü yeterliyse 4-6 aya kadar bebeğin ne mamalara, ne tamamlayıcı besinlere, ne de suya gereksinimi var.
Bebeğin doğumundan hemen sonra ve ilk günlerde (3-14 gün) anneden sarı renkli ve koyu kıvamlı, "kolostrum" denen süt salgılanır. Anne, gebeliği sırasında başka bir çocuğu emziriyor olsa bile yine doğumdan hemen önce ve sonra da kolostrum salgılanır. Günlük salgılanan kolostrum miktarı 10-100 ml'dir. Doğumdan 30-40 saat sonra salgılanan miktar artar ve 3-14 gün sonrada anne sütü haline dönüşür. Kolostrum'un yoğunluğu yüksektir. Anne sütüne göre daha az laktoz içeren kolostrum, protein, yağda eriyen A, D, K gibi vitaminlerle çinko ve sodyum gibi mineraller bakımından da olgun süte göre daha zengindir. Böylece anne karnından dış ortama gelen bebek, kolostrum sayesinde ilk birkaç gün içerisinde enfeksiyondan en iyi şekilde korunmuş olur. Doğar doğmaz ilk olarak anne sütüyle beslenen bebeklerin, ağızdan başlayarak mide bağırsak sistemleri tamamen immünoglobulinlerle kaplanır (mukozal bir tabaka oluşur) ve böylece dış ortamdan gelecek hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı korunması sağlanır. Bebeğin kolostrumdan yararlanması için doğumdan sonra mümkün olan en kısa zamanda emzirilmeye başlanmalıdır (yarım saat içinde). Bazı yörelerde bu sütün bebeklere verilmemesi kesinlikle yanlış bir uygulamadır. Kolostrum'un damlası bile ziyan edilmeden bebeğe verilmesi, bebeğin sağlığı açısından son derece önemlidir.

Anne Sütünün Üstünlükleri

- Anne sütü güvenlidir, ekonomiktir. Bozulma ve ekşime riski yoktur.

- Anne sütü kullanışlıdır, her zaman temiz ve hazır bir besindir. Hazırlama ve ısıtma gibi zorunluluklar yoktur. Önceden planlanması, paketlenmesi gerekmez, her zaman kullanılabilir (arabada, uçakta, gece yarısı) ve hep uygun ısıdadır. Anne ve bebek birlikte değilse (örneğin anne dışarıda çalışıyorsa) süt önceden sağılıp daha sonra kullanılmak üzere buzdolabında saklanabilir. Anne sütü oda ısısında 6 saat, buzdolabının rafında 24 saat, buzluktaysa 6 ay bozulmadan saklanabilir.

- Anne sütü tek başına ilk 4-6 ay, D vitamini dışında bebeğin tüm besin ihtiyacını karşılar.

- Anne sütü allerjik değildir. Buna karşılık inek sütünde bulunan betalaktoglobulin allerji yapabilir, hatta antikor oluşumuna neden olarak bebeği anaflaktik şoka (bebeklerde yaşamı tehdit eden bir allerjik tepki) sokabilir.

- İnek sütünde ve hazır mamalarda bulunmayan ama anne sütünde bulunan en az 100 besin maddesi vardır.
Anne sütü her bebek için özeldir; gerektiği kadar hammadde annenin kan dolaşımında seçilir; sütün bileşimi günden güne bebeğin gereksinimine göre değişir.

- Anne sütünün sindirimi inek sütünden daha kolaydır. Çünkü anne sütü bebekte bulunmayan ve sindirime yardımcı olan enzimleri (lipaz, amilaz gibi) içerir. Anne sütünün protein oranı (%1,5) inek sütününkinden (%3,5) düşüktür; bu da bebeğin hazmını kolaylaştırır. Ayrıca fazla protein ve mineralin idrarla atılması gerekmediği için, anne sütüyle beslenen bebeklerde, böbreğin yükü hafiftir.

- Toronto'daki Genel Sağlık Araştırmaları Enstitüsü uzmanlarıyla Japonların ortaklaşa yaptıkları çalışmalarda, anne sütünde bulunan bir proteinin, bebeğin hücrelerinde daha fazla antikor oluşmasına neden olduğu bildirilmiş bulunuyor.Araştırmalar,süt veren annenin kendi vücudunda bulunan, virüslere ve mikroplara karşı vücudu koruyucu özelliği olan antikorları bebeğe naklettiğini, ancak bu korumanın, bebeğin anne sütü aldığı sürece geçerli olduğunu gösteriyor. Aynı çalışmalarda yeni keşfedilen bu proteinin yoğurt, bebek maması ve tahıllı yiyeceklere katılabileceği de belirtiliyor.

- Anne sütü alan bebekler yaşamın ilk yıllarında daha az hasta olurlar. Bu korumayı kısmen anne sütünde ve süt öncülü kolostrumda bulunan bağışıklık etmenleri sağlar.

- Anne sütünün içerdiği yağ miktarı emme süresine bağlı olarak değişir. Öğünün sonunda gelen sütün yağ miktarı daha fazladır ve bebekte tokluk hissine yol açar. Bu durum bebeğin şişman olmasını önler ve böylece ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek şişmanlığa bağlı hastalıklardan bebeği korur.

- Anne sütündeki kolesterol miktarı hazır mama ve inek sütüne oranla daha yüksektir. Ancak bu yüksek kolesterol miktarı ilk aylarda gerekli enzim sistemlerini geliştirir. Böylece ileri yaşlarda damar sertliğine yol açan yağların birikimi önlenmiş olur.
- Anne sütündeki laktoz miktarı çok yüksektir. Laktoz kalsiyumun emilimini artırır. Bağırsakta vücut için yararlı olan laktobasillerin üremesini sağlar.

- Anne sütündeki şeker, bebeğin enerjisinin %40'ını sağlar ve merkezi sinir sisteminin gelişimine yardımcı olur.

- Anne sütünde kalsiyum/fosfor inek sütüne oranla 2:1'dir ve bu nedenle anne sütündeki kalsiyumun emilimi yüksektir. Anne sütü daha az fosfor içerir. Anne sütündeki demirin biyoyararlılığı yüksektir ve % 70'i emilmektedir.

- Anne sütü alan bebeklerde ortakulak iltihabı, solunum yolları hastalıkları ve mide-bağırsak hastalıkları daha az görülürken, bazı kronik hastalıkların oluşma riski de azdır (Tip 1 diabet, çölyak hastalığı, obesite, koroner kalp hastalığı gibi).

- Bebeğin anne sütüyle beslenmesi anne-çocuk ilişkisini kuvvetlendirerek bebeğin ve annenin duygusal doyumunu sağlar.- Yenidoğanın anne vücudunda ihtiyaçlarını sağlayan plasentanın yerini, doğumdan sonra anne memesi alır. Biyolojik ve psikolojik yönden bebek, sıcak, güvenli ve kendini koruyan bir çevreye gereksinim duyar" . Ayrıca, bu temasın bebeğin annesini daha iyi tanımasına neden olur."Araştırmalarda, hırpalanan ve sömürülen çocukların, doğum sonrası erken dönemde annelerinden ayrılmak zorunda kalan ya da yakınlaşma sağlanamayan çocuklar olduğu saptanmıştır. Doğumdan hemen sonra anne beyninin, özellikle yenidoğandan gelen uyarılara karşı hassaslaştığı bilinmektedir. Bebek ile anne arasında doğumdan sonra kurulan göz göze, ten tene temas, anne-bebek ilişkisini güçlendirir."

- Anne sütü, bebeğin ruhsal, bedensel ve zeka gelişimine yardımcı olur. Anne sütü alan bebekler daha az ağlar.

- Emzirmek gebelik sırasında biriken yağların yakılmasına yardımcı olur. Eğer anne yalnızca süt vermeye ve gündelik yaşamına yetecek kadar kalori almaya devam eder ve tüm kalorilerin besleyici gıdalardan gelmesine özen gösterirse, kendi bedenini şekle sokmanın yanı sıra bebeğinin tüm beslenme ihtiyacını da karşılayabilir.

- Erken doğum yapan annelerin süt bileşimi, zamanında doğum yapanlardan farklıdır. Daha fazla protein ve tuz içerir. Bu farklılık erken doğan bebeğin ihtiyacını karşılamaya uygundur.

" Doğumdan sonra mümkün olduğunca erken dönemde bebeğini emzirmeye başlayan ve sık aralıklarla emziren annelerde oksitosin hormonunun salgılanmasındaki artışa bağlı olarak rahim kasılmaları da artar. Bunun sonucunda rahim daha çabuk toparlanacağı için doğum sonrası kanama miktarı da azalacaktır.

- Emziren annelerde adet kanamalarının, emzirmeyen annelere göre daha geç başladığı, böylelikle yeniden gebe kalmalarının önlendiği çok eski çağlardan beri bilinir. Emzirmenin, anneyi yeni bir gebelikten korumadaki rolü, bebeğin meme emme sıklığına ve yoğunluğuna bağlı olmakla birlikte, doğurganlığı azaltan bir etmen olarak da önemlidir. 1988'de Kennedy ve arkadaşları gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yapılmış 13 çalışmanın verilerini gözden geçirmişler ve etkin bir doğum kontrolü için tam ve tama yakın emzirme gerektiğini, kadının böylece adetten kesileceği sonucuna varmışlar. Bu şekilde emziren kadınlarda doğumdan sonraki ilk altı ayda gebelikten korunma oranı %98'e kadar çıkabilmekte. Bu korunma derecesi ABD'deki modern doğum kontrolü yöntemlerinin bir yıllık kullanımıyla eş değerde. Ancak uygun emzirme sağlanmazsa ve adet başlarsa etkin bir doğum kontrol yöntemi kullanılması gerekir.
Yapılan araştırmalar, bebeklerini emziren kadınlarda meme ve yumurtalık kanserinin daha az sıklıkta ortaya çıktığını göstermiş bulunuyor.

Kolostrumun Özellikleri

1- Enfeksiyon önleyici etmenlerden zengindir.

2- Olgun sütten daha fazla oranda protein içerir.

3- Bağırsağı geliştiren, allerji ve intolerans gelişmesini önleyen büyüme faktörlerini içerir.

4- Yağ ve laktoz içeriği olgun süte göre azdır.

5- Enfeksiyonların daha hafif geçirilmesini sağlayan A vitaminini yüksek oranda içerir.

6- D, B12 ve K vitamini kolostrum da yüksek oranda bulunur.

7- Sodyum ve çinko içeriği, olgun süte oranla daha yüksektir.

8- Mekonyumu temizleyerek sarılığın önlenmesine yardımcı olur (müshil etkisi). Kolostrumdan sonra annenin sütü olgun süt niteliğini kazanır.

 

Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|sağlıklı yaşam|haberler|ilk yardım|hastalıklar|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document