Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
Site İçi Arama
 
Untitled Document
 
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
site haritası

 


Ameliyat En Son Çare Olmalı

Untitled Document

 

yaklasansaat.com
 
 

 

 

Florence Nightingale Hastaneleri Nöroşirürji Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Cengiz Kuday, 'Bel ve

boyun fıtığı' rahatsızlıklarında ameliyatın son çare olması gerektiğini kaydetti.

Kuday, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'de son zamanlarda bel ve boyun ağrısı şikayetleriyle hastanelere başvuranların sayısının hızla arttığını belirterek, bu artışın ülkede daha önce yetersiz olan fizik tedavi rehabilitasyon hizmetlerinin gelişmesini sağladığını vurguladı.

Prof. Dr. Cengiz Kuday, ''Çok yaygın görülen bel ve boyun fıtığı, ağrı, kollarda ve bacakta uyuşma, güç kaybı gibi şikayetlere neden oluyor. Bel ve boyun fıtığında diğer tedavi metotları denenmeden hemen ameliyat olmaz. Hastanın bilmesi lazım ki her bel ve boyun fıtığı, ameliyata aday değildir. İlaç tedavisi, istirahat, fizik tedavi, spora rağmen şikayetler geçmiyorsa o zaman ameliyat edilmeli. En az üç ay beklenmeli'' ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Kuday, hastaların gereksiz yere, ''Felç olursun, iktidarsız olursun, idrarını tutamazsın, gaytayı kontrol edemezsin, eğer boyundaysa boyundan aşağısı felç olur'' şeklinde korkutulduğunu işaret ederek, hastaların bu gibi uyarıları dikkate almaması gerektiğini belirtti.

Bel ve boyun fıtığının ameliyat sonrası tekrarlayabildiğini vurgulayan Kuday, ameliyat sonrası yüzde yüz iyileşme olmayabileceğini, rahatsızlıkların nüksedebileceğini, genç hastalarda ise hastalığın tekrarlama oranının yüzde 10-15 oranında daha fazla olduğunu kaydetti.

Prof.Dr. Cengiz Kuday, ancak tüm tedavi yöntemlerine rağmen, ilerleyen nörolojik bir bulgu olduğunda, ameliyatın gerektiğini dile getirerek, ''Eğer her türlü tedaviye rağmen, ilerleyen nörolojik bir bulgu olduğu takdirde, bel fıtığında 'lasek testi' denen ve hastanın bacağını 10 derece kaldırdığımızda ağrı hissediyorsa, verdiğimiz ağır ağrı kesicilere rağmen ağrı devam ediyorsa, başparmağında zayıflık varsa ameliyat gerekir. İdrar ve gayta kaçırıyorsa vakit kaybetmeden ameliyat yapmak lazımdır'' ifadesini kullandı.Bel ve boyun fıtığı ameliyatında pek çok tekniğin uygulandığını vurgulayan Prof. Dr. Cengiz Kuday, şöyle devam etti:

''Çok sayıda teknolojik yöntem var. Microdiskektomi ise en çok tercih edileni. Bunun dışında bu ameliyatlarda endoskopi ve lazer teknikleri kullanılıyor. Bunların pek çoğu microdiskektominin üstüne geçmez. Ayrıca her vakada endoskopik yapılamaz. Ama hiç yapılmayacak diye bir şey de yok. Endoskopik ameliyatların dezavantajları daha uzun sürmesi ve fıtığın tekrarlama oranının daha çok olması. Bu ameliyatlarda likör yırtığı oluyor, sızıntı olabiliyor, ameliyat alanını rahat göremiyorsunuz, komplikasyon oranı biraz daha fazla oluyor. Bu ameliyatlarda lazer kullanım yöntemi ise çoktandır bırakıldı. Fıtığa lazer veriliyor, fıtık küçülüyor, ama lazerin kontrol edilemeyen bir gücü var. Işını vereceğiniz odak noktayı geçip, diğer organları etkileyebiliyor.''

Kuday, bel ve boyun fıtığı ameliyatlarında ülkemizde gereksiz enstrüman kullanıldığını belirterek, bu oranın dünyada Türkiye ve Brezilya'da çok daha fazla olduğunu, ithal malzemelerin çok pahalı ve lüzumsuz kullanıldığına dikkat çekti.

samanyolu, 11/09/2011

Boyun Sağlığının Önemi

Boyun Kireçlenmesi Çalışanları Vuruyor

Boyun kireçlenmesi, fiziksel olarak ağır işlerde veya uzun süre aynı pozisyonda çalışanlar, işinden memnun olmayanlar, monoton iş hayatı olanlar, kilolu kişiler ve ciddi omurga eğrilikleri olanlarda daha çok görülüyor ve yaşam kalitesini düşürüyor.

- Boyun kireçlenmesi, boyun omurlarının ve aralarında bulunan disk yapılarının yıpranması sonucu gelişen bir tablodur. Meydana gelen değişiklikler, omur iliğin geçtiği kanalı veya omurlar arasından çıkan sinirlerin geçtiği kanalları daraltarak sinirlerde bası oluştururlar. Bu basıya bağlı olarak boyunda ve kollarda ağrı ve uyuşma ortaya çıkar. Şikayetler sıklıkla 40-50 yaş arasında gelişir. Yaş ilerledikçe de görülme sıklığı artar.

Ağrı, boyun hareketlerinde kısıtlılık ve kaslarda gerginliğin en sık görülen şikayetler olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi'nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof.Dr. Semih Akı, boyun kireçlenmesi ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.

AĞRI ŞİKAYETİYLE BAŞLIYOR
Ağrı şikayeti sıklıkla boyun hareketleriyle artan, dinlenince azalan nitelikte gelişir. Boyun kireçlenmesinde sinir basısına bağlı olarak kol ağrısı, uyuşma, kas güçsüzlüğü ve duyu kusurları olabilir. Boyun ağrısı omuzlara ve sırta yayılabilir. Ağrı süresi uzadıkça uyku bozukluğu, depresyon şikayetleriyle karakterize kronik ağrı sendromu denilen tablo gelişir.

ÇOK ÇALIŞANLARIN HASTALIĞI
İleri yaştakiler, fiziksel olarak ağır işlerde veya uzun süre aynı pozisyonda çalışanlar, işinden memnun olmayanlar, monoton iş hayatı olanlar, kilolu kişiler, ciddi omurga eğrilikleri (skolyoz) olan hastalarda boyun kireçlenmesi riski daha fazladır.

Tanı genellikle muayeneyle konuyor. Boyun filmi, magnetik rezonans görüntüleme (MRI), bilgisayarlı tomografi ve sinir ileti çalışmaları, muayene bulgularını desteklemek için yapılan tetkiklerdir.

ÖNCELİK İLAÇ TEDAVİSİNDE
Boyun kireçlenmesinde öncelikle ilaç tedavisi ile fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarında sıcak soğuk tedavileri, elektrik tedavisiyle kas spazmı ve kola yayılan ağrının azaltılması sağlanır. Boyuna yapılan çekmeler kola yayılan ağrının azaltılmasında kullanılır. Ağrı kontrole alındıktan sonra boyun kaslarını kuvvetlendirici, duruşu düzeltmeye yönelik egzersiz programlarına başlanır. Girişimsel yöntemlerden direkt olarak eklemlere ilaç uygulamaları ve sinir köküne yönelik enjeksiyonlar, uygulanan diğer tedavi yöntemlerindendir. Cerrahi tedavi, omur ilik basısı, sinir kökü basısı veya omur iliği besleyen atardamarlara olan basıları ortadan kaldırmak gerektiğinde uygulanıyor.

Boyun ağrısından korunma önerileri
-Bilgisayarla çalışırken boynun doğal pozisyonunu bozmayacak şekilde ayarlamalar yapın. Bilgisayarın durduğu masa ile oturulan iskemlenin yüksekliği orantılı olmalı. Bilgisayar göz hizasına göre ne çok aşağıda ne çok yukarıda olmalı. Sırtınızın desteklendiği uygun bir iskemle ve başınızın 10-15 derece öne Eğilliği pozisyon en uygun olanıdır.
-Sık telefon görüşmesi yapıyorsanız, kulaklık biçimindeki telefon ahizelerini tercih edin.
-Uzun süre aynı pozisyonda kalmamaya özen gösterin, 30-40 dakikada pozisyon değiştirin
- Uzun süre taşıt kullanmaktan kaçının.
- Çok yüksek veya alçak yastık kullanmamaya dikkat edin. Yastığın, boyun boşluğunu desteklemesine dikkat edin.
-Boyun bölgesine yönelik verilmiş egzersizleri her gün yapmaya özen gösterin.

ntvmsnbc, 24/07/2007

Boyun ve Bel Ağrıları

Boyun fıtığı, travma, duruş bozukluğu, bilgisayar ve telefon kullanımına bağlı olarak ortaya çıkabilen boyun ağrıları en sık görülen ağrılardan biridir.

Prof. Dr. Hidayet Sarı, boyun ağrıları, bel ağrılarından sonra ikinci sırada yer aldığını söyledi. Bel ağrılarının bir insan yaşamında % 80 oranında görülme sıklığı var. Boyun ağrıları, bunun dörtte biri, beşte biri civarındadır.

MESLEKİ FAKTÖRLER ETKİLİ
Cinsiyetten ziyade mesleki faktörler etkili. Dikiş nakış, temizlik, perde asma, silme gibi bunlar son derece boyun ağrılarını arttıran faktörler. Sekreterlik, öğretmenlik, bilgisayar kullanımı, şoförlük,  boyun ağrılarını arttırıcı bir faktördür. Frenler, manevralar ve çarpmalar, trafik kazaları boynu kötü etkileyen hadiselerdir.

ORGANİK NEDENLİ AĞRILAR
Zamanla boynun eklem yapısını da, kas yapısını da etkilemekte ve bozmakta. Arkada bulunan küçük eklemler bozulur. Ve bunların geçip geldiği sinir delikleri daralır. Ve kişide boyun ağrısı, kol ağrısı, elde uyuşma, hatta beyne giden kan damarlarını etkilediği için baş dönmesi, dengesizlik, unutkanlık gibi bir çok şikayetleri de beraberinde getiriyor.

UYUŞMA DURUMU
Boyun, kol ağrısı olup, uyuşma da olması durumunda bir sinir sıkışmasının söz konusu olabilir. Özellikle geceleri uyuşmayla seyreden ve kol ağrısı da yapan, hanımlarda da sık görür, Bilekte sinir sıkışmasından kaynaklanan  uyuşmalar gündüz geçer. Yapılacak en doğru iş elektromiyografi yapıp, sinirin nerede sıkıştığını   tespit etmek ve buna göre uygun tedaviyi, uygun hekimce, ya nöroloji ya fizik tedavi uzmanınca belirlemektir.

DURUŞ BOZUKLUĞUNUN ETKİSİ
Boynun, yazmada, çizmede, araba kullanmada, televizyon seyretmede, kötü kullanımı söz konusu olmaktadır. Boyun hiçbir bükülme göstermeksizin, herhangi bir aktivite sırasında ve dönme halinde olmaksızın serbest biçimde ve dikey doğrultuda bakması lazım. Vücudumuzla bakmamız ve okuyacağımız, yazacağımız şeyleri başımızı eğerek, cismi kendimize kaldırarak dikey vaziyette ona doğrultmamız doğru olur. Bütün sistemi buna doğru düzenlemek lazım. Boynu büken, eğen, kaldıran sistemlerden ziyade boynun dik, düzgün kullanma, sistemli şekilde masayı, çalışma koşullarımızı düzenlememiz lazım.

KİREÇLENME ve BAŞAĞRISI
En üst boyun omurumuz C1, C2 dediğimiz omur arasından başa giden sinirler çıkmaktadır. Eğer sıkışmışsa, şiddetli baş ağrısı yapabilir. Bir de boyun kasları, aynı zamanda başa yapışan kaslardır. Bunların da aşırı kullanımı, gergin duruşu, çalışma koşullarının ağırlığı, stresin birikmesi, çünkü stresin esas birikimleri omuz ve boyunlardır, gerginlik baş ağrısı dediğimiz şiddetli boyun ağrıları yapabilir. Dolayısıyla baş ağrıları kassal olarak boyundan kaynaklanabilir. Artı bir de C1 sinirinin sıkışmasına bağlı, boynun arkasından başlayıp, kulağa, göze vuran bir ağrı gelişebilir.

BİLGİSAYAR KULLANIRKEN YAPILAN YANLIŞLAR
Bilgisayar kullanımında, masanın, bilgisayar ekranının, klavyenin ve çalışma, duruş şeklinizin mutlaka iyi bir ergonomi uzmanı tarafından kişiye belirtilmesi ve gösterilmesi lazım. 20 dakikada bir ara verilmeli ama 20 dakikada bir insanın kalkıp ara vermesi çalışma hayatında mümkün değil. Ama 45 dakikada çalışmayı aynı bir ders saati düşünürsek, 45-50 dakikada bir 5-10 dakika verilip, boyun hareketleri yapılır. Şöyle bir gevşeyip, esneyip ve ondan sonra tekrar çalışmaya geçmesini özellikle tavsiye edilebilir.
Mekanik kaynaklı ağrılarda ağrı kesici almak, yapıcı bir faktör olmayıp, sadece ağrıyı keser, olayı düzeltmez. Dolayısıyla mutlaka olayın esas nedenini saptayıp, buna uygun, kökten kaldırıcı fizik tedavi ve egzersiz, eğer buradaki sorun kötü kullanımsa, onun da mutlaka düzeltilmesi gerekmektedir. Ağrı kesiciyle boyun ağrısını tedavi etmek, hiçbir mekanik ağrıyı tedavi etmek mümkün değil.

TANI YÖNTEMLERİ
Boyun ağrılarının tanısında kullanılan başlıca yöntemlerle ilgili olarak ise Prof. Dr. Sarı, şunları söyledi: "Özellikle ülkemizde, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme merkezlerinin artmasıyla birlikte, hekimlerin de bu rahat görüntülerden teşhise gitme imkanının belirmesiyle maalesef bu konuya çok istek oldu ve hastalar gönderiliyor. Hastalar ellerinde raporlarıyla, görüntüleriyle geliyorlar. Bunlar teşhiste esas basamak değildir. Esas basamak, hastanın dinlenmesi, fizik muayenesi, nörolojik muayene ile değerlendirilmesi ve hastanın durumunun belirlenmesi gerekir. Hatta bunda psikolojisi dahil, çalışma koşulları, evdeki geçimi dahil...Yani, sadece emar değil. Bütün bunların değerlendirilip, hastanın bir bütün olarak ele alınması lazım. Bunların sonucunda hastaya teşhis konulamamışsa ve tedavide cerrahi bir girişim gerekiyorsa, o zaman emara başvurulabilir. Oradaki emar ve bilgisayarlı tomografisi görüntüsünde çok önemli bir şey var. Eğer, kişinin fizik muyaene bulgularıyla, emar bulguları uyum sağlamıyorsa, emar, yine bizim açımızdan teşhiste bir yol gösterici değildir. Yani, bizim kendi bulgularımız, fizik muayene bulguları, çok daha objektif ve hastaya uygun bulgulardır. Yeter ki, ciddi bir sistematik muayene yapılmış olsun. Dolayısıyla bunlar hastalığın teşhisi değildir."
Prof. Dr. Sarı, "Ben, hastaya bunu şöyle izah ediyorum. Hasta soruyor: 'bende boyun fıtığı var. Ameliyat olmam lazım'.. Ben de diyorum ki, 'sizde boyun fıtığı yok'... Hasta, 'nasıl olur, emarda böyle gözüküyor' diyor. Ona şunu izah ediyorum: 'Sizin resminiz, sizin iç yapınızı nasıl göstermezse, yani iyi bir insan, kötü bir insan olduğunuzu göstermezse, biraz bilgi verir ama, bütün olayı detaylı izah etmez. Bu emar da, resim kadar geçerlidir. İçinizi göstermez.
İçinizi bizim yaptığımız muayeneler, bulgular gösteriyor. Bunlara göre yok, görüntüde olsa bile' diyorum ve olayı böyle izah ediyorum. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte hekimlik yönünün kullanılması yerine, hastanın görüntülerine bakıp teşhis yönü kullanılma durumuna girdi. Bu da çok kötü teşhis ve tedavi hatalarına yol açmaya başladı. Maalesef bu da teknolojinin kötü kullanımı olarak, ülkemizde yaygınlaşmaya başladı. Hekim olarak bundan şikayetçiyim."

TEDAVİ
"Hastanın çok iyi dinlenmesi lazım. Başlangıcından itibaren, nasıl oldu, nasıl bitti, bütün detayları sormak lazım. Arttıran, azaltan faktörler, çalışma koşulları, hepsinin değerlendirilmesi lazım. Ondan sonra fizik muayene, hareket muayenesi çok önemli. Boyun hareketlerine bakmak lazım. Nörolojik muayene çok önemli. Kas kuvvetini, refleksleri, hissiyatı değerlendirmek lazım. Ve sadece bunu yapmak bile yetmiyor. Kolla ilgili bir sorun varsa, göğüsle, sırtla ilgili bir sorun varsa, bunların da teker teker bölge bölge, omuz, dirsek, el bileği ve hatta akciğer filmi dahil olmak üzere değerlendirmek lazım. Sadece boyun emarına bakıp, boyun, kol ağrısını teşhis etmek, son derece hatalı bir yaklaşım olur."

OMURGA SAĞLIĞI
"Omurgamızda üç tane önemli kavis var. Boyunda, içe doğru, sırtta dışa doğru, belde içe doğru, T şeklinde arkadan bakıldığında, yandan bakıldığında, bir kavislenme olması lazım. Bu kavisin korunması lazım. Bu kavisin korunması için kişinin bel ve karın kaslarının, bel yönünden çok güçlü olması lazım. Beli esas dik tutan, korseleyen karın kaslarımızdır. İnsanlar, zanneder ki, sırt kaslarım, bel kaslarım sıkı olursa, dik dururum. Hayır, karın kaslarınız güçlü olursa, siz dik durabilirsiniz. Onun karın içeri, sırt dik vaziyette, göğüs dışarı şeklinde bir tabir vardır. Yani, karın kasları, belin mekaniğini koruması için en önemli yapıyı oluşturur. Kadınların, bir şansızlığı var. Doğumlar sonucunda gevşeme ortaya çıkıyor. Ayrıca, sezaryen ameliyatları da buna maalesef zemin hazırlıyor. Bu yapıyı bozuyor. O nedenle hamilelik sırasında ve sonrasında, mekanik yapıyı bozduğu için sorun ortaya çıkıyor. Oturma da karın kasını gevşettiği için o da bel ağrısına zemin hazırlayan bir faktör oluyor. Yani, karın kasımız, belin mekaniğini korumada önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor."
Kadınların iş yaptıkları, mutfak tezgahının bel ağrısı açısından risk faktörüdür.  Eğilme hareketi, otomatikman bel omurlarına çok aşırı bir yük bindiriyor. 70 kg'lık bir kişiyle ayakta, sabit dik dururken, diske 70 kg'lık bir yük biner. Her eğilme durumunda 150-200 kg'a çıkar bu. Ağır kaldırma durumunda 260 kg'a kadar çıkar. Ve tabi basıncı arttığı için de diskleri son derece zorlayıcı, yırtıcı bir etki yapar. Ve ileride bel fıtığına, disk fıtığına zemin hazırlar. O bakımdan mutfak tezgahlarının yüksek olması, fazla öne doğru bükülmeden çalışılması, doğru davranış olur.

ŞİŞMANLIK VE SİGARANIN ETKİSİ
Şişmanlığın esas etkisi, ağırlığın kalça ve dizlere binmesidir. Bele pek fazla binmiyor, o yönden şanslılar. Ama karın kasları zayıfsa, o, bel için önemli bir risk faktörü. Sigara, beslenme alışkanlığını bozuyor. Sigara içen bir insan sık öksürmek durumunda, akciğerlerini temizlemek için. Sık öksürme, bele kompresif yükler bindiriyor. Ve diske basıncı artırıyor. Diski ezerek, zamanla diskin bozulmasına zemin hazırlıyor. Aynı zamanda sigara kan dolaşımı bozarak, kemiklerde diskin beslenmesinde üzerinde de etkili olduğu düşünülüyor. Özellikle öksürmesi refleksini uyarması, diski zorluyor.

Egzersizler, son derece önemli. Düzenli, sporcu gibi egzersiz yapması lazım. Özellikle germe egzersizleri, omurgayı düzeltici egzersizleri yapması lazım. Yüzme egzersizlerini tavsiye ediyoruz. Kaplıca ve sıcak havuzda yüzme... Bunlar omurganın tekrar düz halde durması bakımından son derece önemli. Ama en önemlisi, egzersiz. Günde yarım saatini, spora ayırması lazım. Özel egzersizleri vardır, solunum, germe egzersizleri dediğimiz özel egzersizleri var bu hastalık grubunun... Onları düzenli biçimde yapması lazım."

TANI KOYMA YÖNTEMLERİ
"Bel ağrılarında da hastanın dinlenmesi, fizik muayenesi, nörolojik muayenesi, yüzde 90'ın üzerinde teşhisi koydurur. Yani, başka bir şeye gerek yok. Ben, bir çok hastaya bel fıtığı teşhisi koyduğum zaman, emarı ve görüntüleme metodu olmadan. Diğer doktor, bunlar olmadan nasıl teşhis koymuş, şeklinde uyarı getirdiklerini söylüyorlar. Ben de onlara diyorum ki, bu görüntüleme metodlarını kullanmadan nasıl teşhis konulamıyor. Onu bana söylesinler, ben de ona cevap vereyim, diyorum. Şunu demek istiyorum: Yüzde 90'ın üzerinde iyi bir fizik muayene, bel ağrılarında kesin teşhisi koydurur, fıtık dahil. O nedenle yüzde 10 hastaya da böyle bir tetkik istenirse yapılabilir."

TEDAVİ PLANI
Tedaviyi planı ve ne zaman fizik tedavi, ne zaman ameliyat önerildiği ile ilgili olarak Prof. Dr. Sarı, şunları söyledi: "Bel fıtığı tek bir hastalık değildir. Herkes aynı değildir. Bunun safhaları vardır. Başlangıç safhası, orta safhası, ilerlemiş safhası, diyelim... Bu başlangıç safhasında hastanın bir iki haftalık yatak istirahatı, ağrı kesici ve kas kesicilerle rahatlıkla kendiliğinden düzeliyor. Ayakta durması, zorlaması gibi düşünün. İstirahatte geçer. Orta safhasında, bu safhayı geçmiş, bacağa vurmaya başlamış ağrılar. Bu safhada gerekiyorsa, korseleme ve fizik tedaviye geçilebilir. İlerlemiş safhası ve eğer nörolojik bulgular, yani sinir hasarı bulguları fazla ağır değilse, yine fizik tedavi ve egzersiz tedavileriyle bu safha da atlatılır. Ancak, sinirde fazla hasar meydana gelmişse, yani hastanın ayağı yukarı doğru kalkmıyorsa, kalkmama durumuna gidiyorsa daha doğrusu... Ve her iki bacakta güçsüzlük ortaya çıkmışsa, hasta yürüyemiyorsa... Ve iki-üç aylık tedaviye rağmen, hastada herhangi bir gelişim yoksa, cerrahiye o zaman başvuruyoruz. Bu cerrahi geçirenlerle geçirmeyenler arasında bel fıtığı yönünden uzun araştırmalarla, uzun takiplerle çıkan sonuç şu. Evet, ameliyat geçirenler, ilk bir-iki yıl ağrıları daha iyi düzeliyor. Daha rahat kurtuluyorlar. Bir-iki yıl rahat ediyorlar. Ancak üç-dört yıl sonra, ameliyat olanla olmayan arasında bir fark kalmıyor. Hatta ileri yıllarda belki ameliyat olanda daha fazla komplikasyon çıkmaya başlıyor.
 "Buradan çıkan sonuç şu: Belin biomekaniğini bozan her türlü şey, ileride bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Kısa vadede çözüm üretse bile, ileride çıkacaktır. O nedenle, belinizi fıtık olmadan önce iyi koruyun. Olduktan sonra bu safhalara basamak basamak gidin. Eğer ameliyat gerekiyorsa da ameliyat olun. Ama gerekiyorsa olun. Her bel fıtığı teşhisinde ameliyat olmaya kalkmayın. Sonuçta, ileri yıllarında cezasını çekme durumunuz ortaya çıkar. Çünkü, cerrahi olarak bozulan bir anatomik yapıyı tekrar düzeltme şansımız yok."

DIŞARDAN ENJEKSİYONLA TEDAVİ
"Bel ağrılarında dışarıdan epidural sitoreitle birlikte, aneljezik madde enjeksiyonu mümkün. Ancak bu da bel ağrısının akut döneminde, alevlenmiş döneminde yapılabilir. Geçici bir yarar sağlar. Doğrudan olayın olduğu yere ilaç gönderildiği için hızla etki gösterir. Hasta bir-iki ay rahat eder. Ama alttaki faktörlerin düzeltilmesi lazım. Sadece ağrıyı kesmek, yani enjeksiyon tedavi ediciden ziyade olayın iltihap, ödem ve ağrı safhasını durdurmaya yöneliktir. Geçici bir çözümdür, kullanılabilir."

BİLİMSEL OLMAYAN TEDAVİ YÖNTEMLERİ VE ZARARLARI
"İnsanımızın beklentisi, her türlü ağrıda olduğu gibi bel ağrısında da bir an evvel ağrıdan kurtulmak. Yani mucizevi çözümler. Mucizevi çözümler de eğer bilimsel değilse, maalesef ters netice verebilir. Bel çektirme olayı meşhurdur. Bel fıtıklarında, beli tutan insanlar götürülür. Bilimsel olmayan bir şeydir. İki kişi tarafından, birisi kollarından, birisi bacaklarından tutarak ani bir çekişle omur arasını açma ve fıtığı onların tabiriyle geri çekme düşüncesi söz konusudur. Bel fıtıklarında bu mümkün değildir. Yani, bel fıtığını ani bir çekişle yerine oturtmak mümkün değildir. Çünkü yırtılan, çıkan bir doku, çekmekle tekrar eski durumuna gelmiyor. Olay, anatomik olarak mümkün değil. Bazı bel burkulmaları, bel tutulmaları vardır, akut dönemde bunlarda işe yarayabilir. Onda da hastanın teşhisinin doğru olması ve metodun düzgün olması lazım. Buna manipülasyon metotları denir. Ve bunun yine uzman kişilerce yapılması lazım. Türkiye'de bunun eğitimi maalesef yok. Dışarıda, bunların dört yıllık eğitimleri var. Hastalığın safhasına yapacakları manipülasyonu, yani beli çevirmesini, çekmesini, tekniğini biliyorlar ve buna göre uyguluyorlar."
Fizik tedavi kliniklerinde bu yöntemin bilimsel olarak uygulandığını belirten Prof. Dr. Sarı, devam etti: "Ama teşhisi konmuş, uygun vakaya uygulanmalı. Ama bacağına ağrısı vurmuş, siyatik ağrısı meydana gelmiş, bel, bacak ağrısınnda ağır disk fıtığına uygulanması son derece sakıncalı. Çünkü fıtığı daha da yerinden kopartıp, hastada bacakları tamamen felç etme durumu olabiliyor. Ve omurlarını kırabiliyor. Bunlar başımıza geldi. Maalesef başka yerlerde belini çektirmiş, kırdırmış, fıtığı ağırlaşmış ve bize tekrar düzelmesi için başvuran hastalarımız çoğunlukta... Mucize çözüm beklemesinler. Bilimsel çözüme inansınlar. Sabır etsinler ve safha safha tedaviyi takip etsinler."

EVDE ÜRETİLEN ÇÖZÜMLER
İnsanların, evlerinde hekime gitmeden ürettikleri bazı çözümler, örneğin; sıcak-soğuk uygulamaları ya da masaj uygulamaları: "Sıcak, ağrı ve kas spazmını çözmede bir metottur. Uygulanabilir ama iltihaplı dönemde, şiddetli ağrılı dönemde sıcak ters etki de yapabilir. Çünkü dokuyu da şişirebilir. uygulayacağınız sıcağın hastalık safhasına göre değişmesi lazım. Soğuk da ağrı kesici etkiye sahiptir. Kas spazmını da çözer. Soğuğu, akut dönemde yapmak lazım. Müzminleşmiş dönemde de sıcak uygulamak doğru olur. Ama bunların süresi, miktarının bilimsel olarak bilinmesi lazım ki, uygulansın. Bunun süresini fazla yaparsa, zarar verebilir, yakabilir. Soğuktan dolayı dokuda buz yanığı meydana gelebilir. Ama olay belliyse ve hasta da artık kendisini tanıyorsa, hafif sıcak ve soğuk uygulamanın çok zararı yok. Yalnız, teşhisin doğru olması gerekiyor. Çünkü her bel ağrısı, bel fıtığından, bel kireçlenmesinden değildir. Onun dışında böbreklerden, iç organlardan, tümörden, enfeksiyondan, mikrobik hastalıklardan dahi insanın beli ağrıyabilir. Öncelikle nedeninin saptanması lazım. Maalesef ülkemizde yaygınlaşan tüberküloza bağlı omurlarda iltihaplanma... Yani verem hastalığına bağlı, omurlara atlıyor ve bel ağrısıyla bize bu hastalar geliyor."

 


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|sağlıklı yaşam|haberler|ilk yardım|hastalıklar|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document