Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
Site İçi Arama
 
Untitled Document
 
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
site haritası

 


Ateş Dost mu, Düşman mı?


Untitled Document

 

yaklasansaat.com
 
 

 

 

Çocuk Ateşlenirse

Ateşli hastalıklarda anne ve babalar büyük endişe duyuyor. Bu korku çocuklara daha da zarar veriyor. İşte ateşi dindirmenin yolları...

Vücut ısısının yükselmesine neden olan ateşli hastalıklar karşısında ebeveynler, büyük korku ve endişe yaşıyor. Bu durum nedeniyle büyük bir çoğunlukla toplumda kuşaktan kuşağa aktarılan yanlış tedaviler uygulanıyor. 

41 DERECEDE BİLE PANİK YOK 

Uzmanlar "Ateş, vücudun savunma araçlarından biridir, kendi başına bir hastalık değil, hastalık belirtilerinden biridir. Vücutta ısı değeri 41 derecenin altında zararsızdır. Hatta 42 derecenin üzerinde olduğu zaman bile merkezi sinir sistemi enfeksiyonu ya da terlemeyi engelleyen bir hastalık olmadıkça tehlikeli bir durum gelişmesi beklenmez. Bu nedenle aileler paniğe kapılarak yanlış uygulama yapmamalı" diyor. 

YAPILMASI GEREKENLER
Ateşli çocuğun giysilerini doğrudan çıkarmayın
Giysilerini inceltin ve üzerine sadece hafif bir çarşaf örtün
Titremeye neden olacağından ve ateşi artıracağından soğuk duş aldırmayın ve buz kullanmayın.
Doktorun önerdiği ateş düşürücü ilacı doktorun belirttiği dozda verin. 
Çocuklara aspirin vermeyin
Oda ısısının ne çok sıcak ne de soğuk olmamasını sağlayın. 
Ateş hızla sıvı kaybına neden olur. Bol su ve sıvı gıdalar verin.
Çocuğunuzun bol bol dinlenmesini sağlayın.

takvim, 17/02/2013

Anne Babalar Bunu Sakın Yapmayın

Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri Pediatri Bölümü Uzmanı Dr. Melih Çetinkaya, çocuklarda ateş ve ateşi düşürme metotları hakkında ailelere uyarılarda bulundu. 

Ateşin, enfeksiyon hastalıklarında çocuk için bir savunma mekanizması olduğunu ailelerin unutmaması gerektiğini vurgulayan Çetinkaya, ''38 derecenin üzerindeki ısıya yüksek ateş denirse de ısının yükselişi ciddi bir hastalık belirtisi olmayabilir'' ifadelerini kullandı. 

Çetinkaya, 37,5 derecenin üzerinde de ateşin yükselebileceğini düşünerek dikkatli olunması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti: 

''Kulak, dil altı, cilt, popo ve koltuk altı ateş ölçme noktalarıdır. Koltuk altı ölçümleri diğer ölçümlere göre 0,5 derece daha düşüktür. Ateş kendi başına bir hastalık olmaktan ziyade, bir hastalık belirtisidir. Her çocuğun ateşi çıkar. Bu, vücudun savunma mekanizmasıdır. Önemli olan çıkan ateşi kontrol altında tutmaktır. Çocuk ateş nedeniyle titrer. Aile 'eli ayağı buz gibi başı yanıyor çocuğumun' der. Bu tamamen ateşin doğası ile ilgili bir durumdur. Kan dolaşımının fazla olduğu baş ve vücut kısmı daha sıcak, kan dolaşımının az olduğu el ve ayaklar soğuk olacaktır.'' 

YAPILMASI VE YAPILMAMASI GEREKENLER 

Çocuğunun ateşi olduğundan şüphelenen ailelerin ilk olarak ölçüm yapması gerektiğine değinen Çetinkaya, 20 dakika sonra ateşin değişip değişmediğinin kontrol edilerek tekrar ölçüm yapılması gerektiğine dikkati çekti. 

Ateşi yüksek olan çocuğun yatırılması ve oda serinse bile giysilerinin çoğunun çıkarılması gerektiğini anlatan Çetinkaya, ateşi olan bir çocuğun ancak ince bir çarşafla örtünmeye ihtiyacı olduğunu, 39-40 derece ateşi olan çocuğun bütün vücudunun ılık su ile ıslatılmış süngerle silinerek ateşinin düşürülebileceğini anımsattı. 

Dr. Çetinkaya, çocuğun ateşinin 39 derecenin altına düşene kadar ölçülmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: 

''Hiçbir zaman bu iş için soğuk su kullanmayın. Soğuk, kan damarlarını büzüştüreceği için ısıyı düşürmek yerine yükseltecektir. Yapılan uygulamalar bir netice vermezse, doktor kontrolünde ateş düşürücü şurup verin. Çocuğunuzun belirli aralıklarla az miktarlarda da olsa sıvı şeyler içmesini sağlayın. Ateş düşürmek için asla kolonya, alkol, sirke ve buz kullanmayın. Bunlar damarları ani olarak büzer ateş hemen düşer gibi olur. Sonrasında ise damarlar genişler ve ateş çok daha fazla yükselir. Özellikle küçük bebeklerde havale riskini artırır.'' 

iyibilgi, 12/11/2012 

ATEŞ VÜCUT DİRENCİNİ ARTIRIR

Çocuklarda görülen yüksek, ateş anne babaları en çok korkutan sağlık sorunlarından biridir.

Ateşin görülmesiyle birlikte paniğe kapılan ebeveynler, çocuğa ateş düşürücü ilaçlar içirmek veya kalın kıyafetler giydirmek gibi bilinçsiz yaklaşımlarda bulunmaktadır. Ancak bu durum,  ateş tablosunun daha ağır seyretmesine neden olabilir.

Memorial Hizmet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Aslı Toros, çocuklarda yüksek ateş durumunda yapılması gerekenler hakkında bilgi vererek ailelere önerilerde bulundu.

ATEŞ VÜCUT DİRENCİNİ ARTIRIR

Ateş; normalin üstündeki vücut ısısı olarak tanımlanabilir. Makattan yapılan ölçümlerde 38 derece üzeri, ağızdan 37,5, koltuk altından 37,2, kulaktan 38 derecenin üstündeki değerler ateş olarak kabul edilmelidir. Ateş çocuk hastalıklarında özellikle enfeksiyonlarda görülen bir bulgudur. Tek başına bir hastalık değildir. Ateş aynı zamanda vücudun enfeksiyon etkeniyle savaşmasını, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar.

YÜKSEK ATEŞTE ÇOCUĞUN YAŞINA GÖRE ÖNLEM ALINMALI 

Ateşli bir çocukta, ateşin yüksekliğinden çok çocuğun yaşı ve genel durumu önemlidir. 0–3 ay arası bebeklerde, normalin üstünde ölçülen bir vücut ısısı hangi değerde olursa olsun hemen doktora ulaşmayı gerektirir. Daha büyük çocuklarda ise, çocuğun genel durumuna dikkat etmek gerekir. Eğer çocuk uyanık ve aktifse, oynuyorsa, yiyip içebiliyorsa, uykusu düzeni ve solunumu normalse, ateş düşürücü önlemler alındıktan sonra ateşin seyrine göre doktora danışılır. Çünkü ateşin yüksekliği ile hastalığın ağırlığı paralel değildir. Çocuklarda ateşin en sık nedeni olan basit viral enfeksiyonlar, 39–40 derece ateşe neden olabilirken bazı ciddi hastalıklar çok yüksek ateşe yol açmayabilir. Ancak çocukta; uyku hali, huzursuzluk, solunum zorluğu ve şiddetli ağrısı varsa, yeme içmeyi reddediyorsa, ateşi düşse de genel durumu düzelmiyorsa veya ateş 24–48 saatten uzun sürerse, yine doktora ulaşmak gerekir.

YENİDOĞAN BEBEKLERİ SICAK ORTAMLARDA İNCE GİYDİRİN

Soğuk algınlığı, grip gibi enfeksiyonlar ateşin sık görülen nedenleridir. Soğuk algınlığında ilk 24 saat tek bulgu ateş olabilir, diğer belirtiler arkadan gelir. Anjin, orta kulak iltihabı, ishal, idrar yolu enfeksiyonu da ateşe yol açar. Nadiren zatürre, menenjit, tüberküloz gibi ciddi enfeksiyonlar da ateşin nedeni olarak saptanabilir. Bazı aşılardan sonra ateş görülebilir, aşıyı yaparken doktor gerekli uyarıda bulunacaktır. Küçük bebekler, özellikle yenidoğanlar sıcak ortamlarda fazla giyimli olurlarsa, vücut ısılarını dengeleyemediklerinden ateşleri yükselebilir. Bu nedenle öncelikle oda sıcaklığı değerlendirilmeli, bebeğin üzerindeki kıyafetler azaltılmalı ve ateşi tekrar ölçülmelidir. Özellikle yenidoğan bebeklerde beslenme yetersizliği ve fazla tartı kaybı, vücut ısısının yükselmesine sebep olabilir. 

ATEŞLİ ÇOCUK SUSUZ KALMASIN

• Öncelikle ateşin düşmanımız değil, dostumuz olduğunu bilerek hareket edin. Ateşin yükselmesiyle, vücut enfeksiyon etkeniyle daha iyi savaşabilmektedir. O halde, ateşli çocukta hemen ateşi düşürmeye çalışmak gereksizdir. 
• Ateşli çocuğun, normalden fazla sıvı almasına, susuz kalmamasına dikkat etmek gerekir. Eğer bir enfeksiyon söz konusuysa, ateşi düşürmek enfeksiyonu daha çabuk iyileştirmeyecek, nedeni ortadan kaldırmayacaktır. Ancak çocuk ateşli dönemde kendini kötü hissediyorsa, halsizse ateş düşürücü ilaçların yardımıyla kendini daha iyi hissedecektir. Bu durumda, doktorun önereceği ateş düşürücüler kullanılabilir. 
• Eğer ateş çok yüksek değilse ve çocuk kendini kötü hissetmiyorsa, ilaç vermeden önce ılık bir duş aldırılabilir. Bulunduğu oda serin tutulmalı, giysileri mümkün olduğunca ince ve pamuklu olmalıdır. Çocuğun genel durumu ateşin yükseliş hızı, ateş düşürücülere verdiği cevap takip edilmeli ve bir uzman doktora danışılmalıdır.

hürriyet, 16/12/2011

Ateş Zarar Verir mi?

Çocukların normal vücut sıcaklığı erişkinlerden gör biraz daha yüksek. Sıcak yemek yemek, egzersiz yapmak, havanın sıcak olması ateşi 1 derece kadar yükseltebiliyor.

Dil altından ölçülen vücut ısısı makattan ölçülen sıcaklıktan 0.6 oC derece daha düşük, koltukaltı ısıdan ise 0.4 oC derece daha yüksek.

Acaba ateş gerçekten de sanıldığı kadar korkulacak bir durum mu?

Ateşin belli başlı iki görevi var;

  1. Bağışıklık sistemini uyarmak
  2. Saldırgan mikroplara dünyayı dar etmek

Herhangi bir mikrop vücudumuza saldırdığında ön cephede savaşan ve makrofaj (büyük yiyiciler) denilen hücreler tarafından yutulur. Makrofajlar daha sonar diğer bağışıklık hücrelerini uyararak interlökin-1 (İL-1) denilen bir ateş yapıcı (pirojen) maddenin sentezlenmesine neden olurlar.

İL-1 ya da diğer pirojenler ve proteinler kana salgılandıklarında hipotalamus ateş merkezine giderler. Hipotalamus Il-1 ve diğer pirojenler ile temasa geçtiğinde 37 oC’nin yeterli olmadığını anlar ve ateşi yükseltir. Hipotalamus prostoglandin2 (PGE2) denilen bir kimyasal üretir ve PGE2 ateş eşiğini 37oC’nin üzerine çıkartır.

Vücudumuz ateşi: Titreme, Tiroid uyarıcı hormonun uyarılmas, Damarların büzüşmesi (bu sırada eller ve ayaklar soğur), Tüylerin diken diken olması (piloereksiyon): bu sırada terleme durur. Terleme vücudun soğutma mekanizmalarından biri gibi çeşitli mekanizmalarla yükselir.

Ateşin faydaları

  1. Antikor üretimini artırmak
  2. Akyuvar sayısını artırmak (beyaz küre, lökositler, iyi çocuklar). Bunlar düşmanla çarpışan askerlerdir.
  3. İnterferon salgısı artırmak: İnterferon virüslerin hücrelere saldırmasına engel olur.
  4. Bakterilerin demirle beslenmesini engellemek
  5. Mikropların üremesini yavaşlatmak. Yani ateş mikropların düşmanıdır, ateşi düşürmek ise mikroplara dans ettirir. Solunum yolu enfeksiyonlarının öncelikle burunu tutması, burunun vücudun en soğuk yerlerinden biri olmasıdır.

39oC civarı ateş, mikroplara karşı savunmada optimal derecedir. Bu civardaki ateş vücudu çabuk iyileştirir. Ateş sırasında bağırsak hareketleri yavaşlar. Bu nedenle hastaya fazla yemek yedirilmesi doğru değildir. Aç kalmak ya da tavuk suyu çorbası gibi bir hafif yemek uygun olur. İstirahat, yapılan tedaviye yardımcı olacaktır. Enfeksiyon sırasında iş yapmak bağışıklık sisteminin çalışmasında kullanılan enerjinin azalmasına neden olur.

Ateş hastalığın sadece bir parçasıdır ve çoğu zaman da düşman değil, dosttur. Üstelik ateşin derecesi ile hastalığın şiddeti arasında birebir bir ilişki yoktur. Örneğin ateşi çok yüksek olan bir çocuk oyun oynamaya devam ederken ateşin normal hatta düşük olduğu çocuklar çok hasta görünebilirler.

Ateş nedenleri

Ateşin birçok nedeni var. Ama çok büyük bir bölümünün nedeni enfeksiyonlar. Çocuklar hayatlarının ilk beş-altı yılında ve ilkokula başladıklarında çok sık virüs enfeksiyonlarına bağlı ateşli hastalık geçirebiliyor. Savunma sistemleri normal olduğu sürece her hafif geçirilen enfeksiyon onların bağışıklık sistemlerini daha da güçlendiriyor.

Diğer ateş nedenleri şunlardır;

  • Romatizmal hastalıklar
  • İlaçlar (antihistaminikler, antibiyotikler, hatta aspirin gibi ateş düşürücüler!)
  • Aşılar
  • Dehidratasyon
  • Diş çıkartma?
  • Tümörler
  • Transfüzyon reaksiyonları

Ateş sırasında karbonhidrat metabolizması yavaşlar, protein ve yağ yıkımı artar. Bunun manası ateş sırasında iştahın azalmasının faydalı olduğudur. Bu nedenle anneler çocuklarını yemeye zorlamamalı. Ama su içmelerini teşvik etmelidir. Zaten iyileştikçe onların iştahı artacak, hastalık sonlanır sonlanmaz kaybettikleri kiloları alacaklardır.

Ateş zarar verir mi?

Ateş 41°C’nin üzerine çıkarsa (ki çok nadir bir durumdur) beyine zarar verebiliyor. Gerçi sağlıklı bir çocukta çok yüksek ateşin bile beyin hasarına sebep olma olasılığı çok düşük.

Ateş havale yapar mı?

Ateşli bir çocukta anne babaların en büyük korkusu çocuğun ateşe bağlı havale geçirmesidir. Ateşli havaleler ateş menenjit gibi bilinen ciddi bir enfeksiyon hastalığına bağlı değildir. Daha doğrusu genellikle ateşin bilinen bir nedeni yoktur ya da hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu vardır. Çocuğun zekası ve motor gelişmesi normaldir. Popülasyonun %4-5’inde görülür. Genellikle ailede aynı tarzda hastalar vardır. 6 aydan önce ve 6 yaştan sonra görülen havaleler ateşli bile olsa ateşli havale kategorisine sokulmaz.

Ateşin havalenin ortaya çıkışındaki rolü kanıtlanamamıştır. Havale çoğu zaman ateş yükselirken geçirilirken bazen de ateş düşerken geçirilir. Belki de ateşi bir neden değil, havaleye eşlik eden bir bulgu gibi kabul etmek gerekir. Bazen çocuk çok yüksek ateşte havale geçirmezken aynı çocuk hafif ateşlerde bile havale geçirebilir.

Havale geçiren çocuğun gözleri döner, yüzü morarır, ağzı köpükle dolar, kollar ve bacakları kasılır ve titrer.

Basit ateşli nöbetler 15 dakikadan fazla sürmez. Havalenin süresi genellikle 1-5 dakikadır. Nöbet sırasında solunum yolu açılır.

Nöbet sırasında fenobarbital ya da rektal diazepam kullanılabilir. Fakat hasta hekime geldiğinde nöbet çoğu kez sonlandığı için tedaviye gerek kalmaz. Bu durumda ebeveynin sakin olması ve çocuğun ağzını temizlemesi ve kustuğunu yutmaması için yan çevirmesi gerekir. Solunum yolu açık olduğu sürece tehlike yoktur. Etrafta çocuğun çarpabileceği sivri cisimler ortadan kaldırılır.

Bu arada kasılan çocuğun bağlanması son derce zararlıdır.

Havale geçiren çocukların üçte birinde havaleler tekrarlar. Fakat basit ateşli havaleler epilepsiye dönüşmez. Bu nedenle koruyucu tedaviye gerek yoktur. Daha önce havale geçiren çocuğa ateşlendiği zamanlarda, koruyucu olarak makattan diazepam verilmesi havaleyi önleyebilir. Havaleden sonra EEG çektirmek gereksizdir.

Kompleks ateşli havaleler: Nöbetler 15 dakikadan fazla sürer. Taraf tutan nörolojik işaretler ortaya çıkabilir. %10 oranında epilepsiye dönebilir. Bu nedenle koruyucu ilaç tedavisi gerekebilir.

Ateş sırasında çocuk nasıl giydirilmelidir?

Birçok hekime göre ateşli bir çocuk, ateşin daha fazla yükselmesine neden olabileceğinden, soyulmalı ya da çok hafif kıyafetler giydirilmelidir. Acaba bu tavır ne kadar doğrudur?

Bizce her çocuğu soymak ya da hafif giysiler giydirmek doğru değildir. Eğer çocuk soluk görünüyorsa, titriyorsa üşüyorum diyorsa vücut ateşi yükseltmek istiyor demektir. Yani termostatın eşik değerine ulaşılmamıştır. Bu durumda çocuğun üstünü açmak doğru değildir.

Eğer çocuk terliyorsa ya da sıcaktan rahatsız olduğunu söylüyorsa üstünü açın ve hafif giysiler giydirin. Büyük çocuklar ise nasıl istiyorlarsa öyle giyinebilirler.

Soğuk tatbikat

Çok sayıda hekim ve ebeveyn çocuğun ateşini düşürmek için alın, şakaklar, koltukaltı, kasıklar ve bacak arkalarına sık sık ıslak ve ılık kompres uygularlar. Nadiren bazıları soğuk su ve alkol de uygularlar.

Soğuk su ve alkol uygulamak son derece zararlıdır. Islak ve ılık kompresler ise ebeveynleri rahatlatabilir ama çocuğa faydalı olmayıp zarar da verirler. Vücut sıcaklığı soğuk tatbikat ile termostatın eşik değerinin altına düşürülürse kısa bir süre sonra titreme ile birlikte ateş tekrar yükselecektir. Çok sayıda araştırma soğuk tatbikat yaparak ateşin düşürülmesinin zararlı olduğunu göstermiştir.

Ateş düşürücüler

Peki termostatın eşik değeri ilaçlarla düşürülebilir mi? Evet ateş düşürücüler termostatın yükselmiş olan eşik değerini normale getirmeye çalışırlar.

En çok kullanılan ateş düşürücüler şunlardır;

  1. Parasetamol: Ateş düşürücü ve ağrı kesicidir, iltihabı azaltan etkisi yoktur. En çok kullanılan ateş düşürücüdür. Eğer parasetamol kullanılacaksa 4 saatten daha kısa aralıkla vermek doğru değildir. Çünkü karaciğere hasar verebilirler. Mesela parasetamol glutatyon sentezini azaltır (Glutatyon vücudun en önemli antioksidanıdır) ve hastalığın uzamasına neden olur. Çocuk uyuyorsa ateş düşürücü saati geldi diye uyandırılmamalıdır.
  2. Ibuprofen: Bu ilacın ateş düşürücü ve ağrı kesici etkisi olduğu gibi iltihabı azaltan etkisi vardır. Mide şikayetlerine neden olur.
  3. Aspirin: Bu ilacın ateş düşürücü, ağrı kesici ve iltihabı azaltan etkisi vardır. Aspirinin çok nadir de olsa koma ve ölüme neden olabilen Reye sendromu yapma olasılığı vardır. Bu nedenle çocukluk çağında ateş düşürücü olarak kullanılmaz.

Ateş düşürücü kullanmak doğru mudur?

Ateş enfeksiyonların düzelmesine yardımcı olduğuna göre ateş düşürücü vermek prensip olarak yanlıştır. Üstelik ateş düşürücülerin çok sayıda yan etkisi de vardır. Ama ciddi bir ağrı ateşe eşlik ediyorsa ateş düşürücü kullanılabilir (ateş düşürücüler aynı zamanda ağrı kesicidir).

Ateş düşürücüler hastalık süresini kısaltır mı?

Tam tersine ateş düşürücüler hastalık süresini uzatabilir. Mesela bir araştırmada ateş düşürücü alan gripli hastalarda hastalık 8.8 gün sürerken, ateş düşürücü almayanlarda bu süre 5.3 gün olarak bulunmuş.

Başka bir araştırmada Ateş düşürücülerin suçiçeğinin süresini artırdığı görülmüştür.

Ne zaman doktoru aramalı?

  1. Yenidoğan bebekler: hasta görünsünler görünmesinler eğer ateşleri >38.5C ise. (Doktora götürene kadar emzirmeye devam edilmesi gerekiyor).
  2. 1-3 ay arasındaki çocuklar: >38.5oC ise ve hasta görünüyorsa.
  3. 3ay-3yaş: 1-3 ay arasındaki çocuklar: >39oC ise ve hasta görünüyorsa.
  4. >40oC’üzerinde ise her yaş ve her durumda.

Hasta yukarıdaki dört kategoriye de girmiyorlarsa sadece sıvı alımı artırılır ve çocuk istirahat ettirilir. Zaten çocuk da oynamak istemez.

• Ateşle beraber çocuğunuzda susturulamayan sürekli ağlama, sürekli uyuklama hali, bilinç bulanıklığı ve sayıklama, ateşle beraber vücutta kızarıklık bulguları varsa,
• Ateş 3 günden daha uzun sürmüşse,
• Ateşle beraber nefes darlığı, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, ense sertliği, sık idrara çıkma, idrar renginde değişiklik, karın ağrısı, kusma, ishal, eklemlerde kızarıklık, ağrı ve şişme mevcut ise, çocuğunuzu mutlaka doktora götürmelisiniz.

Vücut sıcaklığı ağızdan, koltuk altından, makattan, kulaktan ve ciltten ölçülebilir.

Makattan (Rektal) Ölçüm: En az 3 dk süre ile makat içinde kalması sağlanır. Normal rektal vücut sıcaklığı 36.6-38oC arasında değişir. Makatta dışkının bulunması rektal ölçümü etkileyebilir. Ölçüm sırasında bebeğin kalçası iyi sabitlenmez ise zedelenmelere yol açabilmektedir. Son zamanlarda rektal ölçüm çocuklarda da özel durumlar dışında önerilmemeye başlandı.

Koltuk Altı ölçüm (Aksiller): Burada en az 3 dakika kalmalıdır. Koltuk altı ölçümde normal değerler 34.7-37.3 oC arasında değişmektedir. Yenidoğan dönemi de dahil olmak üzere tüm yaş gruplarında önerilir.

Ağızdan Ölçüm: Termometrenin ağız içinde tutulması gerektiğinden 5 yaşından küçüklerde bu ölçüm tekniği genellikle başarısız olmaktadır. Termometre dilin altına yerleştirilir ve burada 3 dakika tutulur. Eğer çocuk sıcak veya soğuk bir şey yemiş ise ateş ölçümü 10 dakika bekledikten sonra yapılmalıdır. Ağızdan ölçümde normal vücut sıcaklığı 35.5oC ile 37.5oC arasındadır. Ağızdan ölçüm küçük çocuklarda tercih edilmez. Çünkü termometrenin dilaltında bekletilmesi zordur.

Prof. Dr. Ahmet Aydın, 14/11/2012

Çocuğunuzda Ateş: Dost mu Düşman mı?

Gecenin bir yarısı, çocuğunuzun ağlamasıyla uyandınız. Zaten gündüz de biraz huzursuzdu. Onu sevmek için yanağına dokununca fark ettiniz ki; cildi çok sıcak! Ölçüm yaptınız ve ateşinin 40 derece olduğunu gördünüz. İşte o anda aynı ateş sanki bir parmağıyla bağrınıza dokunuvermiştir…

Ateş tarih içinde belki de yazılarda en çok bahsi geçen tıbbi bulgudur. Belirti demediğime dikkat etmişsinizdir. Bunu demedim çünkü aslında ateş muayenede saptanan bir bulgudur ve halk arasında en iyi tanınanıdır. Peki nedir bu asırlardır korkulara neden olan ateş?

Tarih içinde ateş bir bulgu değil hastalığın kendisi olarak algılanmıştır. Ancak 1850'de Alman Dr. Carl Reinhold August Wunderlich ateşin hastalık değil bulgu olduğunu ortaya koymuştur. Hastalık olmadığını bilmemize rağmen 1982'de yapılan bir araştırmada "ateş fobisi" (ateş'e karşı mantığa dayalı olmayan korku) tıbbi literatüre geçmiştir. Bu durum yalnızca ebeveynler değil aynı zamanda doktorların tedavilerini nesnel değil öznel şekilde etkilediği de gösterilmiştir. 20 sene sonra yapılan takip çalışmada her ne kadar mantığa yatkın olmasa da, bu fobinin aynen sürdüğü ortaya konulmuştur. Ateş beynin hipotalamus bölgesinin kontrolü altında olan savunma sisteminin doğal bir tepkisidir. Bu bölge hastalık nedeniyle vücutta salgılanan PGE2 maddesinden etkilenip vücuda "ısı derecesini arttırın" emrini verir. Normal vücut ısısı 36.8 + 0.7 derecedir. Sınıflama olarak ise:

38-39 derece hafif
39-40 derece orta
40-42 derece yüksek ateştir
.

Ateşin birçok faydası vardır
. Vücut ısısının arttığı ortamda bazı mikropların bölünerek sayıca artması engellenmektedir. Bununla birlikte savunma hücrelerinin bölünerek sayıca artması bu ortamda hızlanmaktadır. Bazı araştırmalara göre ateşin var olduğu durumlarda hastalık süreci kısalmaktadır. Buna ilaveten suçiçeği veya nezle gibi infeksiyonlarda ateş düşürücü ilaçlar kullanıldığında hastalık sürecinin ortalama 3-5 gün kadar uzayabildiği de gösterilmiştir. Dolayısıyla mümkünse ateşe müdahale edilmemelidir. Genel bir yaklaşım olarak ateşin derecesine göre değil çocuğunuzun keyif ve genel durumuna göre ateş düşürücü kullanabilirsiniz. Bazı çocuklar 38 derece ateşte kendini son derece kötü hissederken bazıları 40 derecede takla atıp oynarlar. Ateş düşürücü kullanırken daha çok çocuğunuzun o günlerdeki yaşam kalitesini gözönünde bulundurun.

Bu bilgileri okurken aklınızdan geçenleri tahmin edebiliyorum: "İyi hoş da, benim bebeğim ya ateşten dolayı havale geçirirse?" Ateşten kaynaklanan havale 6 ay 6 yaş arasındaki dönemde söz konusu olabilir. Ateşten kaynaklanan havalenin olma oranları oldukça düşüktür. Olduğu taktirde de çoğu zaman çocuğunuzun merkezi sinir sistemine uzun dönemde herhangi bir zarar vermemektedir. Ateşten dolayı havale geçiren çocukların özgeçmişlerinde birçok zaman aile fertlerininçocukluğunda da böyle bir soygeçmiş vardır. Bunun haricinde eğer çocuğunuz dahaönce ateşten dolayı havale geçirdiyse tekrar geçirme olasılığı artmaktadır. Bu iki grupta bulunuyorsanız o zaman ilgili yaş gruplarında ateş çıkınca kontrolünü daha iyi yapmalısınız.

Bu kış mevsiminde bulaşıcı hastalıkların artmasıyla ateşin eşlik ettiği durumlar ile daha sık karşılaşacaksınız. O anda her ne kadar sıkıntı hissedip üzülseniz de, bu bilgileri mümkün olduğu kadar çağrıştırın.
Dr. Gökhan Mamur

kaynak:bebekdoktoru


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|sağlıklı yaşam|haberler|ilk yardım|hastalıklar|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document