Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
Site İçi Arama
 
Untitled Document
 
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
site haritası

 


Diyabet Hakkında

Untitled Document

 

yaklasansaat.com
 
 

 

 

Diyabete; Beyaz Dut Yaprağı

Sinsi hastalık şeker beden sağlığımızı tehdit ediyor. İngiliz uzmanlar Tip 2 diyabetle mücadelede yeni bir savaşçı bulunduğunu belirtiyor. Beyaz dut yaprağının bu hastalığa ilaç gibi geldiğini belirten uzmanlar, aynı zamanda dut yaprağının başka hastalıklara karşı da iyi geldiğini vurguluyor. Kan şekerini düzenleyen bu meyve yaprağı, karbonhidratları sindirmeye yarayan enzimler içeriyor. Kilo vermeye de yardımcı olan beyaz dut yaprağı, aynı zamanda hücre hasarlarını onarıyor. 

FELÇ RİSKİNİ AZALTIYOR 

Araştırmada imzası olan Dr. Sarah Brewer da konuyla ilgili şöyle konuşuyor: "Şekere karşı duyulan isteği azaltarak hem kan şekerini düzenler, hem de kilo vermeye yardımcı olur. Şeker hastalığının gelişimini önler." 
Ayrıca Dr. Brewer, dut yaprağının çoğunlukla ölümle sonuçlanan kalp krizi ve felç, görme kaybı, sinir hasarı ile böbrek yetmezliği olasılığını azalttığını belirtiyor.

takvim, 15/10/2014

Omega-3, Gençlerde Diyabet Riskini Azaltıyor

ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, özellikle bazı balık türlerinde bolca bulunan omega-3 yağ asitlerinin tüketimi, gençlerde diyabet riskini (1. tip) net bir biçimde azaltıyor.

Özellikle gençleri etkileyen bu ensüline bağımlı diyabet türü, ensülin hormonu üreten pankreas hücrelerinin tahribine yol açıyor. Bu hastalık kontrol altında tutulabiliyor, ancak tedavi edilemiyor.

Araştırmalarını Journal of the American Medical Association dergisinin 26 Eylül sayısında yayımlayan hekimler, bu diyabet türünün nedeni henüz bilinmese de, genetik ve çevre faktörlerinin etken olabileceğine işaret ediyor.

1994 ile 2006 arasında 1770 1. tip diyabet hastası çocuk üzerinde yapılan araştırmada, 6 yıldan fazla izlenen deneklerin, ensülin üreten pankreas hücrelerinin gelişimi, bir yaşından itibaren başlatılan omega-3 yağ asidi tüketimiyle bağlantılı şekilde gözlemlendi.

ABD'nin Coloroda Üniversitesinde yapılan araştırmanın sonunda veriler incelendiğinde, omega-3 yağ asidinin düzenli olarak tüketilmesi durumunda, genetik eğilimi bulunan çocuklarda, bu tür diyabetin gelişme riskinin yüzde 55 düşük olduğu görüldü.

Araştırmanın başında bulunan Dr Jill Norris, gençleri etkileyen bu diyabet türünün 10 gençten birinde görüldüğünü ve yetişkinleri özellikle 40 yaşından sonra etkileyen ve obezler ile fazla kilolularda daha sık görülen 2. tip diyabetten daha seyrek ortaya çıktığını belirtti.

ntvmsnbc, 26/09/2007

Diyabetten Koruyan Yiyecekler

Hastalıkların önlenmesinde beslenmenin büyük rol oynadığı bilinen bir gerçek. Bazı besinleri tüketerek görülme oranı hızla artan diyabetin de önüne geçmek mümkün. İşte diyabeti önleyen besinler.

Şeker hastalığının önlenmesinde elma, kuşkonmaz, balık, vişne, domates suyu, tarçın ve kırmızı biber gibi besin maddelerinin fonksiyonel içerikleri ile destek sağladığını söyleyen Taylight Sağlık Merkezi'nden Diyetisyen Berrin Yiğit, sağlıklı olduğu kadar lezzetli ve mönülere rahatlıkla eklenebilecek bu besinlerin bilinmeyen yönlerini anlattı.

ANTİ DİYABETİK GIDALAR

Elma: Son zamanlarda 'Her gün 1 elma doktoru uzak tutar' sözünü duymaya oldukça alıştık. Farklı iklim şartlarında farklı besinsel içerikler ve aroma ile yetişen bu meyveyi diyet dışında tutmak için hiçbir negatif etkisi olmadığı gibi aksine her geçen gün faydaları ekleniyor. İyice yıkadıktan sonra kabukları ile yenen elmanın tokluk hissi sağlaması yanında kabuğa yakın yüzeyde bolca bulunan kuersetin isimli antioksidanlarla şeker hastalığına iyi gelen özelliği dikkat çekiyor. Öte yandan tarım ilaçlarının etkisini sıfırlamak için mutlaka ovarak, akan temiz sularla yıkanmasına dikkat edilmeli.

Kuşkonmaz: 2000 yılı aşkın süredir şifalı bitki olarak bilinen kuşkonmazın tüm dünyada kullanımı her geçen gün yaygınlaşıyor. Yoğun vitamin mineral içeriği, bitkisel kimyasalları ile başta diyabet, kalp sağlığına faydaları, barsak aktivitesini artırıcı özellikleri ile bilinen lezzetli, aromatik bir besindir. İçeriğinde yer alan glutatyon antioksidan içeriği ile kan şekeri dengesinin sağlanmasında destek sağlar.
Türk mutfak kültüründe çok da yer almayan bu sebzeyi salata, ızgara sebze, makarna, et yanına sos olarak kullanabileceğiniz gibi hafif limon, sirke ve zeytinyağı ile haşlanmış olarak da tüketebiliriz.

Kuru baklagiller: Şeker hastalarının yanlış bildiği diyet hatalarından biri de kuru baklagilin şekeri yükselteceği ve bu nedenle beslenme planından çıkarılması gerekliliğidir. İçeriklerindeki posa ve fitonutiriyenlerle kalp sağlığına destekleri dışında şeker hastalığına karşı savunma geliştirmenize yardımcı olabilecek kuru baklagiller ana yemeklerde önerilen porsiyonlarda kullanılmasında büyük fayda var.

Minicik görüntülerine rağmen bugünkü ilaçların başaramadığı dengeyi kurabilen kuru baklagiller doğru beslenmenin kare aslarıdır. Kan şekerinin en iyi dengede tutan kuru baklagil öğünleri bu özellikleri yanında insulin seviyelerini de dengelemeye yardımcı olur.

SOYA İYİ KOLESTEROLÜ ARTIRIYOR
Yapılan çalışmalar soya proteinin diyabete bağlı komplikasyonları azalttığını ve kolesterol profilini iyiyönde geliştirdiğini gösteriyor. İllinoi Üniversitesi tarafından Ağustos 2004'te yapılan çalışmada iki gruba ayrılan deneklerden bir grup soya proteini ile beslenirken diğer grup inek sütünden elde edilen kazein proteini ile beslenmiş. Soya tüketenlerde albumin (albumin artışı böbrek fonksiyonlarındaki defektleri gösterebilen bir parametredir) yüzde 9,5 oranında düşerken, kazein tüketen grupta yüzde 11,1 oranında artmış. Öte yandan yine soya kullanıcılarında iyi huylu kolesterol olan HDL'de yüzde 4,3'lük artış gözlenmiş.

Kırmızı Biber:Kırmızı pul biber kan şekerinden ani düşüşlere sebep olabilecek aşırı insulin salınımlarının önüne geçer. İçeriğindeki kapsaisin, antioksidanlar,C vitamini ve karotenoidler sayesinde insulin regülasyonu sağlayabilmekte. Kırmızı benekli yediğiniz her yemek insülinin daha dengeli salınımın ve ekonomik kullanımı için metabolizmaya yardımcı olacaktır.

American Journal of Clinical Nutrition dergisinde Temmuz 2006'da yayınlanan bir çalışmada kırmızı pul biber yenen öğünlerde kan şekerini düşürecek insulin gereksinimlerinin azaldığı gözlenmiş. Düzenli kullanımlarda ise bu oranın oldukça azaldığı görülmüş. Öte yandan beden kitle indeksi yüksek olan bireylerde sonuçların daha da başarılı olduğu gözlenmiş.

Balık: Kalp dostu olarak bilinen balık içeriklerindeki elzem yağlarla kan şekeri dengesine de katkı sağlayabilin besin maddelerinden biri.

Yağlı tohumlar: Yüzyıllardır insanoğlunun en zengin besinsel içeriği ve enerji değerine sahip olan yağlı tohumlar vitamin mineral kapasiteleri dışında, sağlıklı yağ asidi kompozisyonları ile de kalp, cilt sağlığı ve kan şekeri dengelerine yardımcıdır. Yemek sonrası kan şekerini düşürebilen, içeriğindeki antioksidanlarla serbest radikalleri süpürebilen badem, yağlı tohumlar arasında önerilen seçimlerdendir.

Portakal ve diğer turunçgiller: Oldukça zengin vitamin içeriği ve şekerli tadına rağmen glisemik indeksi düşük olan portakal, tercih edilmesi gereken bir meyve. Flavanoidler, karetonoidler, terpenler, pectin ve glutatyon gibi serbest radikal denen hücre sağlığı için tehlikeli ajanları nötralize eden fonksiyonel ögeleri ile şeker hastalığının önlenmesinde gerekli bir meyve grubu.

Soya fasulyesi: Kuru baklagillerden farklı başlık altında yazarak ekstra bir itibar katmak istediğim soya zengin protein yapısı ve fitoösterogen, izoflavon, saponin bileşikleri ile kan şekerini harika dengeleyen bir besin.

Çay: Türk halkının en belirgin alışkanlıklarından biri olan çay doğru demleme ilkelerine dikkat edilmek ve doğru sıklıkta tüketilmek şartıyla oldukça iyi bir antidiyabetik besin sayılabilir. İçeriğindeki kateşinler ve taninlerle bu faydaları gösteren çay hiç de korkulacak bir içecek değildir yeter ki şekersiz ve açık demlensin.

Tam tahıllar: Atalarımızın temel besin kaynağı olan tam tahıllar maalesef modernleşmeyle birlikte azaldı ancak yapılan klinik çalışmaların çarpıcı sonuçları ile tekrar doğala dönüş için çalışmalar hızlandı. Saflaşmış, allanıp pullanıp market raflarını süsleyen yoğun şeker, gıda katkıları ve minimum besleyiciliğe sahip hamur işlerine hayır demek belki de en önemli antidaiyabetik hareket olacak. İçeriklerindeki lif, vitamin, minerallerle değer kazanan tam tahılların kan şekeri dengesine faydası kadar insulin duyarlılığını da iyileştirici etkisi bilinmektedir.

Vişne: Antosiyaninlerden zengin vişne tatlı zevkini baskılarken içeriğindeki antioksidanlarla da antidiyabetik gıda olarak kabul edilebilen meyveler grubunda. Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinde Ocak 2005'te yayınlanan bir çalışmaya göre vişne ve buna benzer kırmızı, mor meyvelerde yer alan nutriyenlerin diyabetiklerde kan şekerinin düşürülmesine katkı sağlayabildiği gözlenmiş. Michigan State Universitesinde yapılan çalışmada antosiyanin takviyesinin insulin sekresyonunu yüzde 50 artırabileceği çalışılmış.

Tarçın: Tip 2 diyabetlilerde, insüline verilen yanıtı artırabilen ve kan şekeri normalizasyonuna destek çıkan, hücrelerin kan şekerini kullanmasına yardımcı olan tarçın müthiş aromasıyla süt, yoğurt, bazı sebze ve et yemeklerine katılabilen bir baharattır. Bazı araştırmacılar tarafından toksik bileşikleri ile endişeli yaklaşılan tarçının bu bileşenlerini yağdan çözünen formuyla etkili olabileceği suda eriyen formlarında bu riskin olmadığı bildirilmiştir.

Sarımsak:Şeker hastalığının en korkulan komplikasyonlarından biri de kalp damar hastalıklarına yatkınlığı artırmalarıdır. Amerikan halkı istatistiklerine göre şeker hastalarının yüzde 65'i kalp hastalığından hayatını kaybetmekte. Araştırmalar sarımsağın, damar hastalıklarından koruduğunu kanıtlamıştır.

Domates suyu: Ağustos 2004'te Journal of the American Medical Association dergisinde yayınlanan çalışamaya göre domates suyu şeker hastaları için iyi bir kan sulandırıcı olarak kullanılabilir. Tuz eklenmiş hazır domates suları yerine taze sıkılmışları tercih etmekte ise fayda vardır.

ntvmsnbc, 15/06/2007

Diabet ve Kapl Hastalıklarına Yeni İlaç Bulundu

Gökhan Hotamışlıgil'in bulduğu ilaç , diyabet ve astım hastalığını engelledi.

HARVARD Üniversitesi Genetik ve kompleks hastalıkları başkanı Gökhan Hotamışlıgil ile Bristol-Meyers Squibb araştırmacısı Dr. Rex Parker ile ortaklaşa yaptığı geliştirdiği bir ilaç, farelerde kalp ve diyabet hastalıklarını önledi. Buluşun kısa bir zamanda İnsanlara da uygulanabileceğini belirtiliyor.

Nature dergisinde yer alan araştırmada, kandaki yağ moleküllerine saplanan ve onlara öncülük ederek hastalıklara yol açan aP2 isimli proteinin durdurulması için geliştirilen ilacın, labaratuvar çalışmalarından olumlu sonuçlar elde edildi. İlaç ayrıca Diabet ve kapl hastalıkları semptomlarını da tersine çevirdi.

Türk bilimadamı Gökhan Hotamışlıgil, ilacın obez statüsündeki ve yüksek kolesterole sahip farelerde bile diyabet, kalp hastalıkları ve diğer metabolik rahatsızlıklara karşı bağışıklık sistemini güçlendirmesinin sağladığını ve semptomları tersine çevirdiğini ifade ederek "Bir taşta iki kuş vurduk" dedi.

Diyabet ve obezite üzerine araştırmalar yapan Hotamışlıgil, "İnsanlar yağlı gıda tükettiğinde aP2 geni insulin hormonu etkisini azaltıyor ve damarlarda plaklaşmaya yol açtıyor. Bu geni engellemek için yaptığımız genetik çalışmalarda başarısız olduk. 'Madem genetik olarak engelleyemiyoruz, o zaman ilaçla engelleyebilir miyiz'diyerek yola çıktık ve başarılı olduk" dedi. Hotamışlıgil, "Nasıl yaptığımız önemli değil. Sonuçta artık fareler diyabet, kalp hastalıkları ve astıma yakalanmıyor. Bu muhteşem bir şey. Söz konusu ilaç insanlar üzerinde de aynı etkiyi yapacaktır" dedi.

7 hastalığa neden olan 15 gen bulundu

200 bilim adamı 17 bin kişinin DNA'sını inceledi, 7 hastalığa neden olan 15 geni tespit etti. Bu buluş sayesinde bir çok hastalığı önleyecek ilaçların üretim şansı doğdu.

OXFORD Üniversitesi öncülüğünde 200 bilim adamının katılımıyla kalıtsal rahatsızlıklarda genlerin rolü hakkında şimdiye dek yapılan en kapsamlı çalışmada, genetik bozukluklara yol açan 15 gen tespit edildi. Belirlenen 15 gen mutasyona uğradığında dünya üzerindeki en yaygın 7 hastalığın da kaynağını oluşturuyor. Araştırmayı genetik bilminde yeni bir gündoğumu olarak nitelendiren Donnely, "İnsanların hastalığa yakalanma riskleri konusunda daha iyi tahminler yapabileceğiz. Özellikle risk grubundaki kişileri daha sık tarama testleri yaptırmaya teşvik edebilir, belki yaşam biçimlerini değiştirmelerini, neler yaptıklarına neler yediklerine dikkat etmelerini isteyebiliriz. Ve daha da önemlisi hastalıkları önleyecek genetik ilaçlar geliştirebiliriz" dedi.

İŞTE O HASTALIKLAR

MANİK DEPRESİF PSİKOZ: Dünyada 100 milyon kişide görülen bir akıl hastalığı

KORONER KALP RAHATSIZLIĞI: 2020 yılında kanseri geride bırakarak dünyanın ilk sıradaki ölüm nedeni olacak.

CROHN'S HASTALIĞI: Dünya genelinde 60 milyon kişide görülen bir bağırsak rahatsızlığı... Bağışıklık sistemini çökertiyor.

HİPERTANSİYON: Dünyada 1 milyar kişi risk grubunda yer alıyor.

ARTİRİD (RA): Eklemleri etkiliyor. Bağışıklık sistemini çökertiyor. Özellikle 60 yaş ve üstünde görülüyor. Dünyada 100 milyon kişi RA hastası...

TİP 1 DİYABET VE TİP 2 DİYABET: Dünya genelinde 300 milyon kişi diyabet hastası...

vatan, 08/06/2007

 


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|sağlıklı yaşam|haberler|ilk yardım|hastalıklar|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document