Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
Site İçi Arama
 
Untitled Document
 
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
site haritası

 


Hamilelere Öneriler

Untitled Document

 

yaklasansaat.com
 
 

 

 

Hamilelikte bu Yiyeceklerden Uzak Durun

Hamilelik döneminde birçok yiyecek sağlığınızı ya da bebeğinizin sağlığını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Peki bu yiyeceklerin hangileri olduğunu biliyor musunuz?

Mayo Clinic'te yer alan habere göre, bebeğiniz için her zaman en iyisini istersiniz. Bu nedenle özellikle hamilelik döneminde uzak durmanız gereken yiyecekler var. İşte sizin ve karnınızdaki bebeğiniz için tehlikeli olabilecek yiyecekler:

Çok fazla civa içeren deniz ürünleri: Deniz ürünleri protein ve bebeğinizin beyin gelişimini destekleyen Omega-3 yağ asiti içerir. Ancak bazı balık türleri tehlikeli seviyelerde cıva içeriyor. Çok fazla miktarda cıva bebeğinizin gelişen sinir sistemine zarar verebilir.

Daha büyük balıklar daha fazla cıva içeriyor. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ve Çevre Koruma Ajansı (EPA) kadınların bu balıklardan uzak durmasını istiyor: Kılıçbalığı, köpekbalığı, Kral uskumru, tilefish gibi büyük balıklar.

Peki hangi balıklar güvenilir? FDA ve EPA, hamilelerin konserve ton balığından haftada 340 gram olmak şartıyla güvenle tüketilebileceğini belirtiyorlar. Ayrıca konserve diyet ton balığı, somon balığı, kedi balığı, morina, tilapi balığı tüketilebileceğini ifade ediyorlar.

Bunun yanında uzmanlar, hamilelerin çiğ balıkla temas etmemesini öneriyorlar. Çünkü balık üzerinde zararlı bakteri ya da virüsler bulunabilir.

Gıda zehirlenmelerine dikkat: Hamilelik döneminde vücudunuz gıda zehirlenmesine karşı daha hassastır. Gıda zehirlenmesi bebeğinizi de etkiler. Bu nedenle yemeden önce et ya da kümes hayvanlarını iyice pişirin. Eğer sosis gibi işlenmiş et yiyecekseniz bunları da pişirin ya da buharda ısıtın. Dondurulmuş balık ve et ürünlerinden uzak durun. Konservesini ya da raf ömrü sabit olanları tercih edebilirsiniz. Çiğ kümes hayvanlarından uzak durun. Bunları mümkünse sizin için başkası hazırlasın. Yumurta yemeden önce sarısını ve beyazını iyice pişirin. Çiğ yumurtaya zararlı salmonella bakterisi bulaşmış olabilir. Az yağlı süt, Mozarella peyniri ve köy peyniri gibi birçok az yağlı süt ürünü sağlıklı bir seçim olabilir.

Yıkanmamış sebze ve meyveler: Zararlı bakterileri yok etmek için tüm çiğ sebze ve meyveleri iyice yıkayın.

A vitaminin fazlası zarar: Çok fazla A vitamini doğum kusuruna yol açabilir. Tıp Enstitüsü, 19 yaş ve üstündeki hamile kadınların günde 2,565 IU A vitamini almalarını öneriyor. Örneğin, 85 gram pişmiş sığır ciğeri 27,185 IU A vitamini içerirken 85 gram tavuk ciğerinde ise 12,325 IU A vitamini bulunuyor.

Aşırı miktarda kafein: Kafein plasentadan geçebilir ve bebeğinizin kalp atışlarını etkiler. daha fazla araştırma gerekmesine rağmen, bazı çalışmalar hamilelikte fazla kafein tüketiminin düşük miktarını artırdığını gösteriyor. Gelişmekte olan bebek üzerindeki potansiyel etkilerinden dolayı, hamilelik boyunca günde 200 miligramdan daha az kafein tüketin.

Bitki çayları: Gelişen bebek üzerinde spesifik bitki çaylarının etkileriyle araştırmalar henüz az. Sonuç olarak, doktorunuz önermediği sürece bitki çaylarından uzak durun. Bu gruba piyasada bulunan hamilelere özel bitki çayları da dahil.

zaman, 30/05/2011

Hamilelikte Ultrasona Dikkat

9. Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi'nde gebelikte ultrasonla takibin etkileri masaya yatırıldı. Ultrasonla takibin zararları konusunda net bir bilimsel veri olmasa da Türkiye'deki ultrason takibi sayısının hamilelerde dünya standartları üzerinde olduğuna dikkat çekildi.

Kongrede ayrıca, gebelikte Omega-3 kullanımının erken doğum riskini azalttığı ve bebeğin zeka gelişimi üzerinde olumlu etkileri olduğu bildirildi. Obezitenin kısırlığa yol açabildiği ve tüp bebek tedavisinde başarıyı düşürdüğü açıklandı.

Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi'nin 9. Antalya'da düzenlendi. Dernek 2. Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, basın toplantısında yaptığı açıklamada, aşırı şişmanlık ve obezitenin sağlıklı yaşamı tehdit eden önemli bir sorun olduğunu belirterek, özellikle kadınların menopoz döneminden sonra kilo alma eğiliminde olduğunu ve kalp hastalıkları riskinin neredeyse erkeklerle aynı düzeye ulaştığını söyledi.

Hormonal düzensizliklerin kadınların kilo vermelerinin önündeki en büyük engel olduğunu vurgulayan Tıraş, menopoz dönemindeki kadınlarda diyete direncin çok yüksek olduğunu ifade etti. Tıraş, kadınların bu dönemde zayıflama planı uygulanmadan önce mutlaka hormon dengelerini sağlamaları gerekliliğine dikkati çekti.
Genç yaştaki kadınları kilo vermekten ve çocuk sahibi olmaktan alıkoyan Polikistik Over Sendromu ile ilgili de bilgi veren Tıraş, bunun her beş kadından birini etkilediğini, nedeninin tam olarak bilinemediğini; tedavinin ise belirtilere yönelik olarak planladığını anlattı.

“Bu sorunun, şişmanlığa mı, yoksa şişmanlığın mı bu soruna yol açtığı” tartışmaları yapıldığını ifade eden Tıraş, “Bu hastalık, hem dünyada ve hem de Türkiye'de artıyor. Türk kadınlarının yüzde 20-25'inde bu hastalık görülüyor. Böyle olunca da şişmanlık ya da bunun neden olduğu üreme sorunları, fazla kilo, elma tipi şişmanlık gibi sorunlar da ortaya çıkıyor” diye konuştu.
Tıraş, yumurtlama bozukluğunun, adet görememe ya da geç adet görme gibi sorunları da beraberinde getirdiğini vurguladı.

GEBELİKTE ULTRASONLA TAKİP

TJOD Genel Sekreteri Prof. Dr. Cansun Demir de kongrede gebelikte ultrasonla takibin de ele alındığını belirtti.

Türkiye'de gebelik döneminde ultrasonla, bebeğin gelişiminin her evresinin izlendiğini dile getiren Demir, ABD'de sadece gebelik döneminde üç kez ultrasonla yapılan muayenenin ödendiğini bildirdi. Bu ülkede 11-14. haftada ense kalınlığına, 18-22. haftada anatomik gelişime ve gebeliğin son döneminde de bebeğin ters gelip gelmediğine bakıldığını anlatan Demir, şunları kaydetti:
“Hastalarımız, bizlere bu kadar sık ultrasona girmenin bir zararı olup olmadığını soruyor. ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde anne karnındaki bebeğin ultrasonla takibi sınırlı sayıda yapılıyor. Ultrasonun gebelikte olumsuz etkileri olduğuna dair bir bilimsel kanıt bulunmamakla birlikte, Türkiye'de ise ultrasonla yapılan kontrollerin sayısı dünya standartlarının üzerinde. Ses dalgası olduğu için ultrasonun bilinen bir zararı yok. Bizi asıl ilgilendiren konu, inceleme sırasındaki ısı artışıdır. Ultrason incelemesi sırasındaki ısı artışının hangi dönemlerde hangi biyolojik etkilere neden olabileceği konusu ise kesin değil. Domuzlarda yapılan bir çalışmada iki dakikadan uzun süreli bir uygulamanın olumsuz etkileri olabileceği görülmüştür. Genel yaklaşım, 1.5 derecelik ısı artışının, zararı olmayacağı yönündedir. Beş dakika süreyle 4 derece artıştan fazlasının zararlı olabileceği bildirilmiştir.”

Demir, ultrason ile takibin uzun süreli bir inceleme yapılmadan gerçekleştirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

“OMEGA-3, ZEKA GELİŞİMİNİ ARTIRIYOR”

ABD'deki Penn State Milto S. Hershey Medical Center Direktörü Prof. Dr. Serdar Ural da gebelikte omega 3 kullanımının anne ve bebek üzerindeki olumlu etkilerine dikkati çekti.

AD'de yapılan çalışmalarda, gebelere verilen vitamin destekleri içinde Omega-3'ün de bulunmasının büyük yararlar sağladığı ve bebeğin zihinsel gelişimini olumlu yönde arttırdığının belirlendiğini vurgulayan Ural, bir soru üzerine planlı hamileliklerde Omega-3'e gebelik öncesinde başlanması ve emzirme döneminde de devam edilmesi gerektiğini bildirdi.

Ural, Omega-3'ün gebelik döneminde ilk 5 ayda 1 kapsül, daha sonraki aylarda da 2'şer kapsül içilmesinin uygun olduğunu belirtti.

SEZERYANLA DOĞUMLARIN DÜŞÜRÜLMESİ

Dernek Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil de kongrede sezeryanla doğum oranlarının düşürülmesine yönelik çalışmaların da gündeme geldiğini bildirdi.
Bu konuda kadınların bilinçlendirilmesinin, gebe okullarının yaygınlaştırılmasının ve okullarda cinsel eğitim derslerinin verilmesinin büyük önem taşıdığını kaydeden İtil, şöyle konuştu: “Hekimlere, bununla ilgili meslek içi eğitim verilmeli. Ayrıca, alt yapı ve sağlık ekibinin güçlendirilmesi gerekli. Doğum salonları yerine, doğum odaları olmalı. Ağrıyla baş etmek için anestezi uzmanları görevlendirilmeli. Hatta anestezi teknisyenleri doğum sırasında ağrının azaltılması için daha fazla etkin olmalı. Anestezi uygulamasının mümkün olmadığı durumlarda ağrı kesiciler devreye sokulmalı. Ülkemizde artık ağrısız doğum daha fazla yapılıyor ama yeterli değil. Anestezi uzmanlarının sayısının artması, sezaryenle doğumların azalmasında etkili olur.”

İtil, ayrıca kongrede kadına yönelik şiddetin de ele alındığını, bu konuda jinekologların da bunun önlenmesinde diğer unsurlarla birlikte görev alabileceğini sözlerine ekledi.

hürriyet, 23/05/2011


Hava Kirliliği Fetüsü Etkiliyor

Hava kirliliğinin fetüsü etkilediği ve kirlilik nedeniyle bebeğin yetişkin hale geldiğinde solunum hastalıklarına yakalanma riskinin arttığı bildirildi.

İsviçre'nin Bern Üniversitesinden bilim adamları, hava kirliliğinin, fetüsün solunum ihtiyacını artırdığını, hava kirliliğine daha az maruz kalan fetüsün dakikada ortalama 42, daha fazla kalanın 48 kez nefes almak zorunda kaldığını belirttiler.

Philipp Latzin başkanlığındaki ekip, havadaki ozon ve azot dioksit seviyesi ile havada asılı kalan parçacıkların sayısını göz önüne alarak 241 bebek üzerinde araştırma yaptı.

Araştırma sonunda, hava kirliliği arttıkça fetüsün nefes alma sayısının, dahası solunum sistemi iltihabının oluşma riskinin arttığı ortaya çıktı.

Bilim adamları, "solunum sistemine yönelik bu zararlı etkilerin bebek yetişkin hale gelince solunum hastalıklıklarına yakalanma riskinin arttırabileceğini, dolayısıyla yaşam süresinin azalabileceğine" dikkati çektiler.

Araştırma, Berlin'de Avrupa Pnömonoloji Derneğinin yıllık kongresinde sunuldu.

haber7, 06/09/2008

Hamilelikte Kullanılan Kozmetikler Zararlı

Bilim insanlarının araştırmasına göre hamilelikte kullanılan parfüm ve kremler doğacak erkek çocuklarda kısırlığa yol açabilir.

İNGİLİZ bilim adamları hamilelik döneminde kullanılan parfüm ve ya kokulu kremlerin, doğacak erkek bebeklerin ileride kısırlık ya da prostat kanserine yaklanma riskini artırdığını bildirdi.

İskoç gazetesi 'Scotland on Sunday'a konuşan Tıp Araştırma Konseyi'nden Prof.Dr. Richard Sharpe, erkekliğin oluşumunun cenin gelişiminde bilinenden çok daha önce ortaya çıktığını keşfettiklerini ve bu dönemde kullanılan kozmetik ürünlerin erkek bebeğin üreme potansiyelini etkileyebileceğini söyledi. 8-12 haftalık gebelik dönemini kapsayan ve 'zaman penceresi' adını verdikleri aralıkta belli hormonların ceninde aktif hale geldiğini ve erkek üreme sisteminin oluştuğunu keşfettikleini belirten Prof.Dr. Sharpe, "Bu dönemde testesteron gibi hormonların doğru dürüst vücutta işlev görmemesi, ileride sperm sayısında azlık, ya da protat kanseri riski gibi erkekte üreme problemlerini doğurabilir" dedi.

Fareler üzerinde yapılan deneylerde bu hormonların blok edildiği takdirde hayvanlarda üreme sorununun ortaya çıktığının gözlendiğini belirten Sharpe, araştırma sonuçlarına göre erkek ceninin yeteri kadar testesteron gibi androjenler almaması halinde penis ve testis boyu dahil tam üreme potansiyeline erişemeyebileceğini belirtti.

Sparte, "Kadınlar, parfüm ve vücut kremleri kullanmasalar iyi olur" derken bu ürünlerin söz konusu hormonların işlevini bloke edebilecğini, ellerinde zarar verdiklerine dair henüz kanıt olmasa da içerdikleri bazı bileşenlerin soru işaretlerine neden olduğunu söyledi.(dha)

radikal, 01/09/2008

Hamileler Karpuz Yesinler

Yaz günlerinin bol sulu ve serinletici meyvesi karpuzun hamileler için önemli faydaları olduğunu belirten uzmanlar, hamilelere günde 300 gramlık, bir dilim karpuz yemelerini tavsiye ediyor.

Karpuzun hamileler için sağladığı faydalardan bazıları şöyle sıralanıyor:

Karpuz, mide yanmasını hafifletir.

Vücutta su toplanmasını önlemeye yardımcı olur.

İçeriğindeki yüksek sıvı ve meyve şekerleri, bulantıları hafifletir ve vücudun susuz kalması önler.

İçerdiği mineraller, gebeliğin son üç ayda sık yaşanan krampları önlemeye yardımcı olur.

İyi bir lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenler.

Karpuz, domatesten daha fazla likopen içeriyor.

Bir antioksidan madde olan likopen ise kanserden ve kalp-damar hastalıklarından korunmaya yardımcı olur, bağışıklık sistemini güçlendirir ve cildin doğal güneş koruma faktörünü artırır.

Ayrıca likopen hamilelikte karşılaşılan ciddi sorunlardan biri olan preeklempsi riskini önemli ölçüde azaltır.

Karpuzun 100 gramında 4 miligram likopen bulunur. A, C ve B6 vitaminleri ile potasyum ve magnezyum minerallerini de bol miktarda içerdiğinden anne karnındaki bebeğin beynin, sinir sisteminin ve bağışıklık sisteminin gelişimi açısından büyük önem taşır.

hürriyet, 30/06/2007

Anne Adaylarına Öneriler

Yaz döneminde hamile kadınlar için en rahatlatıcı aktivitelerden birisinin yüzmeolduğu bildirildi

İzmir'deki özel bir tüp bebek merkezinde görevli Opr. Dr. Funda Koçyiğit, yaptığı yazılı açıklamada, yaz aylarında sıcak havanın en çok hamileleri etkilediğini belirtti.

Hamilelere yaz döneminde yüzmeyi tavsiye ettiklerini kaydeden Koçyiğit, 'Bunun karın kaslarını sıkılaştırıcı ve doğumu kolaylaştırıcı etkisi var. Anne adaylarına çok sıkı olmayan bir mayo ile serbest ve sırt üstü stillerde yüzmeyi öneriyoruz' dedi.

Bu dönemde beslenme, temizlik ve giyime de dikkat edilmesi gerekir. Özellikle güneş ışınlarının daha dik ve etkili olduğu 11.00-15.00 saatlerinde dışarı çıkılmamasında fayda olduğunu bildirdi.

Geniş kenarlı şapkalar, güneş gözlükleri ve açık renkli giysiler kullanılmalı. Aşırı sıcaklarda, hamilelerin dikkat etmesi gereken konuların başında besin zehirlenmeleri gelmektedir. Açık yerlerde satılan gıdaların tüketilmemesine dikkat edilmelidir. Ayrıca bol miktarda sıvı tüketilmelidir.

Sıcakta terlemeyle birlikte deride birçok bölgenin nemli kalacağı için mantar enfeksiyonlarına yaz aylarında daha sık rastlanır. Bu nedenle sık sık ılık duş yapılması gerekir.

Koçyiğit, gebelerin enfeksiyonlara karşı direncinin daha düşük olduğunu, erken doğuma yol açan idrar yolu ve vaginal enfeksiyonlara dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.

vatan, 12/06/2007

Anne Adayları Gürültüden Uzak Durmalı

Her yaştaki insanı rahatsız eden gürültüden, anne karnındaki bebek de olumsuz etkileniyor.
Doç. Dr. Yakup Aslan, günlük kronik gürültünün çocuklarda tansiyon, kalp atışları ve stres hormonlarının yükselmesine yol açtığına işaret etti.

Özellikle hamile kadınların gürültüden uzak durması gerekmektedir. Baba adayları hamile eşlerine karşı yüksek sesle konuşmamalı  ve bağırmamalıdırlar.

Gürültünün, çocuklar ve hamile kadınlar üzerinde daha çok etki gösterdiği bildirildi. Gürültü her yaştaki insanı etkiler ve strese yol açar. Ancak çocuklar ve hamile kadınlar üzerinde daha çok etki gösterir.

Günlük kronik gürültü çocuklarda tansiyon, kalp atışları ve stres hormonlarının yükselmesine yol açmaktadır.

Hamile kadınlar gürültüden uzak durmalı. Çünkü bebekler anne karnında da işitirler.
Az gürültülü ortam dahi, kuruntu ve mutsuzluğa, sinir sisteminin etkilenmesine yol açar.

Özellikle gürültülü ortamlarda yaşayan çocuklarda başarı düşer ve haşarılığa sebep olur. Böylece psikolojik streste de yükselmeye yol açar.

Çocukların yanında da gürültüden kaçınılmalıdır.

Hamilelikte Hangi Sporlar Yapılmalı?

Anne adayları için en ideal spor; yürümek.

Sağlıklı yaşamın vazgeçilmez unsuru olan sporun her yaş ve cinsiyet grubu için önemi bilinirken, hamilelik döneminde ise anne adaylarının yoğun tempoda spor yapmalarının riskleri olduğu ve hangi sporu nasıl yapacağının bilinmesi gerektiği belirtildi.

Hamile kadınlara bol bol yürümeleri tavsiye edilirken, yürüyüşün hem güneşten faydalanıp kemikleri güçlendirmek hem de ciğerlere temiz hava depolamak açısından önemi anlatılıyor.

Anne adaylarına, yürürken fazla zorlanmamaları, herhangi bir sinyalde yürüyüşe ara vermekte tereddüt edilmemesi öneriliyor.

Anne adaylarının, deniz veya havuza girmeden önce ortalama vücut ısısının 38 derece civarında olacağı belirtilerek, vücut ısısından düşük sıcaklıktaki deniz veya havuzda yüzmemelerine dikkat çekiliyor.

Çok düşük ısıdaki suda yüzmenin anne adayında kasılmalar meydana getirebileceği belirtilerek, hamilelerin hızlı kulaç atmamaları ve kelebek stilde yüzmemeleri kaydediliyor.

Anne adayları için en ideal yüzme stilinin sırtüstü olduğu ve yüzerken nefesin kontrol edilerek, suyun yüzdürmesine izin verilmesi isteniyor.

Hamilelere Ton Balığı Zararlı

ABD'li bilim adamları, toksik bir metal olan civa bakımından "zengin" ton balığının, anne karnındaki bebeğin beyin gelişimini engelleyebileceğini öne sürdü.

Bilim adamları, ABD Gida ve Ilaç Dairesi'nin (FDA), hamile kadınların ton balığı tüketimi konusunda uyarıda bulunmaya davet etti.

UZMANLAR, sadece ton balığı yiyenler için bunun haftada 2 kutu, diyet listesinde diğer balıklar da varsa hafta 1 kutu olabileceğini söyledi.

FDA, hamilelerin konserve ton balığı, kabuklu deniz mahsulleri ve okyanus balıkları dahil, haftada toplam 336 gram balık tüketebileceğini bildirdi.


Aşermenin Faydası Var

Doktorlar, hamilelikte vücudun verdiği sinyallerin bazı besinlere karşı aşermeye neden olduğunu, bunun da anne ve bebek için gerekli gıdaların alınmasını sağladığını belirtiyor. Uzun süredir kabul gören kurama göre, aşermeye vücuttan gelen duyarlı birtakım sinyaller neden oluyor.

Hamilelikte sıkça görülen yemeklerden iğrenme ya da aşerme durumu sadece hormonlarla açıklanamıyor. Hamileler bir yiyecekten hoşlanmadıklarını hissettikleri zaman bu yiyecek, genelde vücut için kötü özellik taşırken, aşırı istek duydukları besinler de yine genelde o an bebek ve anne için ihtiyaç duyulan maddeleri içeren gıdalar oluyor.

Yemeklere karşı iğrenme ya da aşermenin bir gerçek olduğunun kabul edilerek, bu durumun en doğru şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Eğer, dondurma aşeriyorsanız gereksinim duyulan şey karbonhidrat ve kalsiyumdur. O zaman dondurma yerine meyve, süt ya da peynir yiyebilirsiniz. Önünüzde birçok baştan çıkarıcı, ama besleyici olmayan yiyecek vardır. Bu nedenle bedeninizin yaşayacağı karışıklığın merak edilecek bir yanı yoktur.

Eğer bir şeylere aşeriyorsanız ve bu bebeğiniz ve sizin için iyiyse ne olursa olsun yiyin.

Şekerli gıdalar ya da tatlı aşeriyorsanız bunun yerine, çikolata, kuru kayısı, meyve sularıyla tatlandırılmış çörekler veya çok tuzlu çörekler yerine az tuzlu olanları tercih edebilirsiniz.

Buna göre, hamile kadınların aşerdikleri kahve, alkol, dondurma, iğrendikleri ise C vitaminli meyveler ya da sebzelerse bu duruma aldırmamak gerekiyor.

UZUN SÜREN AŞERME İLGİ İHTİYACINDAN


Gebelik dönemindeki aşermeler  çoğunlukla damak zevkinin değiştirmektedir.  Yapılan araştırmalarda  anne adaylarının en az yüzde 66'sı, en fazla da yüzde 90'ının en azından bir besine aşerdiği, en az yüzde 50'si, en fazla da yüzde 85'inin en az bir besinden iğrendiği ortaya çıktı. 

Gebelikte aşermenin ilk üç ayda yoğun olması ise, hormonal değişikliklerin en fazla ilk üç ayda yaşanmasıyla açıklanıyor ve 4. aydan itibaren iğrenme ve aşermelerin çoğunun kaybolduğu dile getiriliyor.

Uzun süren aşermelerin temelinde genellikle hamile kadınların biraz daha fazla ilgi ve duygusal destek görme arzusunun yattığı da vurgulanarak, bazı kadınların kil, toprak ya da çamura aşermelerinin çoğunlukla demir eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan durumlar olduğu ve böyle bir olay karşısında mutlaka doktora başvurmak gerektiği belirtiliyor.

 Yüksek Manyetik Alan Oluşturan Eşyalar, Düşük Nedeni

Yüksek manyetik alanın, anne adaylarının düşük yapma olasılıklarını, 3 kat artırdığına işaret edildi.
İngiliz bilim adamları, anne adaylarını Amerikalı meslektaşlarının yaptığı araştırmaların sonuçları doğrultusunda uyardı ve trenlerde oluşan yüksek manyetik alanın, elektrik süpürgesi ve mikser gibi elektrikli ev aletleri tarafından da  oluşturduğunu ve düşüklere yol açabileceğini bildirdi.

Araştırma sonuçlarının, bazı anne adaylarının düşüğe yol açan radyasyon seviyesinin iki katına kadar radyasyon alabildiklerini ve bu kişilerde düşük ihtimalinin de normalin üç katına çıktığını gösterdiği belirtiliyor.

Elektrikli süpürge ve matkap gibi aletlerin, diğerlerinden 12 kat daha fazla elektromanyetik alan  oluşturduğu belirtiliyor.

 


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|sağlıklı yaşam|haberler|ilk yardım|hastalıklar|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document