Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
Site İçi Arama
 
Untitled Document
 
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
site haritası

 

 

İlaç Şirketleri Hastalıklar İcat Ediyor

Untitled Document

 

yaklasansaat.com
 
 

 

 

Modern Tıbbın Son Numarası: Aşırı Teşhis

Milyonlarca insana her gün modern tıbbın sağladığı imkânlarla teşhis konuyor, dertlerine çareler bulunuyor. 

Milyonlarca insan bu sayede sağlıklı ve uzun bir hayat sürüyor ama modern tıp kusursuz ve sütten çıkmış ak kaşık da değil. 

Modern tıbbın pek çok hatası, eksiği, suçu ve hatta günahları da var. 

Modern tıp, her geçen gün hızla ancak parası olanın faydalanabileceği dünyanın en çok kâr getiren sektörlerinden biri hâline dönüşüyor. 

Modern tıp ilaç endüstrisinin esiri olmuş durumda: Tedavi seçimi, süreleri, dozlar ilaç endüstrisinin kurmayları tarafından belirleniyor. 

Yeni ilaçlar için uydurma hastalıklar geliştiriliyor. 

Hastalar değil laboratuar bulguları tedavi ediliyor. 

Birçok hastalığın ilacının tabiatta olduğu görmezden geliniyor. 

Koruyucu ve önleyici hekimlik unutturulmaya çalışılıyor. 

Hayatın menopoz, ergenlik, gebelik gibi dönemleri mutlaka ilaç alınması gereken hastalıklara dönüştürülüyor. 

Sağlık piyasalaşıyor; hasta-hekim ilişkisi satıcı-tüketici ilişkisine dönüşüyor. 

Aşırı teşhis nedir? 

Modern tıbbın son senelerde zararları giderek daha iyi anlaşılan ve mutlaka çözüm bulunması gereken yanlışlarından biri de ‘aşırı teşhis’. 

Aşırı teşhis, bir kimsede herhangi bir belirtiye yol açmayacak, ona bir zarar vermeyecek veya onun ölümüne sebep olmayacak bir hastalığın teşhisi demek. 

Bunda ne var, bir insandaki hastalığın teşhisinin neresi kötü diye düşünebilirsiniz ama durum hiç de sandığınız gibi değil. 

1: Hastalıkların teşhisinde kullanılan yöntemlerin ölüme kadar gidebilen riskleri var. 

2: Aşırı teşhisin peşinden ‘aşırı tedavi’ geliyor. Farkında bile olmayacağınız bir hastalık için ilaç kullanmanız, radyoterapi olmanız veya ameliyat edilmeniz gerekiyor. 

3: Teşhis ve tedavilere harcanan paralar boşa gidiyor. 

4: Birçok insan kendisine hiçbir zarar vermeyecek aşırı teşhis yüzünden strese giriyor, uykuları kaçıyor, huzuru bozuluyor, hasta oluyor. 

Aşırı teşhis ve aşırı tedavi, sağlam insanları hasta ederken, cepleri ve sosyal güvenlik kurumlarının kasalarını da boşaltıyor. 

Bu işten en kazançlı çıkan ise elbette başta ilaç ve tıbbi alet-edevat-malzeme endüstrisi olmak üzere hastaneler ve doktorlar! 

Tıp sağlıklı insanları hasta ediyor 

Gelip geçici şikâyetleri tedavi edilmesi gereken hastalıklar hâline çevirmekle ve her hastalığı mutlaka ilaçla, ameliyatla tedavi etmekle yetinmeyen modern tıp kendine sağlıklı insanlar arasından da hasta bulmaya çalışıyor

Aşırı teşhis ve aşırı tedavi için “Tıp, hastaları tedavi etmekten adeta sağlıklıları hasta etmeye doğru kayıyor” diyenlere hak vermemek mümkün değil. 

Son senelerde dünyanın muteber tıp dergilerinde aşırı teşhis ve aşırı tedaviyi tenkit eden araştırmalar, makaleler ve kitaplar yayınlanıyor. 

Şu ifadeler ünlü tıp dergilerindeki makalelerden:  Aşırı teşhis önemi giderek artan bir halk sağlığı problemi oluyor. Aşırı teşhis hakkındaki endişeler gerçek oldu. 

Aşırı Teşhisleri Önleme Kongresi yapılıyor 

Aşırı teşhisin ulaştığı noktayı en iyi gösterecek delil ise 10-12 Eylül 2013 tarihlerinde dünyanın ilk “Aşırı Teşhisleri Önleme” kongresinin yapılacak olması. 

Kongre, The Darmouth Institute for Health Policy and Clinical Practice ev sahipliğinde dünyanın en muteber tıp dergilerinden olan British Medical Journal (BMJ), Avustralya Bond Üniversitesi ve önemli bir sivil toplum kuruluşu olan Consumer Report’ un ortaklığıyla düzenleniyor. 

Kongrenin sloganı ise “Çok fazla tıbbın zararlarını geriye sarmak”. 

Aşırı teşhis edilen hastalıklar 

Aşırı teşhis edilen hastalıklar listesinde meme, prostat, rahim ağzı ve tiroit kanserleri ilk sırada geliyor. 

Amerikan Kanser Enstitüsü’ nün 17 senelik Kanser Tarama Araştırması’ nın en önemli sonucu taramanın prostat kanseri teşhisini artırdığını ama kansere bağlı ölümler üzerine bir tesiri olmadığını ortaya koyması oldu. 

Tarama ile teşhis edilen meme kanserlerinin ortalama üçte birinin zararsız olabileceği tespit edildi. 

Kolon kanseri taramalarının bile sanıldığı kadar hayat kurtarıcı olmadığı, bu çalışmaya katılanların genel popülasyondan daha sağlıklı oldukları ve bunların kolon kanserinde ölme ihtimallerinin daha az olduğu dile getiriliyor. 

Kanada’ da yapılan bir araştırma astım teşhislerinin üçte birinin yanlış olabileceğini ortaya koydu. 

Erken diyabetin aşırı teşhis ve tedavisi, otizmin tarifinin çok geniş kapsamlı olması, çocuklarda kolesterol taramaları hakkında da endişeler var. 

Gelecekte kırık riski düşük olan kadınlara osteoporoz tedavisinin faydadan çok zarar verdiği iddia ediliyor. 

Aşırı teşhisi sağlayan yöntemler ise kan tahlilleri veya radyolojik yöntemlerle yapılan ‘taramalar’ ile ‘hastalık tariflerinin genişletilmesi’ ve ‘sınır değerlerin daraltılması’ dır.  

* Giderek daha fazla insanın canını yakacak olan modern tıbbın bu son numarasına karşı dikkatli olmalı ve tuzağa düşmemelisiniz.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta 
iyibilgi, 10/09/2012

İlaç şirketleri yeni hastalık icat ediyor

İngiliz Times'ın haberine göre, ilaç şirketleri ürünlerini daha çok satabilmek için basit sorunları ve hastalığa yol açabilecek semptomları hastalık olarak tanıtıyor.

İlaç şirketlerinin bazı hastalık belirtilerini hastalık gibi tanıtarak ürün sattıkları iddia ediliyor. Araştırmacılar bu eğilimin tehlikeli sonuçlarına dikkat çekiyor

İngiliz Times gazetesi bilimadamları tarafından yayınlanan "Public Library of Science Medicine" isimli dergiye dayandırdığı dünkü haberinde, ilaç şirketlerinin kendilerine çıkar sağlamak amacıyla "basit sorunları ya da hastalığa yol açabilecek semptomları" birer hastalık gibi tanıttığını ve bunun tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini yazdı. Derginin özel baskısında Avustralya'nın Newcastle Üniversitesi'nden David Henry ile Avustralyalı gazeteci Ray Moynihan'ın beraber kaleme aldıkları araştırma, çok ilginç sonuçları ortaya çıkardı.

'TIBBİ ZARAR VERİYOR'

Araştırmada, "Şirketlerin yarattığı hastalıklar kendileri için büyük bir kaynak oluştururken, insanları hastalara dönüştürüyor. Ve bunlara tıbbi olarak zarar veriyor" yorumu yapıldı. Bu tarz tuzaklara düşmemek için özellikle doktorlara ve hastalara büyük görev düştüğünü ifade eden araştırmacılar, hastalıklara karşı yapılan kampanyaların ardında ilaç şirketlerinin olduğunu, bu yüzden bu kampanyalara şüpheyle bakılması gerektiğini söylüyor. Özellikle cinsellikle bağlantılı sorunların ilaç şirketleri tarafından çıkar amaçlı kullanıldığının kaydedildiği araştırmada, kadınlardaki cinsel isteksizliğin yeni bir sektör yaratmakta kullanıldığı belirtildi

Araştırmada yer alan "sahte" hastalıklar

Menopoz:
Kadın yaşamının normal evrelerinden biridir. Menopozda libido azalması normaldir.

Çekingenlik: Psikolojik sorun olduğu izlenimi verilerek tedavi için anti-depresan öneriliyor.

Kolesterol seviyesi: Risk faktörü olmasına rağmen kendi başına bir hastalıkmış gibi gösteriliyor.

Osteoporoz: Menopoz öncesi kadınlardaki kemik incelmesi sadece kırılma riski olduğuna işarettir.

Cinsel işlev bozukluğu: İlaçların, "sağlıklı" kişilerin de cinsel gücünü artırdığı izlenimi veriliyor.

sabah, 12/04/2006

Ruhsal Hastalıkları İlaç Şirketleri Mi Uyduruyor?

Yeni ruhsal hastalıkların hızla arttığı günümüzde Türkiye'deki ilaç tüketiminde de bir yükseliş gözleniyor. Psikiyatri uzmanları rakamları değerlendirirken iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batırıyor ve ilaç firmalarının daha çok kazanmak için yeni yeni hastalıklar uydurduklarını söylüyor.

Depresyon, dopomin, sendrom... Bir şekilde mutlaka duyduğunuz bu kelimeler psikiyatrik hastalıklar. Peki ya 'Kafes Kaplanı Sendromu', 'Hiperhidroz' ya da 'Cennet Depresyonu' sözcüklerini duydunuz mu? Muhtemelen hayır... Bunlar da psikiyatri dünyasının yeni kazandığı hastalık isimleri...

Aktüel dergisinin bu haftaki sayısında yer verdiği 'Psikiyatri Terörü' başlıklı habere göre de hepsinin tedavisi için bir ilaç var ve iddialar, bu ilaçların tüketimi için yukarıda ismini ilk kez duyduğunuz hastalıkların uydurulduğu yönünde... Bununla birlikte endüstri ülkelerinde son yıllarda sendrom ve benzeri hastalıklarda büyük bir patlama yaşanıyor. İnsanlığı tehdit eden 30 bin yeni hastalıktan söz ediliyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında literatürde tanımlanmış 26 psikiyatrik hastalık varken, Amerikan Psikiyatri Birliği'nin verilerine göre günümüzde bu sayı 395'e yükseldi. Türkiye'de 'Cennet Sendromu' ya da 'Kafes Kaplanı Sendromu' henüz keşfedilmemiş olsa da uzmanlarımız Türk halkının depresyon gibi akıl ve ruh sağlığına zarar, benzeri hastalıklardan kırıldığını söylüyor.

HALKIN YÜZDE 40'I ŞİZOFREN

Öte yandan 2.5 milyon kişiye hizmet veren Emekli Sandığı 2003 yılına ait geri ödeme listesinde de bunu doğrular veriler bulunuyor. Çünkü reçetelerde örneğin bir anti-depresan ilacının 880 bin kutu tüketildiği görülüyor. Ya da şizofren tedavisinde kullanılan bir ilaç ismi, reçetelerde 55 bin 63 kez geçiyor. Bu rakamlar Türkiye nüfusuna oranlandığında ise inanılmaz bir sonuç çıkıyor ortaya. Sonucu değerlendiren isim Klinik Farmokoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cankat Tulunay, şizofreni tedavisinde kullanılan diğer ilaçları da hesaba katarak şu yorumu yapıyor: "Halkımızın neredeyse yüzde 40'ı şizofren. Şizofren olmayanlar da ya depresyonda ya da akıl ve ruh sağlığını etkileyen başka bir hastalığa sahip."

İlaç tüketiminin bu kadar çok olması, yine ilk baştaki iddiaları hatırlatıyor: "İlaç şirketleri tüketimi artırmak için yeni hastalıklar üretiyor. Özellikle psikiyatri alanında..." İlginç olan psikaytristler bunu yalanlamıyor hatta çoğu direkt olarak 'doğru' diyor. İşte Türk doktorların görüşleri...

Psikiyatri Uzmanları Olan Bitenden Rahatsız

Psikiyatri uzmanı Dr. Ahmet Coşkun:
"Hangi ilaç firması dünyada hiçbir hastalık kalmasın ister ki? Araştırmalar çok maliyetli olduğu için zaten firmaların sponsorluğunda gerçekleşiyor. Dolayısıyla artık ilaç firmaları tanımlanmış hastalığa ilaç bulmuyor. Doğrudan hastalığı tanımlıyorlar. 10 yıl önce psikiyatride kullandığımız dört ilaç vardı. Kliniğe günde en fazla 10 kişi gelirdi. Ne zaman ilaç firmaları bu alanda üretime geçti, ilaç sayısı arttı. Basında çarşaf çarşaf hastalık tanıları, belirtiler yayımlanmaya başladı. Kliniğe gelenlerin sayısı da birdenbire yükseldi. Bugün bir uzman 40 kişiye bakmak zorunda."

İNSANLAR İLAÇ BAĞIMLISI OLDU

Psikiyatr Cemal Dindar:
"İnsanlar 'regl' dönemindeki sancıdan terk edilme acısına kadar her sorunda doktorlara taşınıyor. Bu bağımlılıktan en çok ilaç üreticileri ve hemen reçeteye sarılan doktorlar kazanıyor."

HASTALIKLAR UYDURULUYOR

Prof. Dr. Cankat Tulunay:
"Son yıllarda ilaç tüketimini artırmak için yeni hastalıkların uydurulduğu bir gerçek. Önce olmayan hastalıklar icat ediliyor sonra tedavi etkisi olmayan ilaçlar. Hatta anti depresanlarda, plasebodanın (aslında hiçbir etkisi olmayan yalancı ilaç) daha etkili olduğu kanıtlandı. Bu ilaçların da yan etkileri, iyileştirici etkilerinden çok daha fazla.

HER SIKILAN TERAPİ İSTİYOR

Psikiyatri uzmanı Dr. Erdoğan Özmen:
"Bizim camiada illa ki bir terapi, ilaç gerekiyormuş gibi bir hava oluşturuluyor. Her sıkıntıyı hemen psikiyatrik bir bozukluk olarak tercüme ediyoruz. Bunu psikiyatristler de yapıyor. Terapinin özünde zaten bir devamlılık, bir 'bağımlılık', bir alışkanlık söz konusudur.

DOKTORLAR YÖNLENDİRİLİYOR

Psikiyatrist Serdar Serdaroğlu:
"Psikiyatride ilaç tedavisi en etkili yöntem olarak geçerlidir. Son yıllardaki hastalık sayısının artması bilimin ve tıp teknolojisinin gelişmesiyle açıklanabilir. Ancak özellikle psikiyatride ilaç şirketlerinin tedavi biçimleri konusunda doktorları yönlendirdiği de bir gerçektir."

sabah, 21/05/2004


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|sağlıklı yaşam|haberler|ilk yardım|hastalıklar|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document