Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
Site İçi Arama
 
Untitled Document
 
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
site haritası

 


Alkole, Maddeye Değil 'İnsana Bağımlılık'

Untitled Document

 

yaklasansaat.com
 
 

 

 

İnsan bağımlısı olan bireyin kendini sevmediği, kendine güveni olmadığı, duygusal açlık içinde olduğu ve bu duygusal boşluğu doldurmaya çalıştığı belirtiliyor.

Türkiye'nin bağımlılık danışmanından biri olan Jale Kerimol, "insan bağımlısı kişiler genelde problemli ailede yetişir. Temel neden; aile içinde iletişimsizlik, duyguların tam olarak açıklanamaması, duygusal bazda iletişim kurulamaması, bireylere tercih hakkı verilmemesi ve dayatmacılık" dedi. Aile içinde iletişim yoktur, insanlar birbirini duymuyor, dinlemiyordur. Dayatmacı bir yapı vardır. Bunun yanında engelleyici sevgi modeli, yani çocuğu adına onun ne yiyeceğinden, ne giyeceğine kadar karar veren bir anne modeli vardır. Tüm bunlar kişinin bir birey olarak ileride karar vermesini güç duruma sokar, kendine olan özgüven mekanizmasının gelişmesini engeller.

Bağımlılığın bir beyin hastalığı olduğu belirtilerek, bireyin kendi yaşamsal durumuna göre tercih ettiği maddeler, eylemler veya olgular söz konusu olduğunu söyledi.

"İNTİHARA KADAR VARABİLİR"

Bu tür ortamda yetişen kişinin ileride tüm hayatını eşine veya çocuğuna adadığına işaret eden Kerimol, şöylediyor: "Bu, aslında bireyin kendi hayatını yaşamayıp, kendi hayatındaki problemleri çözmektense, başka bir insanın hayatına odaklı yaşayıp, 'doğruyu yapıyorum' diye kendini kandırma sendromudur. Herhangi bir birey işlevsiz aile ya da bağımlı ebeveyn yapısından (alkol, madde ya da kumar gibi) geliyorsa, kendi çocukluğunda yaşamış olduğu ya da yaşayamadığı birtakım davranışlar ve duygusal negatifleri çözümleyebilmek, kendini iyi hissedebilmek adı altında, x maddeleri ya da eylem veya olguları kötüye kullanmaya, hayatın farklılığından kaçma yöntemi olarak tercih etmeye başlar."

Kerimol, bağımlılık denilen olayın içinde kişilik bozukluğunun çok yoğun olduğunu da vurgulayarak, şöyle devam etti: "İnsan bağımlısı olan birey kendini sevmez, kendine güveni yoktur, duygusal açlık içindedir. Ya sağlıklısız ilişkilerle bu duygusal boşluğu doldurmak isteyecektir, ya madde kullanacaktır, ya da yeme bağımlısı olacaktır. İnsan bağımlısı olanlarda en fazla görülen yeme bağımlılığıdır. Şişmanlamaya başladıkça kendinden biraz daha fazla nefret edip intihara kadar gidebilir. İnsan bağımlısı eşittir: madde bağımlısı, öfke bağımlısı... Bu insanlar çok mutsuzdur."

"YA YÖNETEN YA DA YÖNETİLEN..."

Bu şartlar altında yaşamsal rolü şekillenen bir yetişkinde, ileride dönem dönem ya yönetilen ya da yöneten karakterin ortaya çıktığını dile getiren Kerimol, yönetilenlerin kendi kuralları ve yöntemleri bulunduğunu söyledi. Kendilerini her zaman her koşulda haklı çıkartacak nedenler ile donanmış bu tarz kişilik, asla tatmin olmaz ve sürekli şikayet eder. Bu bireyin her zaman kendi hayatı yerine onun hayatını yaşayan, kendisine vakit ayırmayan, yaşamsal sorumluluklarını da üstlenerek onun yerine düşünen ve tüm bunları sevgi adına yapan bir yönetileni vardır. Yönetilen karakteri ise sevgiyi bir şeyler yaparak hak etmeye çalışan, sevdiği için kendi benliğini unutabilen ve sevdiği kişinin istediği kişiliğe bürünebilen bir yapıdadır.

ABD'de her 10 aileden 4'ünde görülen insan bağımlılığının Türkiye'de, örf, anane ve geleneklerden dolayı çok yüksek olduğuna dikkati çeken Kerimol, "Bu durum Türkiye'de önemli bir problem. Kadın 'iyi bir eş, iyi bir anne ve ev hanımı' olacaksın, erkek ise 'her şeyi sırtlanacaksın' diye yetiştiriliyor. Kişilerin bireyselleşmesine izin verilmiyor. Bana gelen kadınların yüzde 70'inde insan bağımlılığı var" dedi.

Kerimol, 3 yaşından itibaren bireylerde tercih kullanabilme mekanizmasının oluştuğunu ifade ederek, çocuklara tercih hakkı verilmesi gerektiğini kaydetti.

radikal, Jale Kerimol, 26/02/2002

 Bağımlı Kişilik Bozukluğu

Bağımlı Kişilik Bozukluğu, başka birinin desteği yada yardımı olmadan hiç bir şey yapamama olarak tanımlanabilir. Ergenliğin ilk zamanlarında ortaya çıkan bu rahatsızlığın temelinde kişinin başkası tarafından korunma ihtiyacı ve bağımsız olmaktan korkması yatar. Bağımlı kişiler genelde yalnız kaldıklarında aşırı derecede rahatsızlık hissederler, çoğunlukla depresyonda ve gergindirler.

Bu kişiler kendi yeteneklerine güvenmezler ve başkalarının her zaman daha iyi fikirleri olduğunu düşünürler. Birisinden ayrıldıklarında yada kaybettiklerinde çok büyük acı yaşarlar ve ilişkilerini devam ettirebilmek için her tür koşula ve duruma katlanabilirler.

Bağımlı kişilik bozukluğu olan bireyler genelde pesimist, kendini küçük gören kişilerdir. Başkalarının eleştirilerini kendi değersizlikleri olarak algılarlar. Başkalarının kendilerini yönetmesine ve korumasına ihtiyaç duyarlar. İş hayatlarında sorumluluk gerektiren görevlerden, yöneticilik yapmaktan yada yeni bir fikir ortaya koymaktan kaçınırlar.

Bu kişiler genelde bir başkası için kendi ihtiyaçlarını bir tarafa bırakır, kendilerine yönelik kötü davranışlara katlanır ve kendilerini ifade etmekte zorlanırlar. Çoğunlukla kontrol eden, zorba, aşırı korumacı ve çocuk gibi davranan insanarla birlikte olurlar. Birlikte oldukları kişiler kendilerine zarar verse bile (şiddet kullanma, sözlü saldırıda bulunma, küçük düşürme, aşağılama vs..) ilişkiye devam ederler çünkü tek başlarına yaşayamayacaklarına inanırlar. Bütün yaşamları boyunca başka insanları rahatsız etmemek yada kızdırmamak için çaba sarfederek geçirirler. Kendi varlıklarından, bağımsızlıklarından ve bireyselliklerinden vazgeçerler.

Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir ama başlangıcının ergenliğin başlarında geliştiği tespit edilmiştir. Araştırmalar anne – çocuk ilişkisinde aşırı otoriter yaklaşım ile aşırı korumacı davranışların hastalığın oluşumunda büyük etkisi olduğunu göstermektedir. Bu iki yaklaşım şekli kişinin kendi başına hareket edemeyeceğine, başkalarının korumasına ihtiyacı olduğuna ve insanlar ile ilişkisini devam ettirebilmek için her zaman başkalarının isteklerine beklentilerine ve taleplerine uyması gerektiğine dair inancın oluşmasını sağlamaktadır.

Belirtiler

  1. Kendi başlarına karar verememek
  2. Pasiflik
  3. Kişisel sorumluluktan kaçınmak
  4. Yalnız kalmaktan aşırı derecede korkmak
  5. Bir ilişki bittiğinde büyük acı çekmek ve çaresizlik hissetmek
  6. Normal yaşam gereklerini yerine getirememek
  7. Terkedilme korkusundan başka bir şey düşünmemek
  8. Kritize edilme, kınanma, onaylanmama gibi yaklaşımlarda kolaylıkla incinme
  9. Başka insanlara aşırı derecede bağımlı olmak
  10. Uzun süreli bir ilişki içinde olma ve aşırı derecede sevgi gösterilmesine ihtiyaç duymak
  11. Aynı anda birden fazla insana bağımlı olmak (biri giderse diğerlerini devreye sokmak)

hatunca, Psikoterapist,Çiğdem Alper, MA
 

Bağımlı Kişilikler

Gerek çevremde, gerekse klinik pratiğimde her geçen gün daha fazla sayıda “bağımlı kişilik” özelliklerine sahip insanla karşılaşıyorum.

Tüm kişilik bozuklukları içinde en sık rastlananlardan birisi “Bağımlı Kişilik Bozukluklarıdır”. Sakın aklınıza “bağımlı kişilik” denince, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kimseler gelmesin. Bir insanın alkol veya bir maddeye bağımlı olması ile “kişiliğinin” bağımlı olması farklıdır. Kişilikteki bağımlılık tipik bir tabloya sahiptir. Ortak özellikleri; sürekli olarak çevrelerinde kendilerine ilgi gösterecek, bakacak, gereksinimlerini karşılayacak insanlara ihtiyaç duymalarıdır.

Dışarıdan ilk bakıldığında gayet uysal görünürler. Başlangıçta onların bu barışcı ve uysal hali hoşunuza dahi gidebilir. Zaman içinde bu uysallığın, bir ayrılık korkusunun provokasyonu ile yapışkanlığa döndüğünü deneyimlersiniz. Kendilerine o denli güvensizlerdir ki, yalnız bırakıldıkları takdirde hiçbir şey yapamayacaklarına inanırlar ve bunu örtmeye, saklamaya çalışırlar. Günlük hayatlarındaki basit ve küçük kararlarda dahi başkalarının desteğine ihtiyaç duyabilirler. Genelde yaşamlarında insiyatifi bırakma eğiliminde oldukları belirli bir kişi vardır.

Belli hayat dönemlerinde bu kişiler değişse dahi, o dönem için hep aynı kişinin önemli noktalarda kendisi adına karar vermesi ve kendisini yönlendirmesini arzular. Yaşı ve konumu ile uygun olmayacak şekilde sorumluluklarından kaytarmaya çalışır. Ancak birisinin kendisine cesaret vermesi veya yönlendirmesi durumunda sorumluluk alma eğilimi gösterebilir.

Bu kişiler eleştiriye karşı da çok hassastır. Eleştirilmelerini, kendi değersizliklerinin bir kanıtı olarak algılamaya eğilimleri vardır. Karamsar düşünürler. Karar verme noktasına gelmek onlar için her zaman sıkıntıdır.

Kendilerine güvenleri azdır. Bir işe başlamak ve devam ettirmek için başkasına ihtiyaç duyarlar. Kural olarak nedense hep bir işi başkalarının kendilerinden daha iyi yapacağına inanmışlardır. İnandıkları birisi kendilerini onaylıyorsa veya denetleyip yardımcı olacağını söylüyorsa çok iyi işler de çıkarabilirler.

Bağımlı kişilikler, kendilerinden beklendiğini düşündükleri şeyleri sonuna dek vermeyi sürdürebilirler. Kimi zaman “kabul edilemez” dediğimiz durumlara bile dayanarak bir ilişkiyi sürdürdüklerini görebiliriz. Bağımlı oldukları kişinin kabulünü ve onayını alabilmek adına aşırı durumlara dahi katlanabilirler.

Kendilerine yetemeyeceklerine o denli inanmışlardır ki, tek başlarına kaldıkları an çaresizlik hissetmeye başlarlar. Kendilerinin böyle hissettiğinin belki farkında bile değillerdir, ama bir ilişkileri sonlandığında derhal başka bir ilişki arayışına girerler.

Bağımlı kişiliklerin yalnızlık korkusu, seçiciliklerinin katilidir. Yalnız kalmamak adına, seçicilikten uzak kararlar vermeleri sıkça karşılaştığımız bir durumdur. Kendilerince önemli saydıkları kişilere takılmayı pek severler. Onlarla birlikteyken; bulundukları ortam kendilerini pek ilgilendirmese de, hatta neler olduğundan pek anlamasalar da, oralarda ve onlarla olmayı severler.

Kendileriyle aynı fikirde olmayan kişilere, fikirlerini söylemekten kaçınırlar. Özellikle bu kişiler eğer desteğine hep ihtiyaç duyacağını düşündükleri kimselerse. Karşı çıktıkları insanların desteğini kaybetmeyi göze alamazlar. Onlar tarafından kabul görmemektense, kendi fikirlerini söylememeyi tercih ederler.

vatan, Dr. Ümit Yazman, 20/01/2008


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|sağlıklı yaşam|haberler|ilk yardım|hastalıklar|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document