Untitled Document Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
 
 
 
 
 
kaynaklar
site haritası

 


Kahvenin: Faydaları ve Zararları

Untitled Document
yaklasansaat.com

 

 

 




Site İçi Arama
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
 

 

 

Kahve ve Yeşil Çay Felç Riskini Azaltıyor

Kahve ve yeşil çayın düzenli olarak tüketilmesi felç riskini azaltıyor. Japon bilim insanlarının yaptığı araştırmanın sonuçları dikkat çekici.

Japon bilim insanlarının kahve ve yeşil çay tüketimiyle ilgili olarak yaptıkları araştırmanın sonucu, Amerikan Journal of the American Heart Association dergisinde yayımlandı. Japon bilim insanları 83 bin 269 Japonun 13 yıl boyunca kahve ve yeşil çay tüketimini gözlemledi. Bunun yanı sıra kilo, içki ya da sigara tüketimi, beslenme alışkanlıkları ya da spor faaliyetleri gibi diğer faktörler de göz önünde bulunduruldu. Araştırmanın sonucunda kahve ya da yeşil çay tüketenlerin daha az felç geçirme riski taşıdığı tespit edildi. Örneğin düzenli olarak günde bir fincan kahve içen kişi, çok nadir kahve tüketen birine oranla %20 daha az felç tehdidiyle karşı karşıya. Günde iki ya da üç fincan yeşil çay tüketenler ise nadiren yeşil çay içen birine göre yüzde 14 daha az felç geçirme riski altında.

Bilim insanları kahve ya da yeşil çaydaki hangi madde ya da maddelerin felç riskini azalttığı konusunda bilgi vermezken, bu konunun araştırılması gerektiğine dikkat çekti.

Bu araştırma, fazla kahve tüketiminin sağlık açısından risk oluşturduğu yönünde daha önce yapılan araştırmaları da çürütmüş oluyor. Gerçi Japon bilim insanları araştırmanın başlarında günde iki fincandan fazla kahve tüketenlerin daha sık kalp rahatsızlığı yaşadığını gözlemledi. Ancak araştırmanın ilerleyen yıllarında kalple ilgili bu rahatsızlıkların kahve tüketimiyle ilgisi olmadığı sonucuna varıldı. Bilim insanlarına göre fazla kahve tüketen kişiler genellikle sigara da tüketiyor ve kalp sorunları muhtemelen bundan kaynaklanıyor.

dw.de, 15/03/2013

Fazla Kahve Göze Zarar

ABD'li bilim insanları 30 yıl süren araştırma verilerine göre günde iki fincandan fazla kahve içenlerde göz tansiyonu riskinin yüzde 66'ya kadar arttığı sonucuna vardı.

Günde iki fincandan fazla kahve tüketiminin göz tansiyonu riskini yüzde 66 artırdığı kanıtlandı. 30 yıl süren araştırmanın verilerine göre, kahve tiryakiliği 50 yaşından sonra körlüğe bile götürüyor. Amerika'da yapılan araştırmanın sonuçları dünyanın en saygın bilimsel yayınlarından biri olan Araştırmacı Oftalmoloji ve Görsel Bilim Dergisi'nde yayınlandı. Brigham Kadın Hastanesi ve Harvard Üniversitesi Glokom Merkezi'nden uzmanlar her biri en az 40 yaşında olan 78 bin kadın ve 41 bin erkeği, 30 yıl boyunca izledi. Bu kişilerin göz muayaneleri düzenli olarak yapıldı. Glokomları yoktu. Kafeinli içeceklerle ilgili anketler defalarca tekrarlandı. Bilgiler takip edildi. Her iki yılda bir katılımcılara beslenme alışkanlıkları, kafeinli ve kafeinsiz çay, kahve, alkolsüz içecekler ve çikolata tüketimleri soruldu. Günde iki fincandan fazla kafeinli içecek içenlerin, içmeyenlere oranla glokom riskinin yüzde 66 oranında artmış olduğu sonucuna varıldı. Kahvenin 50 yaşından sonra özellikle göz içi basıncını aşırı artırdığı ve körlüğe kadar gidebilen risk ortaya çıkardığı açıklandı. Özellikle kadınların glokom öyküsü daha güçlüydü. Araştırmacılar her gün en az 125 miligram kahve tüketimiyle ilgili eksfoliyasyon sendromunun (göz tansiyonu) ve 500 gramdan daha fazla kahve tüketimi ile artan glokom riskinin belirtilerinin başladığını buldu. Bu çalışmada glokom riski ile ağır kahve tüketimi arasında pozitif bir ilişki gözlemlendi.

YARISI HASTALIĞINI BİLMİYOR
Prof. Dr. Ömer Kamil Doğan (Kudret Göz Hastanesi): Kafein etkiliyor, tetikleyici oluyor. Ailesinde glokom olanlarda, glokom ortaya çıkma riski daha fazla artıyor. Biz de hastalarımıza günde bir fincandan fazla kahve içmelerini tavsiye etmeyiz. Bu araştırma doğru bir yayındır. Glokom riski olanlarda bir seferde bir bardaktan fazla su içmesini bile istemeyiz. 'Her saat başı bir bardak su için' diyoruz. Volüm arttığı zaman göz içi basıncına da etki yapıyor. Kahve de aynı şekilde daha fazla etkiliyor.

Prof.Dr. Halil Bahçecioğlu (Florence Nightingale Hastaneleri Göz Hastalıkları Bölüm Başkanı) : Kafein içeren içeceklerin günde üç fincan içildiğinde göz tansiyonuna yönelik bir tehlikesi olduğunu biz de biliyoruz ancak bu çalışma bunun doğruluğunu da göstermiştir. Bir göz hekimi olarak 40 yaş üzerinde günde iki fincandan fazla kahve içen kişilerin göz tansiyonlarını kontrol ettirmeleri gerektiğini söyleyebilirim. Glokom çok sinsi bir hastalıktır. Hiçbir belirti vermez . 4 0 yaş üzeri kadın erkek fark etmeden herkeste görülebilir. Kişide hiçbir şikâyet yapmadığı için de körlüğe kadar gidebilir. Türkiye'de, 700 bin-1 milyon glokom hastası vardır. Bu 1 milyon kişinin ancak yarısı glokom olduğunu biliyor. Bu yüzden diğer yarısı glokom nedeniyle körlükle karşı karşıya kalıyor. Kafein bütün vücuttaki damarlara yaptığı değişiklikten dolayı gözde madde birikimine sebep veriyor. Bu da gözün süzgeçini tıkayarak glokoma sebep oluyor.

takvim, 10/12/2012

Kahve Hakkında Gerçekler

Kahve sadece tadı için değil, oluşturduğu etki için de sevilen bir içecektir.

Bir fincan kahve içerisinde su, protein, şeker, tanik asit, alkoloitler ve kafein barındırır.

Sabah tüketilen kahve, tasa ve stresi yok eder

Düşünce akışını tetikler, dikkati arttırır, morali düzeltir.

Kahve içerek geç saatlere kadar konsantre olmuş bi şekilde çalışabilirsiniz.. Ve bunları sağlayansa kahvedeki kafeindir.

Beyin gün içerisinde adenozin maddesini salgılar ve sinir hücresindeki reseptörleri uyarır. Böylece beyne yorgunluk hissi verir.

Kafein ise adenozin maddesine direnir ve resptörleri bloke eder. Böylece daha uzun süre uyanık kalırsınız.

Kahve uyarıcı etkisi sebebiyle özellikle seyrek kahve içenlerin geceleri uykusunu kaçırır.

Ancak düzenli kahve tüketiminde adenozin reseptöründeki artış uyanık tutma etkisinin zayıflamasına sebep olabilir.

Sürekli kahve tiryakileri ansızın kafeinsiz kaldığında metabolizma bu eksikliği beyne bildirir ve eksikliğin yan etkileri ortaya çıkar. Bunlar çoğunlukla telaş, konsantrasyon eksikliği ve bezginlik şeklinde kendini gösterir. Bu sendromlar birkaç gün içinde geçecektir.

Kahve vücutta su kaybettirici olarak bilinirdi ve her fincan kahve için bir bardak su içilmesi tavsiye edilirdi.

Bu aslında tam doğru değildir, kafein kısa vadede tuvalet ihtiyacını tetiklemesine rağmen yapılan araştırmalar gösteriyorki düzenli kahve tüketiminde vücut buna alışıyor ve dolayısıyla vücuttaki sıvı dengesi zarar görmüyor.

Spor öncesinde içilen bir fincan kahve, vücudu yeni rekorlar kırmaya teşvik edebilir.

Kahve kan basıncını, vücut ısısını, kalbin kan pompalama kapasitesini yükseltir.

Bronşlar genişler ve yağ yakma hızı yükselir. Hızlanan kan dolaşımının etkisiyle kas ağrıları baskılanır.

Performans sporlarında 1 lt idrarda bulunan 12 mg lık kafein konsantresi doping olarak kabul edilir. Bu da 4-5 fincana denk gelmektedir.

Ve geçelim kahvenin cilde olan etkilerine. Mesela pahalı kremler yerine kahveyi kullanabilirsiniz.

Kahveden sadece içecek olarak değil güzellik malzemesi olarak da faydalanabilirsiniz. Kahve yüze uygulandığında kan dolaşımını hızlandırır ve kırışık oluşumunu engeller.

Tüm süper modellerin sırrı kahve tervesini selülite karşı kullanmasıdır. Üst baldır bölgesine masaj yaparak uygulandığında ve strech filmle sarıldığında cildi sıkılaştırır ve temizler.

Saçınızı kahveyle durularsanız, banyodan sonra saçlarınız çok gür görünüm kazanır. Saç kökleri güçlenir ve uzamaları hızlanır.

Kahve sadece içmek için değil kötü kokuları bastırmak için de kullanılır ve pratik ev malzemesi olarak da kullanılabilir. Örneğin kötü kokuların çabucak giderilmesinde kullanılabilir.

Ocağınızı ısıtıp toz kahve dökdükten sonra, güzel kahve kokusunun hemen evinize yayıldığını fark edeceksiniz.

Kaynatılmış kahveyle çiçeklerin diplerine musallat olmuş solucanları bertaraf edebilirsiniz. Kafein bir sinir gazıdır son derece hızlı etki eder, zararlı böcekleri 24 saat içinde çiçeklerden uzaklaştırır.

bilinmeyenler

Kahve Şeker Hastalığı Riskini Azaltıyor!

Sonuçları American Journal of Clinical Nutrition’da yayımlanan araştırmada, Potsdam-Rehbrücke beslenme araştırmaları enstitüsü, Alman kanser araştırmaları merkezi ve Max-Delbrück merkezi moleküler tıp uzmanları Avrupa çapında 519 bin kişinin verilerini değerlendirdi.

Bilim adamları, kahve tüketiminin uzun vadeli sonuçlarını bir dizi kronik hastalık açısından analiz etti.

Günde dört fincan, yani 600 ml ve üzeri kafeinli kahve tüketenlerin, günde bir fincandan az kahve içenlere oranla tip-2 şeker hastalığına yakalanma riskinin yüzde 23 daha az olduğu görüldü. Bilim adamları, kafeinsiz kahve tüketiminin de benzer bir sonuca ulaştığını kaydetti.

Çok kahve içenlerde kalp krizi, felç ve kanser riskinin de içmeyenlere oranla daha fazla olmadığı tespit edildi.

milliyet, 23/02/2012

Kafeinsiz Kahve Belleği Güçlendiriyor

New York'taki Mount Sinai Üniversitesi araştırmacıları, kahvenin beyin hastalıkları ya da yaşlanmaya bağlı unutkanlıktan muzdarip kişilerde belleği güçlendirebileceğini ve hatta semptomların ortaya çıkmasını engelleyebileceğini ileri sürdü.

Araştırmalarını fareler üzerinde deneyen bilimadamları, Tip 2 diyabeti olan farelerin ilk grubuna kafeinsiz kahve, ikinci gruba ise plasebo verdi.

Diyabetin beyinde glikoz seviyesini düşürdüğü için bellek ve diğer beyin fonksiyonlarında gerilemeye yol açtığını belirten bilimadamları, beş aylık kahve tedavisinin ardından ilk gruptaki farelerin glikoz seviyesinde önemli oranda artış olduğunu belirledi.

Araştırmayı yöneten Giulio Maria Pasinetti, Tip 2 diyabet, yaşlanma ve nörodejeneratif hastalıklar gibi nedenlerin yol açtığı bilişsel gerilemenin önlenmesi ve tedavi edilmesinde kafeinsiz kahvenin önemli bir role sahip olduğunu ifade etti.

bugün, 08/02/2012

Kahvenin Zararları

Kahvenin içenler üzerinde alışkanlık yaptığı, araştırmalarla kanıtlandı. Amerika'da yapılan yeni bir araştırmanın sonucuna göre ise; bir bardak kahve baş ağrısına, karaciğere ve mide rahatsızlıklarına karşı faydalı oluyor. Daily Mail gazetesinde çıkan haberde, kahvenin zararları ve faydaları anlatılıyor. İşte kahvenin zararları ve faydaları..

ZARARLARI

Kalp
Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyor. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyor. Düzensiz kalp atışları kalp çarpıntısına ya da taşikardi gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor. Doktorlar özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmelerini tavsiye ediyor.

Tansiyon

2003 yılında Edinburgh Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmayla, kahvenin tansiyona olan etkisiyle ilgili görüşler yeni bir ivme kazandı. Düzenli olarak günde dörtbeş bardak kahve içenler üzerinde yapılan araştırmalarda kandaki basınç, yani tansiyon hızla yükseldi. Yapılan testlerde, yüksek miktarda kahve tüketiminin tansiyonu hızla yükselttiği görüldü.

Mide
Kahve, ülser gibi mide rahatsızlıklarına neden olmasa da, bu hastalıkların varlığında kötüleşmesini tetikliyor. Kahve, midenin asit salgılamasını uyarıyor.

Şeker hastalığı
Bu sene açıklanan iki raporda; kafeinin Tip 2 şeker hastalığı üzerindeki etkileriyle ilgili olarak farklı görüşlere yer verildi. Amerika'da yapılan araştırmalarda, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını olumsuz yönde etkilediği ortaya çıktı. İngiltere ise, yapılan bu araştırmanın yetersiz olduğunu ve Tip 2 şeker hastalığının kahveden olumsuz yönde etkilenmediğini açıkladı. Uzmanlar kahvenin içindeki kafeinin değil, minerallerin şeker hastalığına karşı koruyucu bir etkisi olduğunu savunuyorlar.

Su kaybı
Uzmanların bir kısmı kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu savunurken, bir kısmı da bu kaybın önemsiz derecede az olduğunu savunuyorlar.

Migren
Kahve uzun zamanlardan beri migreni tetikleyen uyarıcıların başında sayılıyor. Kahvenin bileşenlerinin beyinde bulunan kan hücrelerini tetikleyerek migrene neden olduğu, araştırmalarda görülüyor.

Vitamin ve mineral kaybı
Kafein, vücudun demir ve diğer besinleri emmesini engelliyor. Ayrıca, kalsiyumun idrar ile vücuttan atılmasına neden oluyor. Bu da osteoporoz (kemik erimesi) riskini artırıyor.

Doğurganlık
Kafeinin doğurganlığı olumsuz yönde etkilediği biliniyor. Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltıyor. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor. Bu konuda çarpıcı bir başka sonuç ise, Brezilya'dan geliyor. Brezilya'da bulunan Sao Paulo Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalarda, her gün düzenli olarak kahve içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha güçlü spermleri olduğu kanıtlandı. Kafeinin spermin üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu savunan uzmanlar, bunun merkezi sinir sisteminde de aynı etkiyi gösterdiğini iddia ediyorlar.

Hamilelik
Kafeinin anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu biliniyor. Uzmanlar, hamile kadınların günlük kafein tüketme sınırlarının 300 mg olduğunu belirtiyorlar.

FAYDALARI

Kanser
Yeşil ve siyah çay gibi, kahve de antioksidanlar içeriyor. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyor.

Baş ağrıları
Migreni olumsuz yönde etkileyen kahve, şaşırtıcı bir biçimde baş ağrısına iyi geliyor. Baş ağrısı ilaçlarında bulunan bazı maddeleri içeren kahve, ağrı kesicilerle kıyaslandığında, yüzde 40 oranında baş ağrısında daha etkili oluyor.

Beyin uyarımı
Kahve konsantrasyona yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların az miktarda kahve ile süt içtiklerinde sabahki derslerinde daha başarılı oldukları görülüyor.

Karaciğer sağlığı
Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyor.

Safra taşları
Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretiyor. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla yüzde 25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlandı.

Cilt
Yapılan çalışmalarda bilinenin aksine; kahvenin selülite karşı faydalı olduğu görülüyor.

star, 26/01/2012

Çay-Kahve Alzheimer'a Karşı

Reem Nöroloji Merkezi kurucusu nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, tüm dünyada 20 milyon kişinin alzheimer nedeniyle kronik unutkanlık yaşadığını, Türkiye'de de 300 bin alzheimer hastası bulunduğunu belirtti.

AA muhabirine konuya ilişkin açıklama yapan Yavuz, günlük yaşamın koşuşturmacası, internet, yeteri kadar kitap okumamak gibi bir sürü nedenden kaynaklanan unutkanlığın pek çok kişinin yaşadığı bir sorun olduğunu, teknoloji sayesinde bilgiye kolayca ulaşabilmenin rahatlığın da zihni tembelleştirerek unutkanlığı daha da artırdığını aktardı.

Unutkanlığa karşı beyni, kelimenin tam anlamıyla çalıştırmak, yormak gerektiğini vurgulayan Yavuz, ''Tüm dünyada 20 milyon kişi, alzheimer hastalığı nedeniyle kronik bir unutkanlık yaşıyor. Türkiye'de de yaklaşık 300 bin alzheimer hastası bulunuyor. Hastalık, sadece hatırlama güçlüğü yaratmakla kalmıyor, kişiyi zihinsel karmaşaya sürüklüyor, günlük yaşamını her zamanki gibi idame ettirmesini engelliyor'' diye konuştu.

Alzheimer hastalığında, unutkanlık ile ortaya çıkan hafıza ve bellek fonksiyonlarında başlayan dejenerasyonun, zamanla diğer beyin fonksiyonlarına da sıçrayarak, başta konuşma ve yürüme olmak üzere tüm kişisel ve sosyal faaliyetleri tedrici olarak bozabildiğini belirten Yavuz, bu hastalığın zaman içinde hastanın aile yakınlarının destek ve bakımına ihtiyaç duyduğu ilerleyici, düşkünleştirici bir beyin hastalığı olduğunu kaydetti.

Teknoloji hafıza düşmanı

Alzheimer hastalığının, günümüzde tıp dünyasının en çok bütçe ayırdığı ve üzerinde en çok uğraş verdiği hastalıkların başında geldiğini belirten Dr. Yavuz, sadece ABD'de her yıl 100 milyar dolar civarında bütçenin alzheimer ve tedavisi için harcandığına dikkat çekiyor. Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, ''Sağlık alanındaki gelişmelerle birlikte ortalama insan ömrünün uzaması yanında, teknolojinin gelişimi ile beraber dev bir problem şeklinde ortaya çıkan elektromanyetik kirlilik de alzheimer hastalığını tetiklemektedir'' dedi.

Yavuz, şöyle devam etti:

''Dünyamız gittikçe şehirleşmekte ve kırsal nüfus gittikçe azalmaktadır. Elektromanyetik kirlilik ise şehirlerde ve büyük metropollerde had safhadadır. Maalesef gelişen teknoloji ile paralel olarak elektromanyetik yoğunluk ta artmaktadır. Özellikle çarpık ve yoğun yapılanmanın olduğu İstanbul gibi şehirlerde tehlike daha da büyüktür. Cep telefonu sinyalleri, TV ve radyo, telsiz dalgaları, kablosuz internet ve telefon ortamları, yüksek gerilim hatları ve elektronik cihazlar tehlikeli elektromanyetik kirliliğe neden olmakta bu ise beynimizin her taraftan elektromanyetik saldırılara maruz kalmasına neden olmaktadır.''

''Kahve ve çay alzheimer oluşma riskini yüzde 50 oranında azaltıyor''

Uzman doktor Yavuz, bilim adamlarının kahve-çay ve alzheimera ilişkin çalışmasına değinerek, İsveç ve Finli nörologların, 10 yıl boyunca 1400 hasta üzerinde yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Yavuz, şunları ifade etti:

''İsveçli ve Finli nörologların, 10 yıl süren çalışmalar sonucunda, kahve içmenin, çağın hastalığı alzheimerın oluşma riskini yarı yarıya azalttığını buldular. 1400 gönüllü hasta üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucu günde 3 ila 5 fincan kahve içenlerde, içmeyenlere göre yüzde 50 oranında alzhemer oluşma riskinin azaldığının belirlendi.

Kahvenin içerdiği kafein maddesinin, alzheimer oluşumunda rol oynayan beta amiloid birikimini önemli ölçüde azalttığı ve böylece alzheimer gelişmesini önlediği tahmin ediliyor.''

Dr. Yavuz, daha önceki yıllarda birçok bilimsel makalede yer alan fareler üzerinde yapılan çalışmalarda da farelere içirilen kahvenin, beyinde alzheimera neden olan beta amiloid birikimini önlediğinin tespit edildiğini hatırlattı.

Birçok araştırmacının ortak fikri olarak kahvenin, sinir sistemini koruyucu bir özelliğe sahip olduğunun bilindiğini vurgulayan Yavuz, kahvenin içinde çok miktarda barındırdığı kafeinin, sinir sisteminin düzenleyici bir uyaranı olduğunu belirterek, ''Unutkanlığı toparlayıcı, ayrıca hafıza ve önbellek fonksiyonları üzerinde olumlu etkileri biliniyor. Yani, asırlardan beri birçok insanın, zinde ve uyanık kalmak için her gün kahve içmesi boşuna değil. Kahvenin aynı zamanda diyabet hastalığı, parkinson ve karaciğer hastalıkları üzerinde de koruyucu rol oynadığı iddia ediliyor'' diye konuştu.

''Alzheimer hastalarında kahve ve çay tüketimi fakir''

Nöroloji uzmanı Yavuz, 2 fincan kahvenin, ihtiva ettiği kafein bakımından, yaklaşık 10 fincan çaya eş değer olduğunu, çay ve alzheimer ilişkisine yönelik bir çalışma bulunmamasına rağmen kahve gibi çayın da hafıza fonksiyonları üzerinde olumlu etkiler gösterdiği söylenebileceğini vurguladı.

Yavuz, ''Kendi klinik gözlemlerime dayanarak, alzheimer tanısı almış hastalarda, oldukça zayıf çay ve kahve tüketimi izlenimi ediniyoruz. Dolayısıyla her ne kadar bilimsel kesin bir veri olmamakla beraber, çayın da alzheimer hastalığında koruyucu rol oynadığını söyleyebiliriz'' diye konuştu.

Yeşil çay da faydalı

Yeşil çayın da barındırdığı antioksidanlar ve flavnoid maddesi ile alzheimer hastalığına neden olan beta amiloid birikimini azalttığını kaydeden Dr. Yavuz, ''Bilinen en iyi ve etkili antioksidanlardan biri olan EGCG (epigallocatechin-3-gallate) yeşil çay içinde bolca bulunmaktadır. EGCG'nin ise unutkanlığa neden olan beta amiloid birikimini önleyici etkisi mevcuttur'' dedi.

Nöroloji uzmanı Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı:

''Gerek siyah, gerekse de yeşil çay, alzheimer hastalığında rol oynayan asetilkolinesteraz enziminin aktivitesini yok etmektedir. Halbuki kahvenin bu enzim üzerinde bir etkisi yoktur. Şu an günümüzde tek tedavi girişimi, ilaçlarla asetilkolinesteraz enzimini yok etme amacına yöneliktir. Maalesef beyinde ki amiloid madde birikimini önleyen kesin bir ilaç henüz keşfedilmemiştir. Hülasa olarak, alzheimer hastalığı üzerinde aynı kahve gibi koruyucu ve önleyici bir etki gösterdiğini düşündüğümüz geleneksel çayımızla alakalı olarak uzun vadeli bilimsel araştırmaların yapılmasına ihtiyaç vardır. Ancak çayın da alzheimer hastalığından koruması kuvvetle muhtemeldir.'' (AA)

bugün, 19/11/2011

Kahve Enerji Verir mi?

East London Üniversitesi uzmanları konu üzerinde bir araştırma yürüttü. Yaşları 18-47 arasında değişen ve uzun yıllardır kahve içen 88 kişi araştırmaya katıldı. Gönüllülere içerisinde kafein olan kahveden verileceği söylendi. Ancak aslında içmeleri istenen kahvelerde kafein yoktu. Fakat sonuçlara göre katılımcıların ruh halinde değişiklik ve artan aktivite gözlemlendi.

Katılımcıların durumlarını değerlendirmek için zihinsel performansın, reaksiyon hızının ve ruh halinin ölçüldüğü deneyler yapıldı. Sonuçlarda aslında kafeinsiz kahve içen kişilerin, normal kahve içen kontrol grubuna göre daha etkin olduğu gözlemlendi.

Ancak yine de kafeinin yorgunlukla baş etme etkisi olduğu araştırmalar sayesinde biliniyor. Bazı araştırmalar günde 3 fincan kahvenin Alzheimer hastalığı riskini azalttığını göstermektedir.

milliyet, 15 Eylül 2011

Fazladan İçilen Kahvede Felç Riski

Aşırı kahve içme alışkanlığı olmayanlar, kahve tüketimlerini birden artırırsa, ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşabilir.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, günde bir fincan kahve içen kişiler, her zamankinden 1 ya da 2 fincan fazla kahve içmeleri durumunda, kafeinden kaynaklanan olumsuz etkilere karşı savunmasız hâle geliyor. Bu da, beyinde kan pıhtılaşması ve felç riskini doğuruyor.

Kahveye daha düşkün olan kişilerdeyse bu risk daha az. Zira kahvekoliklerin bağışıklık düzeyi, kafeinden kaynaklanan yüksek kan basıncı, damar sertleşmesi ya da yüksek noradrenalin gibi yan etkilere karşı daha yüksek oluyor.

hürriyet, 13/12/2010

Şekerli Kahve Zihinsel Perfonmansı Arttırıyor

Bilim adamları, şekerli kahvenin beyni, yoğun bir iş gününe hazırlamada en iyi içecek olduğunu belirlediler

Daily Mail'de yer alan habere göre, İspanya'da Barselona Üniversitesi'nde görevli araştırmacılar, aynı anda kafein ve şeker almanın beyin performansını daha fazla etkilediğini tespit ettiler. Bilim adamları kahve ve şekerin ayrı ayrı dikkat süresi ve işleyen hafıza gibi beyin fonksiyonlarının etkisini artırdığına inanıyorlar. Araştırmacılar, şekerli ve şekersiz kahve, tek başına şeker ya da sadece normal su içtikten sonra 40 katılımcının beyin taramalarını incelediler.

"Journal Human Psychopharmacology: Clinical and Experimental" isimli dergide yer alan çalışmada, şeker ve kahvenin beynin dikkat süresi ve işleyen hafızadan sorumlu beynin iki bölümünün etkinliğini artırarak zihinsel performansı geliştirdiği belirlendi. Beynin bu iki maddenin etkisi altında daha verimli olduğunu söyleyen araştırmacılar, şekerli kahve sevmeyenlerin aynı etkiden yararlanmaları için kahvenin yanında şekerli atıştırmalıklar yiyebileceklerini açıkladılar.

zaman, 11/12/2010

Kahve ve Çay Beyin Kanseri Riskini Azaltıyor!

İngiliz bilim adamları, çay ve kahvenin içerdiği kafeinin beyin kanseri riskini azalttığını ortaya koydu

İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, yararları ve zararlarıyla kafeini konu alan bilimsel araştırmalara bir yenisi daha katıldı.

500 bin kişiyi 8 yıl boyunca izleyen İngiliz bilim adamları, günde bir fincan kahve ya da çay içmenin, ölümcül bir beyin tümörü olan "glioma"nın oluşma riskini % 34 oranında azalttığını gözlemledi.

Yüzde 41 gibi oranla erkeklerde kafeinin bu açıdan daha etkili olduğunu gözlemlediklerini belirten bilim adamları, kadınlarda ise bu oranın % 26'da kaldığını kaydettiler.

bugün, 01/10/2010

Kahve Uyanık Tutuyor

Diyetisyen Afife Aydemir, "Sağlıklı yetişkin bireylerde günde 1-2 fincan kahve, tüketilmesi vücut için yararlıdır" dedi. Ayrıca Aydemir, kahve tüketimine karşı dikkatli olunmasına dikkat çekti.

Çikolata'da keyifli bir kafein kaynağıdır. Genel kural bir fincan kahve için 7 gram kavrulmuş ve çekilmiş kahve kullanmaktır. Kahvenin yaklaşık % 1,2'si kafeindir, bu hesaptan yola çıkarsak 84 mg kafein yapar" dedi.

Kafeinin bağımlılık yaratacağını kaydeden Diyetisyen Aydemir, kafeinin vücuda etkilerine yönelik ise şöyle konuştu: "Kafein merkezi sinir sistemine etki ederek beyne giden ve beyinden gelen mesajları hızlandırıp stimulan(uyarıcı) etki yapar. Bu uyarıcı etki bizi uyanık tutar, saat olan yarılanma süreci ile tekrar içme ihtiyacı doğar. İşte bağımlılık bununla başlar. Neyse ki sigara, içki bağımlılığından bahsetmiyoruz, çok daha masum ve hatta birçok durumda faydalı olarak değerlendirilebilecek bir bağımlılık. Kafeinin vücutta kalma süresi oldukça uzundur. Saat 18.00'de 200 mg kahve içseniz saat 24.00'de kafein miktarı 100 mg etkisini devam ettirir. Kahve çok fazla alınırsa çarpıntı, tansiyonda yükselme ve uykusuzluk yapar. Özellikle günde çok fazla kahve içenler bu olumsuz etkiyi yok etmek ve kahve keyfine varabilmek için kafeinsiz kahveyi tercih ederler.

Sindirim sistemi hastalıklarında kahvenin kontrollü tüketilmesi gerekir. Kahve idrar söktürücü olduğu için kahveden sonra bol su içilmelidir. Kahvenin 3 fincandan fazla içilmesi osteoporoz denen kemik erimesini artırır" dedi.

Hürriyet, 9/10/2010

Kahve: Katarakt Oluşumuna Karşı Koruyucu

Amerikalı bilim adamları, zararları ve yararlarıyla sık sık gündeme gelen kahvenin katarakt oluşumuna karşı koruyucu olabileceğini ortaya koydu.

İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Maryland Üniversitesinden bir grup bilim adamı, Oftalmoloji Araştırma Derneğinin Florida'daki yıllık toplantısında sunumunu yaptıkları araştırmanın, kafeinin, göz merceğini olası zararlardan ve dolayısıyla da katarakttan koruyabileceğini gösterdiğini belirtti.

Fareler üzerinde yaptıkları araştırmada, kafeinin, kataraktın en önemli nedenlerinden biri olan reaktif oksijen türlerinin (ROS) zararlarına karşı koruyucu olduğunu gözlemleyen bilim adamları, kahvenin bu etkisinin daha önce bilinmediğine dikkati çekti.

Uzmanlar, her şeyin olduğu gibi kahvenin de ölçülü tüketilmesi gerektiğini de hatırlattı.

bugün, 07/05/2010

Kahve: Şekere ve Prostat Kanserine Faydalı

Harvard Medical School tarafından yapılan araştırma, kahvenin prostat kanseri riskini azaltabileceğini gösterdi.

American Association for Cancer Research tarafından düzenlenen konferansta sunulan araştırmaya göre, vücuttaki şeker oranının ve erkeklik hormonu seviyesinin prostat kanseriyle bağlantısı bulunuyor ve kahve bu oranların dengelenmesinde etkili bir rol oynuyor.

Prostat kanseri riskinin, kahve içenlerde, hiç içmeyenlere oranla % 60 oranında azaldığına işaret edilen araştırmada, kahvedeki hangi bileşenlerin prostat kanseri riskini azalttığına dair bilgi verilmedi.

Uzmanlar, daha önce yapılan ve kahvenin prostat kanseri riskini etkilemediğine işaret eden araştırmaları hatırlatarak, aksini gösteren sonucun farklı araştırmalarla kanıtlanması gerektiğine, buna göre fazla kahve içilmesinin tavsiye edilemeyeceğine dikkati çektiler.

cnntürk, 08/12/2009

Kahve Karaciğere Faydalı

Amerikalı araştırmacılara göre, günde birkaç fincan kahve, Hepatit C gibi karaciğer hastalıklarının ilerlemesini yavaşlatıyor.

Günde en az 3 fincan kahve içen hastaların ileri safhadaki müzmin Hepatit C ve diğer karaciğer rahatsızlıklarının ilerleme ihtimali, kahve içmeyenlere nazaran yüzde 53 azalıyor.

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü uzmanlarının araştırması, 766 karaciğer hastası arasında üç aylık kontrollerle yaklaşık dört yıl boyunca yürütüldü.

Kahvenin sütlü veya sade olup olmadığının belirtilmediği araştırma sonuçları, Hepatology dergisinin kasım sayısında yayınlanacak.

Araştırmacılar, kahvenin genellikle sarılık hastalığından ileri gelen ikinci tip şeker hastalığı riskini de azalttığını düşünüyor.

Dünya Sağlık Örgütüne göre, dünyada her sene 3-4 milyon kişi Hepatit C'ye yakalanıyor. Vakaların yüzde 70'inde hastalık müzminleşip siroz ya da karaciğer kanserine çevirebiliyor

ntvmsnbc, 22/10/2009

Kahve Karaciğer İçin Faydalı

Alman Aachen Üniversitesi uzmanlarının son araştırmasıyla kahvenin faydalı olduğu bilimsel açıdan ortaya konulmuş oldu. Ancak uzmanlar günlük kahve tüketiminin bir iki fincanı geçmemesi gerektiğini vurguladı.

Günümüzde kahve çoğu insan için vazgeçilmez öneme sahip. Sabahları güne başlamak, uyanık kalmak ya yemeklerden sonra, arkadaş sohbetlerinde ya da sadece keyif için kahve içiliyor. Ancak tarihi uzun yıllara dayanan kahvenin tek özelliği, tadı ve hoş kokusu değil.


Deutsche Welle'in internet sitesinde yer alan Ingo Wagner imzalı habere göre Amerikan Sağlık Bakanlığı'na bağlı Ulusal Sağlık Enstitüsü uzmanları geçtiğimiz yıllarda, kronik karaciğer hastalarının düzenli olarak kahve tükettiklerinde karaciğerlerindeki düzensizliğin daha ağır bir seyir izlediğini ortaya çıkardılar.

Ancak uzmanlar bunun sebebini tespit edememişlerdi. Alman Aachen Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli bir uzman ekip uzun süren araştırmalar sonucunda kahve ve kronik karaciğer hastalıkları arasındaki ilişkiyi ortaya çıkardı.

Araştırma ekibinin başkanı Dr. Olav Gressner vardıkları sonucu "Günde bir ya da iki fincan kahve içen karaciğer hastalarında hastalığın daha yavaş bir seyir izlediğini gösteren araştırmalar vardı. Ancak biz şimdiki araştırmamızla bunun sebebinin çok büyük ihtimalle kafeine dayandığını ortaya koymuş olduk" şeklinde aktardı.

Uzmanlar kafeinin karaciğer hücrelerindeki etki mekanizmalarından Cyclo- AMP maddesi oranını arttırdığını ispatlamış oldu.

Bu madde organlarda sağlıklı hücreleri yarasız bağ dokusu hücrelerine yani fibröz dokuya dönüşümünü azaltıcı bir özelliğe sahip.

Fibroz, dokuların sertleşerek organı tamamen kabuksu bir yapının kaplamasına ve ilerleyen durumlarda da söz konusu organının işlevini bütünüyle yitirmesine neden olabiliyor.

Örneğin karaciğer fibrozunda organın zararlı maddeleri imha edici bölümü görevini yerine getiremez oluyor. Alkol tüketiminin yanı sıra Hepatit B ve Hepatit C de fibroza yol açabiliyor.

Ancak mucize değil

Böyle bir hastalığın kafein sayesinde yavaşlatılabileceğini kanıtlayabilmek için sayısız deneyler yapan Dr. Gressner ve ekibi elde ettiği verilerin yanlış yorumlanmaması gerektiği konusunda da uyarıyor.

Zira uzmanlara göre, kafein sadece karaciğer hastalıklarını ilerlemesini yavaşlatabiliyor ancak örneğin aşırı alkol tüketen bir kişinin karaciğerinin hastalıktan tamamen arınmasını sağlayamıyor.

Tüketime dikkat !

Aachen Üniversitesi'nde görevli karaciğer hastalıkları uzmanı Profesör Christian Trautwein, "günde bir iki fincan kahve mantıklı ancak büyük fincanlarda değil" diyor.

Zira kafeinin faydasının daha fazla içerek arttırılması gibi bir şey söz konusu değil. Günde sınırlı ölçüde tüketilen kahve karaciğerimizin korunması için yeterli.

ccnntürk, 13/10/2008

Kahve: Kanserden Koruyor

Çok kahve içen kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin daha az...

Japonya Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı araştırma, çok kahve içen kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin daha az olabileceğini ortaya koydu.

Bilim insanları, 40-69 yaşlarındaki 54 bin kadının sağlık durumunu 15 yıl boyunca izledi.

RİSK AZALIYOR

Bu dönemde söz konusu kadınlardan 117'si rahim ağzı kanserine yakalandı.

Araştırmacılar, günde 3 fincandan fazla kahve içen kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin haftada 2 fincandan daha az kahve içenlere göre yüzde 60 az olduğunu belirledi.

bugun,
02/09/2008

Günde üç fincan ya da daha fazla kahve, kadınlarda kalın bağırsak kanseri riskini yarı yarıya azaltabiliyor.

Tokyo Ulusal Kanser Merkezi'nde, 96 bini aşkın kadın üzerinde araştırma yapıldı. Yapılan çalışmada, diyet ve egzersiz gibi faktörler de göz önünde tutularak, günde üç ya da daha fazla kahve içen kadınların, hiç kahve içmeyenlere göre kalın bağırsak kanserine yakalanma riskinin yarı yarıya azaldığı kaydedildi.

milliyet, 02/08/2007 

Kafein, Zinde Yapmıyormuş

Çay, kahve, kolalı içecekler, kakao ve çikolata gibi gıda maddelerinde bulunan kafeinin, sanıldığının aksine zindelik hissi yapmadığı bildirildi.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Tekol, yaptığı açıklamada, çok sık tüketilmelerine rağmen kafeinli yiyecek ve içeceklerin bağımlılık yaptığının çok fazla bilinmediğini söyledi. Madde bağımlılığının, bir süre etkin madde kullanımı sonucu ortaya çıkan, biyolojik uyum mekanizmaları sonucu bireyin kendini normal ve iyi durumda hissedebilmesi için sürekli madde kullanmak zorunda kalması olduğunu bildiren Tekol, bağımlıların kullanmadıklarında bağımlılık yapan maddeyi özlediklerini, maddenin zararlarını bilmelerine rağmen kullanmaktan vazgeçemediklerini belirtti. Madde kullanımına ara veren bağımlının bir süre sonra yoksunluk belirtileri ile karşılaştığını ifade eden Tekol, şunları söyledi:

"Kafein, farmakolojide beyni uyaran maddeler arasında sınıflanır. Ancak, kafeini devamlı kullananlarda birkaç gün içinde uyarıcı etkiler zayıflar. Aynı etkilerin sürmesi için daha yüksek dozajların alınması gerekir. Alınmadığı zaman baş ağrısı, yorgunluk, uyuşukluk, sinirlilik, sıkıntı, zihni toparlamada güçlük, uyku bozukluğu, bulantı, ürperme, kas ağrıları ve ellerde titreme gibi belirtiler ortaya çıkar. Yani kafein, sanıldığı gibi zindelik etkisi yapmaz.

Zindelik hissi, bağımlıların kafein kullanmadığında ortaya çıkan yoksunluk belirtilerinin kaybolmasından ibarettir. Bu belirtileri yaşayan kişinin çay veya kahve içince yorgunluğunun veya uyuşukluğunun kaybolması, vücudunda eksilen kafeini yerine koymasından kaynaklanır. Kişi kafein bağımlısı olmasa, o yorgunluğu hissetmeyecek, kafein almasına da gerek kalmayacaktır."

Kafein bağımlılığından kurtulmanın diğer madde bağımlılığından daha kolay olduğunu da belirten Tekol, kafein almayan bağımlıdaki yoksunluk belirtilerinin ikinci günde doruk noktasına çıktıktan sonra giderek zayıfladığını ve bir hafta sonra kaybolduğunu kaydetti.

1500'lü yıllarda yasaklanmaya çalışılmış Kafeinin dünyada en sık kullanılan etkili maddelerden biri olduğunu, dünya nüfusunun yarısının çay içtiğini belirten Tekol, kahve, kola, kakao ve çikolata tüketenler eklendiğinde dünyada her gün 5 milyara yakın insanın kafein tükettiğini söyledi. Kafein içeren bitkilerden hazırlanan içeceklerin binlerce yıldır insanlar tarafından tüketildiğinin bilindiğini ifade eden Tekol, şöyle devam etti: "Dünyada her gün 5 milyar insanın tükettiği kafeinin zararları bilindiği için, 1500'lü yıllarda İstanbul'a girişinin engellenmesi amacıyla gemiler batırılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, İstanbul'a kahve getiren gemiler, fetvaya dayanarak batırılmıştır. Ayrıca kahvehanelerle de mücadele edilmiştir. Ankara'da da 1583 yılında Ankara Kadısı'ndan kahvehanelerin kapatılması ve işletenlerin cezalandırılması istenmiştir."

milliyet, 15/05/2008

Ağrı Kesiciyi Kahveyle İçmeyin!

Uzmanlar, en çok kullanılan ağrı kesici maddesi 'paracetamol'ün kahveyle alındığında karaciğer için tehlikeli olduğunu bildirdi.


Washington Üniversitesi'nin araştırmasına göre, paracetamol karaciğere ulaşınca bazı toksik maddelerin üretilmesine yol açıyor. Ağrı kesicinin ardından kahve içilmesi ise bu toksinlerin salgısını 3 kat artırıyor.

Başlıbaşına bir ilaç da olan Paracetamol, Tylenol, Tylohot, Gripin ve Vermidon gibi birçok ilacın da etkin maddesi. Uzmanlar aşırı kullanılınca ölüme kadar gidebileceği uyarısını yaptı.

hürriyet 29/09/2007

Kahve, Gut Hastalığı Riskini Azaltıyor..

Son araştırmalar kahvenin, ürik asit üzerine olumlu etkisinin olduğunu göstermektedir.

Vücutta yüksek protein tüketimine bağlı olarak ürik asit yüksekliği gözlenir ve bu durum gut denilen hastalığa neden olur.

Gut 50 yaş üzeri erkeklerin %10'unda ve 60 yaş üzeri kadınların %10'unda görülen, eklemlerde ve böbreklerde hasara neden olan bir hastalıktır.

Araştırmalarda kahvenin içerdiği fenolik madde klorejenik asite bağlı olarak riski azalttığı belirtilmektedir. 14.758 kişi ile gut hastalığı gelişimi ile kahve ve çay tüketimi arasındaki ilişkinin araştırıldığı çalışmada günde 6 kupa kahve içenlerde gut gelişim riskinin %57 azaldığı, kafein ve çay içiminin ise riskte bir azalma sağlamadığı gösterilmiştir.

45.869 kişi ile yapılan bir diğer çalışmada ise gut hastalığının gelişimi ile kahve tüketimi arasındaki ilişki incelenmiş ve kahve tüketimi ile gut arasında ters bir ilişkinin olduğu yani kahve içiminin artmasıyla birlikte hastalık riskinin azaldığı gözlenmiştir. Bu çalışmada da kafein ile gut hastalığı arasında herhangi bir ilişki saptanmamıştır.

milliyet, 13/12/2007

Kahvenin Zararları ve Yararları

Hergün zinde kalmak ve enerjimizi yüksek seviyede tutmak için içtiğimz kahvenin yararlarının yanında bir o kadrada zararları var.

Yüksek tansiyon: Edinburgh Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmayla, kahvenin tansiyona olan etkisiyle ilgili görüşler yeni bir ivme kazandı. Düzenli olarak günde dörtbeş bardak kahve içenler üzerinde yapılan araştırmalarda kandaki basınç, yani tansiyon hızla yükseldi. Yapılan testlerde, yüksek miktarda kahve tüketiminin tansiyonu hızla yükselttiği görüldü.

Kalp: Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyor. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyor. Düzensiz kalp atışları ve kalp çarpıntısına neden olabiliyor. Doktorlar özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmelerini tavsiye ediyor.

Mide: Kahve, ülseri tetikliyor ve midenin asit salgılamasını uyarıyor. Bu nedenle mide hastalarının günde 2 fincanı geçmemeleri gerekiyor.

Şeker hastalığı: Amerika'da yapılan araştırmalarda, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını olumsuz yönde etkilediği ortaya çıktı. Uzmanlar şeker hastalarının da kahveyi sınırlı tüketmesini öneriyor.

Su kaybı: Uzmanların bir kısmı kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu savunurken, bir kısmı da bu kaybın önemsiz derecede az olduğunu savunuyorlar. Fakat yine de ağır basan görüş diğer kafeinli içecekler gibi kahvenin de vücutta su kaybı yarattığı yönünde.

Doğurganlık: Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltıyor. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor. Brezilya'da bulunan Sao Paulo Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalarda ise her gün düzenli olarak kahve içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha güçlü spermleri olduğu kanıtlandı. Kafeinin spermin üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu savunan uzmanlar, bunun merkezi sinir sisteminde de aynı etkiyi gösterdiğini iddia ediyorlar.

Hamilelik: Kafeinin anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu biliniyor. Uzmanlar, hamile kadınların günlük kafein tüketme sınırlarının 300 mg ile sınıtlı kalması gerektiğini belirtiyor.

FAYDALARI

Kahve zararı kadar yararının olmasıyla oldukça kafa karıştırıyor. Örneğin; yeşil ve siyah çay gibi, kahve de antioksidanlar içeriyor. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyor.

Cilt: ABD'de yapılan bir araştırmada, kahvenin ve egzersizin güneş ışınlarının neden olduğu cilt kanserinden koruduğu ortaya çıktı. New Jersey'deki Rutgers Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre, fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşin ultraviyole B (UVB) ışınlarının yol açtığı kanserojen etkileri ortadan kaldırabiliyor.

Safra taşları: Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretiyor. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla yüzde 25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlandı.
Kahve konsantrasyona yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların az miktarda kahve ile süt içtiklerinde sabahki derslerinde daha başarılı oldukları görülüyor.

Parkinson: Yapılan bir araştırmada günde bir fincan kahve içen erkeklerin parkinson hastalığı riskinin yüzde 40'a varan oranlarda azaldığı ortaya çıkarılmıştır. Bununla beraber menopoz sonrası ostrojen terapisi gören kadınlarda kahve tüketimi Parkinson Hastalığı riskini arttırmakta.

Karaciğer: Kahve tüketmek özellikle siroz yüzünden oluşan karaciğer kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyor.

milliyet, 13/11/2007 

Cilt kanserine karşı egzersiz ve kahve

ABD'de yapılan bir araştırmada, egzersiz ve kahvenin, güneş ışınlarının neden olduğu cilt kanserinden koruduğu ortaya çıktı.

New Jersey'deki Rutgers Üniversitesi'nde yapılan ve Proceedings for the National Academy of Sciences Dergisi'nde yayımlanan araştırmaya göre; fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşin ultra-viyole B (UVB) ışınlarının yol açtığı kanserojen etkileri ortadan kaldırabiliyor.

Rutgers Üniversitesi araştırmacıları, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde, egzersizle birlikte kafeinin, DNA'ları UVB tarafından bozulan kanserli hücreleri ortadan kaldırarak, UVB'nin yıkıcı etkisini ortadan kaldırdığını belirlediler.

Araştırmalarında özellikle güneş ışınlarına karşı hassas tüysüz fareleri inceleyen bilim insanları, bir gruba, insanlarda 1 veya 2 büyük fincan kahveye bedel kafein içeren su içirdiler, diğer gruba egzersiz yaptırdılar, üçüncü gruba da her ikisini birden uyguladılar.

Dördüncü gruba ise ne kafein veren, ne de egzersiz yaptıran araştırmacılar, tüm fare gruplarını, deri hücrelerinin DNA yapısına zarar veren UVB ışınlarına maruz bıraktılar.

Araştırmanın sonunda kafein verilen ve egzersiz yaptırılan grup, kanserli hücreleri ortadan kaldırma kapasitelerinin, diğer 3 gruptan açıkça fazla olduğunu gösterdi.

ntvmsnbc, 31/07/2007

Kafein Faydalımı Zararlımı?

Son zamanlarda kahve ile ilgili çelişkili bilgiler alıyoruz. Kahve dost mu, düşman mı emin olamıyoruz. Kafein hiç tartışmasız, bir ilaçtır. Sıcacık kahve fincanında, mis kokulu çayları yudumlarken hatta birçok meşrubatın içinde ve az da olsa çikolatadan aldığımız, reçetesiz satılan güçlü bir ilaçtır. Kafein aldıktan birkaç dakika sonra vücudumuzdaki etkileri kendini gösterir. 4-6 saat kadar bizimle yaşamaya, hayatımızı etkilemeye devam eder.

* Kafein bizi yatıştıran, sakinleştiren 'adenosin' adlı bir hormonu etkisiz bırakır. Kahve ile canlanmamız ve aynı zamanda uykumuzun kaçmasının nedeni budur.

* Öte yandan bize adeta adrenalin yani cesaret ve heyecan pompalar. Geçici bir canlanmaya yol açar ama ne yazık ki, ardından bitkin düşmemize neden olur.

* Kafeinin bir başka etkisi de stres hormonu olarak tanıdığımız kortizol seviyelerini artırmasıdır.

* Kafein vücudumuzdaki dopamin adı verilen bir başka hormonunu da yükseltir. Kendimizi önce iyi hisseder, sonra inişe geçeriz. Kahve tiryakiliğininin altında biraz da dopamin tiryakiliği yatar.

* Kafein idrar söktürücüdür. Bu da genellikle vücudun su kaybetmesine neden olur. Kahvenin yanında bir bardak su getirilmesi oldukça anlamlıdır. Ama nescafe, meşrubat ya da çikolata yanında su içmek aklımıza gelmez.

SPORDAN ÖNCE YARARLI

Kafeinin olumlu tarafı metabolizmayı hızlandırması, egzersizden önce alınırsa yağ yakımını artırmasıdır. Az miktarda kahve, açlık hissini azaltarak kan şekerini dengede tutmaya da yardımcı olur. Yani kafein dostumuz da olabilir, düşmanımız da. Bütün mesele ne kadar ve ne zaman aldığımız.

* Günde 2 fincandan daha fazla kahve içmeyin. Kola içtiyseniz ya da çikolata yemek istiyorsanız bunların ilave kafein dozu olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

* Öğleden sonra saat 16'dan itibaren kafeinden uzak durun. Bu maddenin vücutta 6 saat kadar etkili olduğunu aklınızda tutun, uykunuzu riske atmayın.

* Spor yapmadan önce bir fincan kahvenin tadını çıkarabilirsiniz.


sabah, 06/06/2007

Kahve Temize Çıktı

ABD'nin Johns Hopkins Tıp Enstitüsü'nde görevli bilim adamlarının yaptığı araştırma sonucunda kahvenin kronik yüksek tansiyona neden olmadığı açıklandı.

Bilim adamları, kahvenin sadece kısa süreli yüksek tansiyona neden olduğunu söyledi.

Araştırma çerçevesinde, yaklaşık bin kişinin tansiyonunu 30 yıl süreyle takip eden bilim adamları, deneklerin yüzde 80'inin günde 2 fincan kahve içtiğini söylediler.

Araştırma sonucuna göre, kahve içen ve içmeyen kişilerde aynı oranda kronik yüksek tansiyon saptandı.


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|haberler|ilk yardım|sağlıklı yaşam|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document