Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
Site İçi Arama
 
Untitled Document
 
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
hemoroid
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
kusma
site haritası

 


Kolesterol Hakında

Untitled Document

 

yaklasansaat.com
 
 

 

 

Tüm dünyada en fazla ölüme neden olan hastalıkların başında kalp ve damar hastalıkları geliyor. Kalpve damar hastalıklarına yakalanmamak için öncelikle kanımızdaki kolesterol oranını kontrol altında tutmamız gerek.

Amerikalı sağlık yazarı Robert E. Kowalski de, işte bu yüzden yıllardan beri kolesterol konusunda incelemeler yapıyor.

 ERKEN ÖNLEM ALIN

Kalp hastalıkları polijeniktir. Yani bu hastalıkların pek çok nedeni vardır. Genetik özellikler, yaşam biçimi ve alışkanlıklara kadar birbirinden çok farklı neden sıralanabilir. Hastalığın nedenlerinin saptanması, korunmayı bir ölçüde kolaylaştırıyor. Damarlar, küçük yaşlarda çok yavaş bir tempoyla tıkanmaya başlayabilir. İlk gençlik yıllarında ise damarlardaki tıkanma fark edilecek duruma gelir. Bu arada kalp hastalığından korunmak için önlem almanın yaşının olmadığını hatırlatalım. Kalp hastalığından korunmaya ne kadar erken başlarsanız, risk faktörü de o kadar azalır.


Kalp krizi sonucu ölenlerin damarlarındaki kolesterol, hayvansal besinlerdeki kolesterol ile aynı özellikleri taşıdığı için beslenme yoluyla alınan kolesterol miktarının azaltılması kararlaştırıldı. Fakat bu uygulama kandaki kolesterol oranını düşüremedi. İnsanlar dahil tüm canlılarda varolan kimyasal madde kolesterolün yüzde sekseni karaciğer tarafından üretiliyor.

Vücuttaki kolesterolün sadece yüzde yirmisi besin yoluyla alınıyor. Kolesterol, damarların çeperlerine yapışıp onları daraltıyor ve de kan akışını zorlaştırıyor.

SAVAŞ BAŞLIYOR

İsveç'te dünyaca tanınmış kalp uzmanı Dr. Lars Wilhelmsmen, kalp krizlerinin yüzde 90'ının kandaki kolesterol miktarının çok fazla olmasından kaynaklandığını belirtiyor. Damarları tıkayan plakaların oluşmasını kolesterol sağlıyor. Kolesterol suda erimeyen balmumsu sarı bir madde. Bu madde tek başına kanın içinde yüzemez. Lipoprotein adı verilen yağlı bir madde kolesterol ile birleşip onun kanın içinde dolaşmasını sağlar.

Şimdi iyice düşünün ve kararınızı verin. Kanınızdaki kolesterol oranını düşürmeye çalışmak için kalp krizi geçirmeyi ve de bypass ameliyatı olmayı beklemeniz mi doğru, yoksa baştan tedbirli davranıp bu tehlikelerden uzak kalmanız mı? Eğer yaşam biçiminizle ilgili doğru kararları verebilirseniz, tehlike unsurlarından kurtulmak için gerekli adımları atarsanız savaşı kazanırsınız.

Atılacak ilk adım savaşmayı gerçekten göze almaktır.

Yüksek Kolesterol Koruyor mu?

American Heart Journal'da Tamara B. Horwich ve arkadaşları tarafından kalp yetmezliği, ölüm oranları ve kolesterol düzeyleri arasındaki ilişkiyi gösteren yeni ve ilginç bir çalışma daha gerçekleştirildi. Araştırmada, Ocak 2005 yılı ve Haziran 2007 yılları arasında değişik hastanelere başvuran ve kalp yetmezliği tanısıyla hastanelere yatan hastalar dikkate alındı. Yaklaşık 2,5 yıl süren araştırma 17.791 hastanın incelenmesiyle gerçekleştirildi ve hastaların bir bölümü kolesterol düşürücü ilaçlar (statinler) kullanıyordu.

Kalp yetmezliği teşhisiyle yatan hastalar, kolesterol düzeylerine göre farklı gruplara ayrıldı. En yüksek ölüm oranı en düşük kolesterol düzeyine sahip olan hastalarda ortaya çıktı. En düşük ölüm oranı ise kolesterol düzeyleri yüksek olan hastalarda görüldü.

Kolesterol düzeyi 117 mg/dl ve daha düşük kolesterol düzeylerinde hastaların ölüm oranı % 3.3 olarak çıktı. Kolesterol düzeyleri 180 mg/dl ve üzerinde olanlar ise en şanslı(!) gruptu, bu hastalarda ölüm oranı %1,3 de kaldı.

Bu çalışmaya göre düşük kolesterol düzeylerinde, kalp yetmezliği olan hastalar daha çabuk ölüyorlar yani yüksek kolesterolü olanların, kolesterolünü düşürmemek daha iyi gibi görünüyor.

Araştırmadan ilginç bir sonuç çıkıyor; total kolesterol düzeylerinde her 10 mg/dl'lik bir azalma, bu hastalarda ölüm riskini % 4 yükseltiyor. Durum gerçekten de böyle ise, özellikle yaşlı insanlara kardiyologlar tarafından uygulanan 'düşük kolesterol' stratejisinin doğruluğu tartışmalı hale geliyor.

Yaşlılarda kolesterolü düşürmek doğru mu?

Şimdi bilim dünyası özellikle bu durumu tartışmalı!...

Daha önce de düşük kolesterol düzeylerinde, yaşlılarda ölüm oranlarının ve beyin kanaması riskinin arttığını gösteren çeşitli çalışmalar ortaya çıkmış, fakat konuyu bilen uzmanlar dışında, basın gündeminde benzeri bilimsel çalışmalar çok yer bulamamıştı.

Çünkü söz konusu araştırmalar tek parametrede yüksek kolesterolün değil tam tersine düşük kolesterolün risklerini ön plana çıkarıyor ve özellikle kardiyoloji biliminin iddia edilen bulgularıyla büyük oranda çelişiyordu.

iyilikguzellik, 22/09/2008

Düşük Kolesterolde Açıklanmayan Gerçekler!

Düşük kolesterol ve ölüm oranları konusunda ortaya çıkan bazı gerçekler; İlaç şirketlerini ve konuyla ilgili beyin yıkama kampanyalarının etkisinde kalmadan mesleğinin gereklerini yapmaya çalışan doktorları zorlmaktadır.

Düşük kolesterol ve ölüm oranları konusunda ortaya çıkan bazı gerçekler o kadar derin ve anlamlıdır ki, gerçekten ilaç şirketlerinin ve konuyla ilgili beyin yıkama kampanyalarının etkisinde kalmayan, literatür takip eden, hastalarını düşünen her hangi bir doktor bu aşamada son derece kararsız kalır, ister istemez mesleğinin gereklerini yapmaya çalışırken zorlanır. Çünkü bazı araştırmacıların ortaya koyduğu çalışmalara göre, düşük düzeyde kan kolesterol değerlerinde çok çeşitli nedenlerle ölüm oranları inanılmaz derecede artabilmektedir.

Kolesterolü düşüren ilaçlar (statin) doktorlar açısından gerçekten büyük oranda her açıdan görüntüyü kurtaran ilaçlardır. Tek parametrede kolesterolünüz normal düzeyine iner, hastalıkla ilişkilendirilmiş (semptom) kolesterol yüksekliğinden kurtulduğunuzu düşünebilirsiniz, ama söz konusu semptomun ortadan kaldırılmasını 'tedavi' olarak algılamanız, tamamen kendinizi kandırmak olacaktır. Çünkü ilacınızı bıraktığınız anda, normal şartlarda kolesterolünüz tek parametrede tekrar yükselecektir. Söz konusu ilacı var olduğunuz sürece kullanacaksınız.

İlaçlı veya ilaçsız, düşük kolesterol düzeyi ise sanıldığının tam tersine sizin için hastalıkların azalması değil, artması sonucunu hatta 'ölüm' olgusunu da çoğunlukla beraberinde getirebilir! Kızmayın, ben değil, istatistikler böyle söylüyor.

Tek parametrede kolesterol yüksekliğinde insanların korktuğu, dolaylı olarak korkutulduğu temel nokta kalp krizine, damar sertliğine ve bir çok hastalığa bağlı olarak ortaya konulan, gizlice insanların şuuraltına kolesterol tepsisinde sunulan 'ölüm' olgusu ve korkusu olduğunu daha önce de söylemiştik.

Fakat her şeye rağmen yüksek kolesterol ve ölüm olgusu bazı araştırmacıların ve kardiyologların pek fazla bulaşmak ve konuşmak istemediği son derece çetrefilli bir konudur. Yapılan çok ünlü araştırmalarda dahi, yüksek kolesterol ve ölüm olayları arasında ilişkilendirmeler tam anlamıyla sonuçsuz, var olan 'kolesterol teorisi' ölüm oranlarıyla, karşılaştırıldığında da ileri sürülen kolesterol teorisi geçersiz kalmıştır.

Ünlü 30 yıl süren Framingam araştırmasında 753 hastada düşük kolesterol düzeylerinde artan ölüm oranları ortaya çıktı, Forette ve arkadaşlarının 92 hastadaki çalışmasında en az ve oldukça düşük rastlanılan ölüm oranı, şaşırtıcı bir şekilde total kolesterol düzeyleri yüksek olan hastalarda ortaya çıktı, oysa araştırmacılar bu bulguların tam tersini bekliyorlardı. Siegel ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada 551 hastada yüksek kolesterol ölüm ilişkisi çok istemesine, arzu edilmesine rağmen başarısızlıkla sonuçlandı ve hiçbir zaman gösterilemedi.

Bu kadar da değil; Yale Üniversitesi, kardiyoloji bölümünden Dr. Harlan Krumholz düşük kolesterol düzeylerine sahip yaşlı(!) insanların, yüksek kolesterol düzeylerine oranla iki kat fazla kalp krizi geçirdiğini ve daha erken öldüğünü bildirdi. Çok yakın bir zamanda Graziano Onder ve arkadaşları 65 ve 81 yaşlarındaki 6894 hastayı ölçtükleri kolesterol düzeylerine göre çeşitli gruplara ayırmış ve toplam 5 yıl boyunca bu insanları izlemişler.

Sonuç sizinde tahmin edebileceğiniz gibi önceki araştırmalardan çok farklı değil. Yapılan araştırmada tek parametrede kolesterol düzeyi 160 mg/dl'nin altında olan hastaların % 5.2 sinde ölüm olayı görülmüş. Kolesterol düzeyine göre ölüm olayının en az olduğu grubu sanırım az da olsa okuyucu olarak sizlerde merak ediyorsunuzdur. Kolesterol düzeyi 240 mg/dl ve üzerinde olan bireylerde; % 1.7'lik düzeyde en düşük ölüm oranı görülmüş! Sanırım bu konuyu atlayan ve bilmeyen uzmanların, araştırmacıların, ve doktorların bazıları 'indeks medicus'un başına çoktan oturmuş olmalılar. Açık bir deyimle: kolesterol düzeyi yüksek olan yaşlı insanlar daha uzun yaşıyor, kolesterol düzeyi düşük olanlar ise anlaşılmaz bir şekilde daha erken ölüyor!?

Biliyor muydunuz?

Gerçekten hasta bireylere her platformda çekinmeden ve rahatça, 'yüksek kolesterol öldürür' diyebilen uzmanlar tarafından kabul edilmesi oldukça zor çalışmalar. Bu ve benzeri bir araştırmayı uzmana direk olarak götürdüğünüzde size bir sürü soru ve sorun ortaya çıkaracaktır. Ölüm ve kolesterol ilişkisinden mümkün olduğunca çabuk kaçmaya çalışacak, olayı sadece kalp krizi-damar sertliği kolesterol ilişkisine getirmeye, umutsuzca kolesterol konusunu 'kalp damar' ilişkisinde sabitlemeye çabalayacaktır.

Konuyla ilgili yapılan araştırmaların hemen hemen tümü, rölatif risk, risk faktörü, gelecekte rastlanacak sayı gibi teorik varsayım ve olasılıklara dayanmayan, basit ama tamamen gerçek iki parametrede ortaya çıkıyor.

Bu ve benzeri çalışmaları 'yüksek kolesterol çok zararlı' diyen uzmanlardan duymak için biraz daha, sanırım üç beş yıl daha beklemek zorundasınız. Çünkü yeni ortaya koyduğumuz kolesterol paradigması tam olarak anlaşılmadan ve tartışılmadan bunların söylenmeyecektir. Fakat okuyucu olarak ikna olmadıysanız buna benzer çok daha değişik araştırmaları da kendinizde bulabilirsiniz.
 
Basit bir anlatımla; canlıların yapısında atomlar, moleküler belirli kurallar ve prensipler içinde gerçekleşen ilişkileriyle yaşamın kendisini oluştururlar. Molekül ve atomların kısa vadede yaşı söz konusu olmasa da, organizma yapısında gerek iç gerekse çeşitli dış faktörlerin etkisiyle yaşamı oluşturan, yaşamın devamını sağlayan molekül ilişkilerde ortaya çıkabilen kopukluk, aksama veya yetersizlikler yaşlanmanın farklı bir yönünü oluşturur. Belli bir süre sonra bu durum canlı yaşamı üzerinde olan etkisini tamamıyla çeşitli organ ve dokular yoluyla hissettirir. Söz konusu hastalıklar çoğunlukla özel adıyla anılabilir, hatta birkaç hastalığı aynı anda ele alan hastalıklar; örneğin konuyla ilgili 'metabolik sendrom' dedikleri durum bu konuyla ilişkilidir, yüksek trigliserit, düşük HDL(iyi lipoprotein), tansiyon, böbrek hastalıkları vb bulguların aynı anda ortaya çıkmasına uzmanlar şimdi bir 'metabolik sendrom' adı koydular ve öyle devam ediyor. Yaşanan bu ve benzeri olumsuzlukların artan yoğunlukta organizmada birikimi de yavaş yavaş 'yaşlanma' adını verdiğimiz olguyu ortaya çıkarmaya başlar. Damar sertliği gerçekleşen insanlarda, yaşlanma olgusu doğal olarak geniş bir alanını kapsıyordur. Bu nedenle ilerleyen yaşlarla ortaya çıkan çok çeşitli hastalıklar ve yaşlanma arasında bağıntılar kurmak aslında hiç zor değildir.

Bu durum, bazıları kabul etmekte zorlansa ve itiraz etse de kolesterol molekülü içinde geçerlidir, çünkü kolesterol organizmanın tümünden bağımsız bir molekül değildir. Bilinen veya bilinmeyen bir alanda organizmanın isteyebileceği kurallara göre, organizma içindeki moleküller kendine düşen rolünü oynar ya da artık sıkıldım oynamıyorum der!.

Kolesterol ile ilgili yaşanan, bir çoğumuza karmaşık görünen süreç, insan yaşamının bu evresinde ortaya çıkan kaçınılması zor bir evresi olabilir. Bunun anlamı şudur: Eğer damar sertliğini oluşumunda her hangi bir molekülün tek parametredeki yüksekliğinin etkili olduğu iddia ediliyor, söz konusu kolesterol molekülümüz üzerinden hastalıklar hakkında karar verebiliyor ve hastayı tedavi yoluna gidiliyorsa, kolesterol molekülünün normal olarak 'yaşlanma ve ölüm' ile de ilişkili olması gerekir değil mi?. Bunun aksini düşünmek ve iddia etmek biraz 'bilim maskeli' saçmalık olmaz mı? Şimdi öne sürülen düşünceler ışığında bilgilerimizi, sentezlemeye ve bir karar vermeye çalışalım; sizce yüksek kolesterol öldürür mü?

Yüksek kolesterolün risk olduğu bir çok araştırmacı tarafından söyleniyordu. Bazı istatistik çalışmaların sonuçları da elbette bunu böyle gösteriyor, çoğu doktor ve uzman risk olduğunu söylüyordu.

Fakat Graziano Onder grubunun 'kolesterolün masum olabileceğini' düşündüren bu benzeri çalışmalardan haberiniz var mıydı? Söz konusu araştırmacıların yaptığı da istatistiksel olarak oldukça anlamlı, değerlendirilmesi gereken çalışmalar değil mi?

Şimdi ne olacak, yaşlı annenize yada babanıza kolesterol düşürücü vermekle iyi bir şey yaptığınızı, onların hayatını ve yaşam süresini uzattığınızı, artık kalp krizi geçirmeyeceğini mi sanıyorsunuz?

Bizlerde yaşlanacağız veya yaşlandık! Yaşlanmış anne ya da babanıza verdiğiniz veya vereceğiniz kolesterol düşürücü ilacı, söz konusu araştırmaları bile bile, bu andan itibaren rahatça, gönül rahatlı içinde verebilir misiniz?

Elbette kahin veya falcı değiliz: Fakat şimdi olmasa bile ilerleyen bir zamanda sizin de kolesterolünüz % 30 ihtimalle yaşlanmaya başladığınızda yükselecek! Belki de şimdiden düşünmeye başlamalısınız: Siz kendiniz böyle bir durumla karşılaştığınızda ne yapacaksınız?

Yaşlı insanlara hala kolesterol düşürücü ilaçlar vermeye ve 'yüksek kolesterol sizi öldürür' masalını anlatmaya devam mı edeceğiz!
Söz konusu 'kolesterol ve ölüm oranları arasındaki' araştırmaları yapan araştırmacılar yalan mı söylüyor?

Kolesterol ile ilgili varolan bu ve benzeri çalışmaları, araştırmaları, bir çok akademisyen ve uzman gibi görmezlikten, bilmezlikten gelmek bilimsel düşünce olarak kabul edilebilir mi?

iyibilgi, 03/05/2008

Kolesterol Düşmanı Sebzeler

İlaçlara sarılmaya gerek yok. İşte kolesterolü doğal yolla düşüren bitki ve sebzeler:

Keten tohumu yağı, ceviz, fındık, zeytin, zeytinyağı, soya ürünleri, kırmızı biber, sarımsak, soğan, havuç, enginar, brokoli, domates, maydanoz, limon, elma, greyfurt, portakal, limon ve tahılların, kalp-damar hastalıklarına yol açan kolesterolün düşürülmesinde faydalı olduğu bildirildi.

Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Utku Çopur, fazlası damar sertliği ve tıkanıklığına neden olan kolesterolün vücutta hormon, D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerinin üretiminde kullanıldığını söyledi.

Diyette posalı besinlere bol miktarda yer verilmesi, meyve-sebzenin daha çok tüketilmesi ve kızartmalardan uzak durulmasının önemine işaret eden Çopur, yulaf, arpa ve pirinç kabuğunda bulunan posanın, karaciğerde kolesterol sentezini engelleyerek, kan kolesterolünün düşürülmesinde etkili olduğunun kanıtlandığını vurguladı.

aktifhaber, 11/03/2008

Besin değeri yüksek yer fıstığı, kolestrolü düşürüyor.

Potasyum ve B1 vitamini içeriğiyle yüksek besin değeri bulunan yer fıstığı, kolestrolü düşürüyor ve kan şekeri düzeyini kontrol altında tutuyor.

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halis Arıoğlu, yer fıstığının, içerdiği yağ, protein, karbonhidrat, vitaminler ve madensel maddeler ile değerli bir besin kaynağı olduğunu söyledi.


Yer fıstığı yağının doymamış yağ asitleri bakımından oldukça zengin olduğunu belirten Arıoğlu, yer fıstığı yağının, tat ve dayanıklılık özellikleri bakımından iyi olduğunu kaydetti.

YEMEKLERDE KULLANIN


Yer fıstığı yağının sıvı olarak kızartmalarda, sıvı veya margarin olarak yemeklerde, pastacılık ile biyodizel üretiminde kullanıldığınılmaktadıor. Ayrıca, bisküvi, şekerleme, çikolatalı ürünler, fıstık katkılı dondurma, fıstık ezmeside yapılmaktadır.

bugun, 20/03/2008


Kalbin Korunmasına Yardımcı Maddeler

Antioksidanlar

Dünyanın en saygın tıp merkezlerinde uzun yıllar sürdürülen araştırmalar, kolesterolün okside olmuş türünün damarlara çok büyük zarar verdiği gerçeğini ortaya çıkardı. Bu oksitlenmeyi, antioksidan vitamin E, C, beta karoten ve selenyum ile önleyebilirsiniz.

Niacin

Kanınızdaki kolesterolün yüzde seksenini karaciğeriniz üretiyor. Kolesterole karşı uygulanan diyet ise kanınızdaki kolesterolün sadece yüzde yirmisi için etkili olabilir. B3 vitamini olarak da bilinen Niacin ve nikotinik asit vücudun fazla kolesterol üretmesine engel olur.

B vitaminleri

B6 ve B12 vitaminleri ve folik asit, kandaki kolesterol ve diğer tehlikeli maddelere karşı mükemmel bir savunma sistemi oluştururlar.

Mineraller

Kan basıncını düşürmek için sodyum kullanımını kısıtlamaktan söz edildiğini biliyoruz.

Fakat sodyum, kan basıncını etkileyen minnerallerden sadece bir tanesidir. Sodyumu azaltmak ya da hiç tüketmemek yerine kan basıncını düşürdüğü bilinen minerallere ağırlık verilmeli. Bunlar magnezyum, kalsiyum ve potasyumdur. Günde 300 miligram magnezyum ile en az 800 miligram kalsiyum almak kan basıncını düşürebilir.

Balık yağları

Herkes haftada en az iki kez balık yemeli. Balıkta bulunan omega-3 yağ asidi kanda pıhtıların oluşmasını önler ve trigliserid oranını azaltır. Balık yemekten hoşlanmıyorsanız, her gün 1 gram balık yağı için.

Aspirin

Aspirinin kalp ve damar hastalıklarına karşı önemli bir koruyucu olduğu artık biliniyor. Amerikan Kalp Derneği, günde bir adet bebek aspirini yutulmasını ve ayda iki kez de normal dozda aspirin alınmasını öneriyor. Eğer aspirin kullanmanız hiçbir sağlık sorunu oluşturmuyorsa, her gün normal dozda bir aspirin almanız doğru olur..


Kolestorele Karşı Nasıl Bir Diyet Uygulanmalı

Kırmızı etle ilgili iddialara kulak asmayın

Bu diyetin tek negatif kuralı zengin doymuş yağ içeren besinlerin yasaklanması (tam yağlı süt ve süt ürünleri, yağı alınmamış et). Bir de hazır satılan kurabiyeler, kraker ve kızartılmış hazır yiyeceklerden vazgeçmek zorundasınız.

Sağlıklı katı ve sıvı yağları rahatça kullanabilirsiniz. Fakat vücut ağırlığınızı dengede tutmak için kalori hesabını da göz ardı etmeyin. Zeytinyağı, her çeşit kuru yemiş, zeytin ve doğal sıvı yağlarla yapılmış yiyecekleri afiyetle tüketebilirsiniz.

Haftada iki kez sofranızda balık bulundurun. Özellikle yağlı balıkları tercih edin.

Her gün bol miktarda meyve ve sebze yemeyi alışkanlık haline getirin. Günde en az beş kez meyve ve sebze yemekle işe başlayın.

Beyaz ekmek, pirinç ve makarnayı ölçülü tutun.

Kırmızı et hakkında ortaya atılan modası geçmiş iddiaları sakın dikkate almayın. Kırmızı et türlerinin çoğunun besin değeri yüksektir ve içerdikleri yağ da şaşılacak kadar azdır.

Bol bol sıvı için.

Kandaki kolesterol miktarı ne olmalı?

Kandaki total kolesterol miktarı 150-160 dolaylarında olursa kalp krizi tehlikesi çok azdır.

Miktar 160-180 olursa tehlike biraz artar.

Total kolesterol 180'i geçince tehlike büyür.

200 ve yukarısı ise çok büyük tehlikenin habercisidir.

Kakao, Kötü Kolesterolü Düşürüyor

ABD'li araştırmacılar, kakao ve siyah çikolatada bulunan flavonoid maddesinin LDL'nin oksidasyonunu önleyerek damar hastalıkları riskini azalttığını belirtti.

Kakao ve siyah çikolata tüketenlerin kan plazmalarında inceleme yapan araştırmacılar, iyi kolesterolün (HDL) ise yüzde 4 oranında yükseldiğini gözledi.

Kakao ve siyah çikolatada, siyah çay, elma, baklagiller, portakal ve üzüm suyundan daha fazla flavonoid bulunduğuna işaret eden uzmanlar, kakao ve çikolatanın yüksek oranda yağ ve şekerle alınmamasına dikkat edilmesi gerektiğini kaydediyor.

Çikolata ve kakaolu yiyeceklerin anti-kanserojen etkiyi de artırdığına işaret eden uzmanlar, flavonoid maddesinin çikolata ve kakaonun yanı sıra çay, meyve ve sebzelerden de alınabileceğini, böylece kalp hastalıkları riskinin de azaltılabileceğini söyledi.

Kolesterolü Balla Yenin

Vücuttaki oksidasyonu ve diş çürümelerini önleyen maddeler içeren bal, meğer kolesterol seviyesini de düşürüyormuş.

KOLESTEROLÜNÜ düşük tutmak isteyenlerin bol meyve ve sebze yemesini öneren uzmanlar, yeni bir alternatif keşfetti:

Balda bol miktarda antikanserojen madde bulunduğuna dikkati çeken uzmanlar, özellikle çam balını, yani koyu renkli ballari tavsiye ediyor. Çünkü antikanserojen madde, çam balında daha çok mevcut.

Kalp için de faydalı

UZMANLAR, şimdi de balın, damar sertleşmesine yol açan "atherosclerosis" hastalığı üzerindeki etkisini inceliyor. Araştırmanın bir diğer olumlu sonucuna göre ise baldaki "phenolics" adlı bileşim, vücuttaki oksidasyonu önlüyor.

Bu arada Illinois Üniversitesi uzmanları da balın, diş çürüklerini önlediğini ortaya çıkardı.


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|sağlıklı yaşam|haberler|ilk yardım|hastalıklar|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document