Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
Site İçi Arama
 
Untitled Document
 
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
site haritası

 



Meyve Sularındaki Tehlike!

Untitled Document

 

yaklasansaat.com
 
 

 

 

Akdeniz Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Artan, günde iki bardaktan fazla meyve suyu tüketen 2-6 yaş grubundaki oyun çağı çocuklarında boy kısalığı ve şişmanlığın daha sık görüldüğünü iddia etti.

Bebeklerde meyve suyuna altıncı aydan önce başlamanın beslenme açısından hiçbir yararı olmadığını belirten Prof. Dr. Artan, tüketicilerin içeriği yüzde yüz meyve suyu olan ürünleri tercih etmesini istedi. Şeker ve su katkılı meyve sularının bebek beslenmesinde yeri olmadığını, hatta sakıncaları bulunabileceğini vurgulayan Artan, ''Yüzde yüz meyve suyunu altı aydan büyük bir bebeğe ancak günde 120-150 mililitre yani 1.5 çay bardağı verirsek dengeli bir beslenmenin yerini alabilir'' dedi.

BEBEKLER İÇİN ÜZÜM SUYUNU TERCİH EDİN

Türkiye'de annelerin ek besin olarak meyve suyunu tercih ettiklerini anlatan Artan, meyve sularının beslenme için kötü bir yönü bulunmadığını ancak yüzde yüz doğal olmaları gerektiğini vurguladı.

Marketlerdeki kutularda satışa sunular meyve sularından üzüm, nar ya da elmanın katkısız olduğunu dile getiren Artan, diğerlerinde şeker ve su katkısı bulunduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Artan, ailelerin taze ulaşabilmeleri durumunda bebeklere ek besin olarak verilecek meyve sularında tercih sırasının üzüm, şeftali, narenciye suları, elma, muz ve armut olabileceğini ifade ederek, altıncı aydan sonra ek besin için fruktoz ve glikoz oranı düşük üzüm suyunun tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

''Fruktoz ve glikoz oranı yüksek olan elma ve muz suyuna göre üzüm suyu daha üstün. Bir de sorbitol oranı yüksek olan erik suyuna göre daha iyi tolere edilen bir içecektir.

Eğer yüzde yüz meyve suyu veremiyorsak o zaman alternatif seçenek süt, ayran, kefir gibi içecekler olmalı ama asla gazlı, karbonatlı içecekler, çay ve meyveli içecekler dediğimiz belli bir oranda meyve, şeker ve su içeren içecekler olmamalı. Bunlar iyi seçenek sayılmaz.''

BOY KISALIĞI VE ŞİŞMANLIK RİSKİ

Meyve suyunun gece yatmadan önce verilmemesi gerektiğini dile getiren Artan, gün içinde öğünlerle birlikte tüketilmesi gerektiğini bildirdi.

Gece yatmadan önce içilen meyve suyunun içerdiği asitler nedeniyle dişteki mine tabakasına zarar vereceği için diş sağlığı açısından sakıncalı olabileceğini belirten Artan, şöyle konuştu:

''Yapılan araştırmalara göre günde iki su bardağından fazla meyve suyu tüketen oyun çocuklarında (2-6 yaş) boy kısalığı ve şişmanlık daha çok görülüyor. Günde iki su bardağından fazla meyve suyu içen çocuklar içmeyenlere göre 2 yaşında 3 santimetre, 5 yaşında ise 5.5 santimetre daha kısa boy ortalamasına sahip oluyorlar. İki su bardağından az içenlerin ancak üçte birinde, iki bardaktan fazla içenlerin ise yarısında şişmanlık görülüyor.

Bebeklere ek besin olarak verilen yüzde yüz meyve suyu günde 1.5 çay bardağını, oyun çağında da iki su bardağını geçmemeli. Eğer 2 su bardağını aşarsa boy kısalığı ve şişmanlık riskini arttırıyor.''

Prof. Dr. Artan, bebeklere ve oyun çağı çocuklara verilecek aşırı meyve suyunun beslenme bozukluğunun yanı sıra ishale, karında şişkinliğe ve diş çürüklerine de neden olabileceğini sözlerine ekledi. (AA

bugün, 17/11/2010


İçeceklerimiz Sonumuzu Hazırlamasın!

Hergün çokça tükettiğimiz ve faydalı olduğunu zannettiğimiz bir çok içeceğin aslında sağlığımızı ciddi ciddi tehdit ettiğinden haberdar mıyız? DNA mızı olumsuz yönde etkileyen içecekleri tanıyalım.

Hangi marka olursa olsun, asitli içeceklerin aslında içeriği bir çeşit zehirdir. Yapılan bir çok araştırma; küçük yaşlardan itibaren asitli içecek içen çocuklarda, kemik kırıklarında artış olduğunu göstermiş. Açıklaması da çok basit. Bir bardak asitli içecek içildiği zaman, vücut bunu alkaliye çevirmek için 31 bardak alkali su tüketmek zorunda ki kendine zararı dokunmasın. Tabii vücudumuzun dili olmadığı için " hadi bakalım şimdi 31 bardak alkali su bulda iç" diyemiyor. Peki, ne yapıyor bu asidi nötralize etmek için, kemik ve dişlerimizden kalsiyum çekiyor. Azalan kalsiyum da, kemik kırıklarına ve diş çürüklerine yol açıyor

İngiliz Independent on Sunday gazetesinin manşetten verdiği habere göre, Sheffield Üniversitesi'nin maya hücreleri üzerinde yaptığı araştırmada, sodyum benzoat (E211) adlı koruyucu maddenin, hücrelerin "güç istasyonu" olarak tanımlanan mitokondride DNA hasarına yol açtığı görülmüş.

Araştırmayı yapan moleküler biyoloji ve biyoteknoloji profesörü Peter Piper, "Bu kimyasal maddeler mitokondrideki DNA'yı tamamen devre dışı bırakıyor" demiş.

Mitokondrinin oksijeni enerjiye dönüştürdüğünü söyleyen Prof. Piper, "Buradaki hasar, hücrelerin ciddi şekilde bozulmasına yol açıyor. DNA'nın zarar görmesiyle, parkinson, sinir sistemi bozukluğu hastalıkları ve yaşlanma arasında bir bağ bulunuyor" diyor.

Gazlı içeceklerin sebep olduğu bir diğer problem ise, çay, kahve ve alkol gibi su atıcı diüretik etkiye sahip olması. Bu içeceklerin hepsi sindirim sistemini olumsuz etkileyebilir. Günlük sıvı ihtiyacımızı karşılamak için bitki çayları, besleyici çorbalar ve etsuları, ayran gibi mayalı içecekler ve saf su içmek çok daha sağlıklı. Bu içecekler sindirim sistemine zarar değil, fayda verirler.

Sporcu İçecekleri
Spor yapan öğrencilere hareket ederken kaybettikleri elektrolitleri geri kazandırmak amacıyla "ergojenik destek" adıyla içecekler veriliyor. Bu içecekler üç nedenle sakıncalı.
1- D iüretik etkileri olduğu için kaybolan suyu kazandırıcı değil, suyu dışarı atıcı etki yaparlar.
2- Çoğu insan hareket sırasında az elektrolit kaybeder. Bu elektrolitler de su içmekle, ayran içmekle ve deniz tuzu/kaya tuzu içeren bir diyetle beslenme yoluyla doğal yoldan vücuda alınabilir.
3- Sus
amış çocuklara şeker içeren bu içecekleri verdiğinizde şekerin sindirimi için kan mideye gider. Kanın yerinin değişmesi vücudun diğer organlarında kan hacmini düşürür. Bu da kramplara veya ısı nedeniyle ortaya çıkan rahatsızlıklara neden olur.

Enerji İçecekleri
Gazlı içecekler endüstrisi, son keşfi olarak normalden çok daha yüksek oranda kafein ve diğer uyarıcılar içeren enerji içeceklerini üretti. Aralık 2000'de The Lancet'ta yayınlanan bir makaleye göre, 18 yaşında bir gencin basketbol oynarken ölmesi üzerine İrlanda hükümeti enerji içecekleri hakkında "acil araştırma" yaptırılması kararını aldı. Ölen genç ("Red Bull" isimli) enerji veren bu içecekten üç kutu içmişti. Makaleye göre, hafif sarhoş olmuş gençlerin bu içecekleri içmesiyle gece yarısı şiddet olaylarında da artış yaşandığı gözlemlenmiş. Şiddet olaylarının çapı nedeniyle, İrlanda'da bazı işletmeler enerji içeceği satmayı reddetmiş. Tüm AB ülkeleri bu konuyu ciddiye alarak bilim komitelerinden enerji içecekleri hakkında araştırma yapmalarını istemişler ancak ABD'de henüz bu konuda araştırma yapmamış.

Kemik kırılması
Son 30 yılda gazlı içecek tüketimini artan osteoporoz ve kemik kırılmaları ile ilişkilendiren araştırmalar yayınlanmaya başladı Yeni bulgulara göre kalsiyum ve diğer minerallerin eksikliği ve bunlar nedeniyle kemik kırılmaları artış gösterdi. 1994 yılında Adolesan Sağlığı dergisinde yayınlanan bir araştırma 76 kız, 51 erkek çocuk üzerinde "kızlarda kola tüketimi ve kemik kırılmaları arasında kuvvetli bir bağ" bulunduğunu bildirmişti. Yüksek kalsiyum alımı bir oranda koruma sağlıyordu. Erkek çocuklarda, sadece düşük kalorili bir diyet kemik kırılmaları ile ilişkiliydi. Araştırma aşağıdaki sonuç ile aktarılmıştı " Gazlı içeceklerin yüksek oranda tüketimi ve sütün daha az içilmesi, genç kız ve kadınlarda, hayatlarının ilerleyen dönemlerinde osteoporoza daha açık olmalarına neden olarak toplum sağlığını tehdit etmektedir."

Haziran 2000'de "Pediatri ve Adölesan Tıbbı" dergisinde yayınlanan başka bir çalışma ise okul çağındaki 460 kız çocuğu üzerinde yapıldı. Bu çalışmaya göre de "gazlı içecekler kemik kırılmaları ile yakından ilişkili" idi.

Fosforik asit ve diş çürümesi.

Gazlı içecekler artık her okulda satılmaya başladığından beri diş hekimlerinin fark ettiği bir sorun var. Aslında sadece yaşlılarda görülebilecek diş minesi kaybıyla, çocukların dişleri sararmaya başladı. Bunun sorumlusu ise, diş çürümesinin yanı sıra sindirim sorunları ve kemik kaybına da yol açabilen fosforik asit. Diş hekimleri, düzenli olarak gazlı içecek içen genç kız ve erkeklerde ön dişlerin diş minesinin tamamen kaybolduğunu belirtiyorlar.

Normalde tükürük salgımız 7.4 pH derecesi ile hafif alkalidir. Gençlerde olduğu gibi, bütün gün gazlı içecek içildiğinde, fosforik asit tükürük pH'ını asidik seviyelere düşürür. Asidik tükürük salgısını tamponlamak ve pH dengesini tekrar 7'ye getirmek için vücut dişlerden kalsiyum iyonlarını çeker. Bunun sonucunda diş minesi hızla yok olur.

Meyve Suları
Tüketiciler genellikle, gazlı içeceklerden daha sağlıklı olduğu düşüncesiyle meyve sularını tercih ediyorlar. Aslında, meyve suyu üretimi son derece endüstriyel bir işlem. Örneğin portakal suyu, devasa miktarlarda üretiliyor. Portakallar bütün olarak sıkılıp tankın içine gidiyor, bu da demektir ki, portakal kabuğundaki kimyasal böcek ilacı kalıntılarını da içiyoruz. Meyve suları yüksek sıcaklıklarda pastörize edilmelerine rağmen ısıya ve basınca dayanıklı mantarlar meyve suyunda yaşayabilir. Soya proteini ve pektinden yapılan bir bileşim portakal suyuna opak bir görünüm vermek ve tortunun dibe çökmesini engellemek için kullanılır.

Üzüm gibi diğer meyvelerin suları, meyve üretiminde kullanılan florid içerikli böcek ilaçları nedeniyle daha büyük risk taşır. Meyve sularının şeker içeriği yüksektir ve dişlere en az gazlı içecekler kadar zararı vardır!

Eğer meyve suyu içmek istiyorsanız, kendi meyve suyunuzu, kimyasal böcek-tarım ilacı kullanılmamış, organik olarak üretilmiş meyvelerden, kendiniz sıkın. Elde ettiğiniz meyve suyunu su veya maden suyu ile hafif inceltebilirsiniz. Bir lokantaya gittiğinizde ise maden suyunun içine bir dilim limonla isteyip içebilirsiniz.

Bunlara ilaveten, ayran gibi mayalı içecekleri bol bol tüketebilirsiniz. Bu tür içecekler bağırsak yapısına yardımcıdır. Bağırsak ve peklik sorunlarına iyi gelir, emzirme döneminde sütü çoğaltır, hastaları güçlendirir ve tüm vücuda kuvvet verir.

Bu asitli içeceklerin bazılarının içinde % 0.5 gr. etil alkol bulunabilmektedir Yani gazlı bir içeceğin 330 ml'lik bir kutusunda 10 ml. Yaklaşık olarak şaraptakine (ki şarapta %15 etil alkol bulunduğu göz önüne alınırsa) eşit değerde etil alkol söz konusudur. Alkolün etkileri konusunda ise bu saatten sonra çok fazla söze de gerek yok sanırız.

250 ml'lik bir bardak içecekte 83.3 ml kafein bulunmaktadır. Kafeinli maddelerin kullanımının sonucunda; huzursuzluk, sinirlilik, heyecan, uykusuzluk, yüz kızarıklılığı, fazla idrar ve sindirim şikâyetleri gibi rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. İşte gazlı içecekleri çocuklara içirmememiz için, iki esaslı neden daha!

haber7,19/10/2007 

 


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|sağlıklı yaşam|haberler|ilk yardım|hastalıklar|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document