Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
Site İçi Arama
 
Untitled Document
 
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
site haritası

 


Temel Besin Maddesi: Süt

Untitled Document

 

yaklasansaat.com
 
 

 

 

UHT Süt ve Zararları

10-15 yıl önce bazı uzmanlar, "Sokak sütü mikrop saçıyor, ilkelliği bırakın, kutu sütü alın." çağrısı yapıyordu. Medya organları da sokak sütü sebebiyle rahatsızlanmış çocukları göstererek bu durumu körüklüyordu.

Malum Türk halkının sorgusuz sualsiz yeniliğe açık yapısı bu bombardımana dayanamadı. Sonra herkesin evine 'kutu süt'ler girmeye başladı. Marka sayısı arttıkça fiyatlar da makulleşti. Kullanımı oldukça pratikti üstelik. Ne evde tencere kirletip dakikalarca kaynatmanız gerekiyordu ne de kısa sürede tüketmeniz. Hâl böyle olunca; bebekler, çocuklar ve yetişkinlerin vazgeçilmezi oldu kutu içindeki UHT sütler.

Pastörizasyon, sütün ya 70-75 °C ısıda 15 saniye ya da yaklaşık 90 °C ısıda 1 saniye bekletilmesi ile elde ediliyor. Kutu sütlerde ise çok daha yüksek ısı UHT yöntemi (Ultra High Temperature) kullanılıyor. Süt 135-150 derece sıcaklıkta 2-4 saniye ısıtılıyor. Klasik evde kaynatma usulünde ise; sıcaklık yavaş yavaş 95-100 dereceye çıkıyor, bir taşım kaynatılıp ocak kapatılıyor. UHT'li süt 4 ay, pastörize 3 gün, evde kaynatılan ise daha az dayanıyor. Bütün bu ısıl işlemler sütteki faydalı bakterileri, onların ürettikleri enzim ve vitaminleri de tahrip ediyor. Ama en büyük kayıp UHT teknolojisi uygulandığında yaşanıyor. Bundan dolayı sokak sütü ya da pastörize şişe sütte yoğurt tutarken kutu sütte tutmuyor. UHT yöntemi suda çözünen vitaminlerin neredeyse yüzde 80'ini ve B12 vitamininin ise tamamını ortadan kaldırıyor. Bağırsaktaki probiyotiklere (yararlı bakterilere) zarar vererek onların bağırsağımızda sentezlediği vitaminlerin üretiminin de azalmasına sebep oluyor.

Süt içindeki minerallere gelince; kalsiyumun da dâhil olduğu birçok mineralin vücut tarafından alınabilme ve kullanılabilme özellikleri de büyük ölçüde yok oluyor. Dolayısıyla, içtiğimiz süt vücudumuza yarar sağlamak yerine zarar verir hâle geliyor. Hatta bazı uzmanların iddia ettiğine göre, içerik açısından oldukça fakirleşen UHT sütlerin tadı ve lezzeti de değişiyor. Bunu telafi etmek, tekrar süt lezzetini kazandırmak için bazı kimyasallar devreye sokuluyor. Gerçi günlük süt ile UHT sütü peş peşe içtiğinizde aralarındaki lezzet farkını hissetmemek mümkün değil. İster istemez bu iddianın haklılık oranını düşünmeye başlıyorsunuz. Sütün vücudumuz için vazgeçilmez bir besin maddesi olduğu aşikâr. Dolayısıyla, alternatif olarak, pastörize edilmiş günlük şişe sütler tercih edilmeli.

Eğer temiz, güvenli olduğuna inandığınız üreticiler varsa çiğ süt tüketmek ise en ideali.

zaman, 19/01/2011

Süt: Şeker Hastalığı Riskini Düşürüyor

Bilim adamları süt ve süt ürünlerinde bulunan bir maddenin şeker hastalığı riskini azalttığını belirlediler.

BBC'de yer alan habere göre, Boston'da Harvard Halk Sağlığı Okulu'nda görevli araştırmacılar, süt, peynir, yoğurt gibi süt ürünlerinde bulunan "trans palmitoleik asit" in vücut tarafından üretilmediğini ve sadece süt ürünlerinden elde edilebileceğini, bu asidin de şeker hastalığı riskini %60'lara kadar azaltabildiğini açıkladılar.

"Annals of Internal Medicine"'da yer alan ve 3 bin 700'den fazla katılımcının bulunduğu çalışmada, araştırmacılar katılımcıların şeker hastalığı riskini belirlemek için kan şekeri ve insülin değerlerini, ayrıca kandaki çeşitli yağ asitlerinin oranlarını analiz ettiler.

Tüm bu analizler sonucunda, kandaki trans palmitoleik asit oranı yükseldikçe, kolesterol, enfeksiyon ve özellikle şeker hastalığı riskinin düştüğü belirlendi. "Trans Palmitoleik" isimli bu yağ asidinin tip 2 şeker hastalığı riskini yüzde 60'a kadar azaltabildiği kaydedildi.

Bu sonuçlara göre, insanların süt ve süt ürünleri tüketiminde aşırıya kaçmamaları gerektiğini söyleyen araştırmacılar, bu ürünlerde fazla miktarda yağ olduğunu, aşırı tüketilirse kilo aldırabileceğini açıkladılar. Bunun yerine az yağlı süt ürünlerinin tercih edilmesinin daha iyi olacağı belirtildi.

zaman, 22/12/2010

Sütü Şekerle Birlikte Kaynatmayın

Uzmanlar, süt tüketirken sıklıkla yapılan bir hata konusunda önemle uyarıyor. İşte en sık yapılan hata...

Mama veya tatlı yaparken sütün şekerle birlikte kaynatılması durumunda, sütün proteinin önemli ölçüde azaldığı belirtildi. Şekerin kaynama işlemi bittikten sonra süte ilave edilmesi öneriliyor.

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Derneği Başkanlığı ile Kanser Hastaları Derneği tarafından hazırlanan 'kanser ve beslenme' konulu broşürde besinlerin sağlıklı tüketimi konusunda dikkat çekici bilgiler yer alıyor. Her yaş grubundan insanın tükettiği sütün pişirilmesi konusunda sık yapılan bir yanlışın altı çiziliyor. Sütün mama ya da tatlı yapılırken şeker ilave edilerek kaynatılmasının sütün içindeki proteini büyük ölçüde azalttığı belirtiliyor. Sütün kaynadıktan sonra şeker ilave edilmesinin sütteki protein miktarının korunmasında önemli rol oynadığı vurgulanıyor.

bugün
, 23/11/2010

Günde Bir Bardağı Hastalıklardan Koruyor

Sütün büyüme ve gelişime için gerekli olan besin öğelerinin tamamına yakınını içerdiğini belirten Dr. Hüsnü Yeşil vücut direncinin azaldığı soğuk günlerde çocukların günde 1 bardak, yetişkinlerin ise 2 bardak ılık süt içmeleri halinde birçok hastalıktan korunacağını dile getirdi.

B 12 DEPOSU

Bir bardak sütte B12 vitamininin yüzde 98'ini, fosforun yüzde 55'ini, kalsiyumun yüzde 52'sini, B2 vitamininin yüzde 44'ünü karşılar.

Özellikle bu soğuk kış günlerinde çocuklarımızın iyi ve dengeli beslenmesi beslenmesi ve vücut direncinin artması için mutlaka süt içirmeliyiz. Ilık bir bardak süt çocuğumuzun besin ihtiyacının neredeyse yarısını karşılıyor. Sade sütü sevmeyen çocukların süt içmesini özendirmek için kakao ve çikolota katılabilir.


ÇOCUKLAR RAHAT UYUR

Kışın çocukların kolaylıkla hastalandığını ve öksürüğün yaygın görüldüğünün altını çizen Yeşil, 1 bardak süte 1 tatlı kaşığı bal katılarak verilmesinin öksürüğe çok iyi geldiğini kaydetti.

Yatmadan önce verilen ılık ballı sütün öksürüğü kestiği gibi çocukların daha iyi uyumalarını sağlayacağını ifade etti.

bugün, 23.12.2008

Süt, Kahveyle İçildiğinde Etkili Olmaz

Uzmanlar, yetişkin ve çocukların "sütlü kahve içmelerinin" doğru olmadığını, kahvedeki kafeinin kemiğin kalsiyumu emmesini engellediğini belirterek uyarıda bulundu.

Ortopedi uzmanı Prof. Dr. Mahir Gülşen, "Çocuğunuza süt veriyorsunuz, tadını beğenmiyor. Süte kahve karıştırıp içiriyorsunuz. Kahvedeki kafein kemiğin kalsiyumu emmesini engelliyor. Kahveyle birlikte içtiğiniz sütün bir yararı olmaz" dedi.

milliyet, 02/11/2008


Sütü; Açıkmı, Şişedemi, Kutudamı Tüketelim?

Zamanımızda en çok tüketilen kutu sütleri. Bunların gazetelerde, televizyonlarda, sinemalarda... her gün her yerde müthiş reklámları yapılıyor. Ayrıca, bu sütleri öyle eski usul kaynatmaya gerek yok, çünkü bunlar UHT denilen sistemle, yani çok yüksek ısılara maruz bırakılarak, meselá 135-150 derecede 2-4 saniye tutularak içlerindeki tüm mikroplar öldürülüyor. Bu sütler kutuları açılmadığı takdirde 4 ay bozulmadan kalabiliyorlar.

Ağzı kapalı günlük şişe sütlerine gelince. Bunlar pastörizasyon denilen bir yöntemle, meselá 72 derecede 15 saniye tutularak mikroptan arındırılıyor. Şişe sütlerini hem her markette ve her zaman bulmak mümkün değil ve hem de bunların ömürleri kutu sütüne göre çok kısa; ancak 3 gün.

Günümüzde büyük şehirlerde artık açık süt veya çiğ süt bulmak neredeyse imkánsız. Satılsa da alan da olmaz herhálde, çünkü bunların 'hastalık yapan mikrop saçtıklarına' dair müthiş bir negatif propaganda var. Tabii bir de günümüz insanının, kapıdan sütçünün geçmesini bekleyecek... sütü alıp ocakta ısıtacak zamanı ve sabrının olmadığını da hesaba katmak lázım.

İşin püf noktası

Sütün içilmeden ve değişik şekillerde kullanılmadan önce yüksek ısılara tabi tutulmasının sebebi, içinde bulunabilecek zararlı mikropların öldürülmesi; başka bir deyişle sütün 'kesilmesinin' önlenmesidir.

İşin püf noktası da burada zaten. Sütte hastalık yapabilen mikroplar bulunabildiği gibi, probiyotikler de denen vücut için faydalı 'dost mikroplar' da bulunuyor. Bunlar, bırakın hastalık yapmayı, tam aksine sağlıklı yaşayabilmemiz için mutlaka gerekli olan mikroplar. Bağırsaklarımızdaki mikropların yüzde 85'inin bu dost mikroplardan oluştuğunu ve bunların hastalık yapıcı olanlarının üremelerini önlediklerinide belirtelim.

İşte, bu ısıtma işlemi sırasında da zararlı mikroplarla beraber 'sütü süt yapan', onu asıl faydalı kılan probiyotikler ve bunların ürettikleri enzimler ve vitaminler de istenmeden tahrip oluyor.

Isıtma yöntemleri içinde sağlığımız açısından en iyisi 'süt pişirme' işlemi, yani sütün bir taşım kaynatılması. Pastörizasyon ve özellikle de UHT denilen yöntem ise 'iyi-kötü-çirkin tüm mikropları' öldürdüğü için sütü süt olmaktan çıkarıyor. Çünkü, süt içinde bulunan probiyotikler sebebiyle çok faydalı bir içecek, onları yok ettiniz mi inek sütünün sinek sütünden bir farkı kalmıyor.

Neticede

Varsa ve güveniyorsanız daima açık sütü tercih edin, yoksa şişe sütü, o da yoksa kutu sütü alın.
Ahmet R. Küçükusta

stargazete, 12/05/2008

Yüksek Tansiyona Süt İyi Geliyor

Yağ oranı düşük süt ve süt ürünlerini tüketen ve diyetinde yüksek miktarda kalsiyum ve D vitamini içeren gıdalara yer veren kadınların, yüksek tansiyona karşı korunduklarını belirlediler.

Düşük tansiyon için sütle birlikte alınması gereken besinler...

Yaklaşık 30,000 orta yaş ve üstü kadınların katıldığı çalışmada, Harvard'lı araştırmacılar, yağ oranı düşük süt ve süt ürünlerini tüketen ve diyetinde yüksek miktarda kalsiyum ve D vitamini içeren gıdalara yer veren kadınların, yüksek tansiyona karşı korunduklarını belirlediler.

Günde iki bardak veya daha fazla yağsız süt içen kadınlarda yüksek tansiyon riskinin diğer kadınlara göre %10 daha az olduğu açıklandı. Ancak yağlı süt ve süt ürünlerinin aynı avantajı sağlamadığı belirtildi.

GÜNDE 3 BARDAK İÇİLMELİ

Araştırmacılar, son on yılda teşhis konmamış yüksek tansiyon sayısının arttığına dikkat çekiyorlar ve yüksek tansiyonun kardiyovasküler hastalık, felç ve böbrek yetmezliği riskini ciddi ölçüde arttığını belirtiyorlar.

Amerikan Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü, tansiyonun ancak yemeğe dikkat ederek kontrol altına alınabileceğini ve yağ oranı düşük süt ürünleri, meyve ve sebzelerin tansiyonun düşmesine yardımcı olduğunu açıkladı.

Uzmanlar, sütte kalsiyum, A vitamini, D vitamini, protein ve potasyum gibi çok önemli besin maddelerinin bulunduğunun altını çizip günde üç bardak yağ oranı düşük veya yağsız süt içilmesini tavsiye ediyor.

Bugün, 27/02/2008 

Güne Zinde Başlamak İçin; "Süt İçin"

Uzmanlar, güne dinamik başlamak ve gün boyunca enerjik kalmak için sabahları birbardak süt içilmesini öneriyor.

Sinop İl Tarım Müdürü Sıddık İpek, toplumda süt içme alışkanlığının giderek zayıfladığını belirterek, süt içme bilincinin yerleştirilmesine yönelik çalışmaların artırılması gerektiğini söyledi.

İnsan sağlığı için sütün önemine değinen ve kahvaltılarda içilen bir bardak sütün güne dinamik başlamak için en güzel yol olduğunu belirten İpek, "Toplumun beslenme konusundaki bilgi düzeyinin yetersiz olması, ülkemizdeki beslenme sorunlarının başta gelen nedenlerinden biridir. İnsan beslenmesinde sütün oldukça önemli bir yeri vardır.

İnsan beslenmesi için gerekli bütün besin öğelerini yeterli miktarda içermemesine rağmen, süt mevcut besinler içinde en komple olanıdır. Bu nitelik özellikle vücudun enerjisi, yapısı ve biyokimyasal işlemleri için gerekli belli başlı besin öğelerini diğer besinlere göre daha yeterli ve dengeli içermesinden gelmektedir. Ayrıca kan kolesterol düzeyini düşürmede de etkili olmaktadır.

Tüm bu hususlar göz önüne alındığında kahvaltıda bir bardak süt içmek, bir adet portakal, domates, salatalık ve benzeri bir sebze ya da meyve tüketmek güne dinamik ve sağlıklı başlamak açısından önemlidir. Sağlıklı nesiller için üretimi oldukça iyi düzeyde olan süt tüketimini arttırmak zorundayız" diye konuştu.

haber7, 24/12/2007

Sağlık İçin, Sağlıklı Süt İçin

Sütün içeriğindeki enzimlerin, kilo kontrolü sağlayarak özellikle diyet dönemlerinde sağlıklı kilo kaybına yol açtığı belirtildi.

Sağlık Bakanlığı, Hacettepe Üniversitesi, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Derneği işbirliği ve Tetra Pak A.Ş'nin desteğiyle osteoporoza (kemik erimesi) karşı başlatılan "Osteoporozdan korunmak için... Sağlık için... Sağlıklı süt için" kampanyasıyla ilgili bilgilendirme çalışmaları, Kütahya'nın ardından Şanlıurfa'da devam etti.

Eğitim çalışmasının ardından yapılan yazılı açıklamada, kemiklerin güçlü ve sağlam kalması için ihtiyaç duyulan kalsiyumun ilerleyen yaşlarda büyük bir kısmının kaybolması anlamına gelen osteoporozun, genellikle ileri yaşlarda görülse de temelinin çocukluk ve ergenlik dönemine dayandığı belirtildi.

Osteoropozun sağlıklı süt tüketimi, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz ile önlenebilen bir hastalık olduğuna işaret edilen açıklamada, bu hastalığın en çok menopoz dönemindeki kadınları etkilediği bildirildi.

Çocuk ve gençlerde, kemik kütlesini maksimuma çıkarma, yetişkinlerde kemik kütlesini koruma ve menopoz döneminde kemik kütlesindeki kaybı azaltmanın en önemli yolunun sağlıklı süt tüketimi olduğuna işaret edilen açıklamada, osteoporozdan korunmak için hayatın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme ve düzenli olarak sağlıklı süt içmek gerektiğine değinildi.

"KİLO KONTROLÜNÜ DE SAĞLIYOR"
Osteoporozun, Türkiye'de özellikle ileri yaştaki kadınlarda sıklıkla görülen ve 8 milyon kişinin yaşam kalitesini son derece olumsuz etkileyen, ancak önlenebilen bir kemik hastalığı olduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Bu hastalığın tedavisi devlet bütçesinde önemli bir yer teşkil ediyor. Kemik sağlığını korumanın ve osteoporozla savaşmanın en önemli yolu dengeli beslenme ve düzenli süt tüketimidir. Çünkü süt, kemik sağlığı için gerekli olan kalsiyumun en önemli kaynağıdır. Bu hastalıktan korunmak için her gün yetişkin bireylerin 2 su bardağı, çocukların, ergen dönemi gençlerin, gebe ve emzikli kadınlar ile menopoz sonrası kadınların 2 ile 4 bardak sağlıklı süt içmeleri gerekiyor. Sütün içeriğindeki enzimler, kilo kontrolü sağlayarak, özellikle diyet dönemlerinde sağlıklı kilo kaybına yol açıyor. Günde 1 litre sağlıklı sütün vücuda katkısını 17 kilogram elma, 3 kilogram çavdar ekmeği veya 13,5 kilo sığır eti sağlayabiliyor."

TÜRKİYE'DE SÜT TÜKETİMİ
Türkiye'nin süt tüketiminde kişi başına yıllık 24 litre ile dünya ortalamasının gerisinde yer aldığının belirtildiği açıklamada, bu tüketimin sadece 10 litresinin işlenmiş veya paketlenmiş süt, geri kalan 14 litresi ise açıkta satılan sütlerin oluşturduğu kaydedildi.

Avrupa ülkelerinde kişi başına yıllık süt tüketiminin 100 litrenin üzerinde olduğu belirtilen, sağlıklı sütün, protein, riboflavin, A vitamini, B12 vitamini, kalsiyum, fosfor, potasyum ve magnezyum gibi önemli temel besin ögelerini içerdiğine değinildi.

Erken yaşlarda yüksek kemik yoğunluğunun hayatın ilerleyen yıllarında kemik sağlığını arttırdığı belirtilerek, 50 yaşında bir kadının hayat boyu kalçasını kırma riskinin yüzde 17 olduğu, kalçasını kıran kadınların dörtte birinin bir daha hiç ayağa kalkamadığı kaydedildi.

ntvmsnbc, 19/10/2007 

Süt Kalbi Koruyor

Araştırmalar, süt ve süt ürünlerinin düzenli tüketiminin kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve diyabet gibi hastalıkları önlüyor

İNGİLTERE'DE yapılan araştırmalar, süt ve süt ürünlerinin düzenli tüketiminin kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve diyabet gibi hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynadığı ortaya kondu.

Epidemioloji ve toplum sağlığı dergisinin haberine göre sütteki kalsiyum meyve ve sebzeden alınan besin değerini arttırıyor ve yağın vücutta nasıl depolanacağını etkiliyor.

Günde yarım litre tüketilen süt, kalp hastalığı ve krizi riskini büyük ölçüde azaltıyor.

vatan, 13/07/2007

Beslenmede İlk ve Daima: "Süt"

Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı ile Ege Üniversitesinin işbirliğiyle düzenlenen "Beslenmede İlk ve Daima: Süt" başlıklı panelde, sağlıklı beslenmede sütün önemli bir rol oynadığı belirtildi.

Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Beslenme Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedef Nehir El, "Süt, bebeklikten yetişkinliğe ve daha ileri yaşlara kadar tüketilmesi gereken en mükemmel gıdadır" dedi.

Panelin yöneticisi, Prof. Dr. Sedef Nehir El, insanın yaşamı boyunca geçirdiği süreçleri sağlıklı yaşamak zorunda olduğunu, insanın büyüme sürecindeki çevre ve genetik faktörlere bireysel olarak müdahale edilemediğini ifade etti. Bireyin hayattaki beslenme ve yaşam biçimine direkt müdahale edebilir. Kişinin bunun için mücadele etmesi gerekir. Süt insan hayatında önemli bir yere sahiptir.

BEBEKLİKTEN YETİŞKİNLİĞE

Süt, sağlığımız için anahtar role sahip protein, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, B2, B12, A vitaminlerinin eşsiz kombinasyonuna sahip, biyolojik değeri yüksek kaliteli protein kaynağıdır. Günde en az 3 porsiyon süt, peynir veya yoğurt tükettiğimiz zaman pek çok besin öğesinin gereksinimini karşıladığımız gibi sağlık üzerine yararlı pek çok bileşeni de almış oluruz.

SÜT VÜCUT DİRENCİNİ ARTIRIR

İnsan vücudu, doğru gıdalar tükettiği zaman kendini iyileştirebilir ve doğal defans sistemini güçlendiren mekanizmalara sahip olur. Süt ve süt ürünlerinin bu doğru gıdalardan en önemlisidir. 25 yaşına kadar süt ile alınabilecek kalsiyum, kemik erimelerine karşı daha etkilidir.

ntvmsnbc, 07/12/2007

Süt İçmiyoruz

Türkiye'de kişi başına yıllık süt tüketimi, gelişmiş ülkelerin yarısına bile erişmiyor.

Türkiye'de 34 kg olan kişi başına yıllık süt tüketimi, İngiltere'de 127 kg, Danimarka'da 130 kg, İrlanda'da 186 kg, Hollanda'da 94 kg, Lüksemburg'ta 83.5 kg.

Sütte bulunan protein, hücre ve dokuların meydana gelmesinde, yıpranan kısımların onarılmasında görev alarak büyüme ve gelişmeyi sağlıyor, saç ve tırnakların oluşumunda rol oynuyor, kasların kasılmasına yardım ediyor ve vücutta ödem yapan sıvıların toplanmasını önlüyor.

Tarım İl Müdürlüğü verilerinden derlenen bilgiye göre, bileşimindeki yüzde 3.4 protein, yüzde 3.5 yağ, yüzde 4.7 süt şekeri (laktoz), yüzde 0.75 mineral maddeler ve yüzde 0.25 vitaminlerle insanın yaşayabilmesi, gelişebilmesi ve verimli olabilmesi için önemli bir besin maddesi olan sütün yerini alacak bir besin maddesi bulunmuyor.

Süt yağı, büyük bir enerji kaynağı olması yanında, bünyesinde beslenme açısından önemli yağ asitlerini bulunduruyor. Vücut için gerekli A, D, E, K vitaminlerinin taşıyıcısı durumundaki süt yağı, beslenmede çok önemli fonksiyon üstleniyor. Süt bileşiminde bulunan başlıca mineralleri, kemik ve diş yapısına da etkisi bulunan fosfor ve kalsiyum oluşturuyor.
1/2 litre sütün içerdiği 600 miligram kalsiyum, yetişkin insanın günlük kalsiyum ihtiyacını karşılamaya yeterli görülüyor. Bu da çocuklar, hamile, emziren ve orta yaşın üzerindeki kadınlar için önem taşıyor. Süt, sık hamilelik ve emzirme dönemi geçiren bayanların kalsiyum ihtiyacını karşılaması için vazgeçilmez besin olarak görülüyor.

ÖNERİLER

Süt, toplumda eksikliği görülen B2 vitamini için de en iyi kaynak olarak değerlendiriliyor. Vücudun ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin önemli bölümünü bileşiminde bulundurmaktadır.
Sağlıklı ve üretken beyinlere sahip bireylerden oluşan toplum olmanın yolunun iyi beslenmeden geçtiğini bildiren uzmanlar, süt ve süt ürünlerinin sofralardan eksik edilmemesi ve bireyleri günde en az bir bardak süt içmeyi ilke ve alışkanlık haline getirmeye çağırıyorlar.

Fazla Kilolulara Süt İçilmesi Öneriliyor

Süt, fazla kiloluları, şeker ve koroner kalp hastalıklarından koruyor.

Boston Çocuk Hastanesi'nde yapılan araştırmada, 18 ile 30 yaş arasındaki 3200 kişinin 10 yıl içinde geliştirdikleri metabolik sendrom incelendi.

Ensülin direnci, aşırı kilo (adipositas), hipertoni ve yağ dengesi bozukluğu (dislipidemi) gibi özelliklerin birleştiği metabolik sendromun, şeker hastalığının 2. tipi ve koroner kalp hastalıkları için zemin hazırladığı biliniyor.

Araştırma sonucunda, günde 5 defadan fazla süt ve süt ürünleri tüketen 102 aşırı kiloludan sadece 4'te 1'nde metabolik sendrom geliştiği belirlendi.

Günde 2 defadan az süt ve süt ürünleri tüketen 190 kişinin ise yarısında metabolik sendrom görüldü.

Bilim adamları, süt ve süt ürünlerinin metabolik sendrom riskini yüzde 72 oranında azalttığını belirtti.


Fazla Sütün Çocuğa Zararları

Aileler tarafından farkedilemeyen, ancak her iki çocuktan birinde görülen demir eksikliğinin, beyin gelişimi ve öğrenmeyi olumsuz etkilediği vurgulandı.

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Nazan Sarper, yaptığı açıklamada, çocukların, büyüme çağlarında demire çok fazla gereksinimleri olduğunu söyleyerek, çocukların günde yarım kilodan fazla süt içmesinin demir eksikliğine bağlı kansızlık ve diş çürümelerine neden olduğunu belirtti.

Çocuktaki demir eksikliğinin en önemli nedenlerinin anne sütünü yeterince alamaması ve et tüketmemesi olduğunu ifade edildi. Süt içerek kalori ihtiyacını alan çocuk yemek yiyemiyor ve bu da düzensiz beslenmesine neden oluyor. Anneler yemek yemeyen çocuğunu sürekli süt vererek tek yönlü besliyor, çünkü bu annenin kolayına geliyor. Çok fazla süt, aynı zamanda (biberon çürüğü) denilen diş çürümelerine neden oluyor.

AİLELER FARKETMİYOR

Demir eksikliğine bağlı kansızlık özellikle 6 ay ile 2 yaş arasında ve ergenlik döneminde çok sık görülüyor..

Aileler tarafından farkedilmeyen, ancak her iki çocuktan birinde görülen demir eksikliği, beyin gelişimini ve öğrenmeyi olumsuz etkiliyor. Kalbin çalışmasına da zararı dokunan demir eksikliği, çocukta bitkinlik, yorgunluk ve aşırı huysuzluk yapıyor. Bu durumda olan ve gece uykuları düzensizleşen çocuk sık hastalanıyor ve öğrenmede zorluk çekip, derslerinde başarısız görülüyor. Çocuğun ağrı ve sancısı olmadığından, aileler durumu fark edemiyor. Aile tarafından kanıksanan ve normal görülen bu durum, yüzü soluklaşan çocuğun doktora götürüldüğünde ortaya çıkıyor.

Kansızlığın tedavisi çok basit ve zahmetsiz. Önerilen beslenme diyeti ile zamanında ve yeterli dozda alınan ilaçlar, çocuğu 1 ya da 2 ayda normale döndürebiliyor.

 


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|sağlıklı yaşam|haberler|ilk yardım|hastalıklar|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document