Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
Site İçi Arama
 
Untitled Document
 
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
site haritası

 


BEL FITIĞI


Untitled Document

 

yaklasansaat.com
 
 

 

 
Bel Fıtığı Nasıl Oluşur?
Bel Fıtığının Belirtileri Nelerdir?
Bel fıtığı Nasıl Tedavi Edilir?
Bel Fıtığından Nasıl Korunulur?

Sağlık, bir insanın sahip olabileceği en önemli ikinci nimettir.

Bel sağlığının ise genel sağlık kavramı içersinde özel bir konumu vardır.

Belfıtığı, bel omurlarının arasındaki kıkırdağın aşırı zorlama nedeniyle omur kemikleri

arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin yerinden kayarak fıtıklaşması sonucu bacaklara gelen sinirlere ve omuriliğe baskı yapmasıyla oluşan bir hastalıktır.

Fıtıklaşan yani dışarıya doğrutaşan disk, omurilik kanalı içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle kendisini belli eder

DİSKİN YAPISI

İki omur arasında yer alan diskler 4 - 6 mm kalınlığında, form değiştirebilen elastik yapılardır. Merkezi kısmında nucleus pulposus jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, etrafında da halkavari anulus fibrosus adı verilen daha sert bir fibröz tabaka vardır. Diskler bu özellikleriyle omurlar arasında yastık / amortisör görevi yapmaktadırlar. Dıştaki tabaka anulusun yırtılması ya da çatlaması sonucu anatomik bütünlüğünün bozularak, içerideki nükleus dediğimiz jel kıvamındaki yumuşak maddenin dışarı doğru taşmasına fıtıklaşma denir.

Omurgada boyun, sırt ve bel   bölgesinde 3 adet doğal eğrilik   (kavis) vardır.

- Bu eğrilikler sayesinde   omurgamız, üstüne düşen yük   miktarını en aza indirir ve esnek   bir biçimde hareket edebilir.

Boyun ve bel omurları hareketli olmaları nedeni ile daha fazla yük taşırlar. Çeşitli travmalardan, yükten ve hastalıklardan da daha fazla etkilenirler.

Boyun bölgesinde 7, sırt bölgesinde 12, bel bölgesinde 5 ve kuyruk sokumu bölgesinde 9-10 tane omur bulunmaktadır.

- Bel bölgesi, 5 adet omur ve   sakrum(sağrı) kemiğinden oluşur. Burası vücut ağırlığını en fazla taşıyan yerdir.

-  Omurlar üst üste gelerek; içinden   omurilik ve sinirlerin geçtiği   omurga kanalını oluşturur.

- Omurga, omuriliği ve sinirleri   korur; vücudumuzun her yöne hareketini   sağlar. Omurga insan vücudunu ayakta tutarak vücudun yükünü taşır.

Baştan kalçaya kadar uzanan omurga, omur denen kemikler ve bunları birbirine bağlayan disklerden oluşmaktadır!

- Omurlar birbirlerine önde "disk" dediğimiz yastıkçıklar (kıkırdaklar),   arkada "faset" eklemleri ile tutunurlar. Esnek bir yapıya sahipler.

- Diskler, dayanıklı liflerden yapılmış, omurların birbirine sürtünmesini engelleyen,  darbe emici, jöle kıvamında amortisörler yastıklardır.

- Disklerin görevi; yürüme, oturma, yük kaldır
ma sırasında   oluşan sarsıntıları emerek, omurların üzerine düşen yükü eşit   olarak azaltmak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere   iletmektir. Omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına; omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder.
- Omurların birbirlerine arkadan tutundukaları faset eklemleri, vücut yükünün % 5-20' sinin taşınmasından sorumludur.

- Kötü kullanıma bağlı yük miktarı arttırılırsa faset eklemlerinde zamanla bozulmalar ve   ayrılmalar oluşur.

- Her disk iki bölümden oluşur: sağlam liflerle örülmüş  dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.

- Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur   ve esnek hareketi sağlar.

- Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar   tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları   yerinde tutan sağlam şeritlerdir.

- Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve   sağlamlık kazandırır.

- Omurilik beyinimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından   sorumludur.

- Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara   giden sinir dalları verir.

- Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonunuzu   sağlar.

DİSKLERDEKİ DEJENERASYONUN GERÇEKLEŞMESİ

Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pekçok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar. Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur.
Kişiye ait faktörlerin başında, disklerdeki dejenerasyon gelir.


Belirli maddeler diskin belirli yerlerinden geçmektedir. Ancak yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar da azalır ve yaklaşık 8 yaşından sonra hiç görülmezler. Bu yaştan sonra diskin beslenmesi diffüzyonla olur. Disklerin ihtiva ettigi su oranı da çocukluk yaşlarından itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Bir ceninin diskinde su oranı % 90 iken, çocuklarda bu oran % 80'e, yetişkinlerde ise % 50-60'a düşer. Neticede disk de giderek küçülür ve yüksekliği azalır. Buna disklerdeki beslenme bozuklugu ve mikro seviyedeki değişiklikler ile kimyasal değişiklikler ve disk üzerine uygulanan mekanik kuvvetlerin yaptığı dejenerasyon da eşlik eder.

Başka bir anlatımla; damarsal yapıları olmayan diskler beslenmeleri için gerekli olan oksijen, glikoz gibi maddeleri komşuluk yaptıkları omurların süngerimsi kemik yapılarından diffüzyon yoluyla alırlar. Bu nedenle direkt kan akımıyla beslenemeyen disklerde doku yaşlanması (mikroskopik degenerasyonlar) diğer dokulara göre daha erken başlar. Disklerdeki bu degeneratif değişimler otuzlu yaşlardan itibaren mikroskop altında görünür hale gelmektedir. İlerleyen yıllarda disklerdeki degenerasyonlara paralel olarak, omurların kenarlarında kalsifikasyonlar (osteochondrose) ve omurlar arasındaki eklemlerde de (Spondylose) degenerasyonlar oluşur. Direkt röntgen filmlerinde, görülen kalsifikasyon ya da halk arasında kireçlenme olarak adlandırılan oluşumlar bu degeneratif değişimlerdir.

Diske giren oksijen ve besin miktarı giderek azalırken metabolizma artıklarının atılması zorlaşır. Disk zamanla elastikiyetini yitirir, artık kuvvet aktarma ve kuvveti çevre dokularda dengeli bir şekilde yayma görevini yapamaz olur. Diskin içinde bulunan ve tamir görevi yapan destek hücrelerinin sayısı da yaş ilerledikçe azalır. Tamir olayı zayıflar. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kişi yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafindaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

Hafif bir cismi kaldırmak veya sadece öksürmekle  de olabilir. Bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nisbeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar. Kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik bir yönünün oldugu da söylenebilir.

Damarlardaki hastalıklar, şeker hastalığı ve sigara kullanımı diske gelen kan akımının miktar ve kalitesini, dolayısıyla onun beslenmesini olumsuz yönde etkileyerek dejenerasyonu hızlandırırlar.

Bel fıtığının oluşumunda rol oynayan dış faktörlerin başında günlük aktiviteler esnasında ortaya konan bilinçsiz hareketler gelmektedir. Eğilerek veya uzanarak bir yük kaldırdığımızda belde bulunan diskler üzerine binen yük simetrik değil, asimetrik olmaktadır.

BEL FITIĞININ TEŞEKKÜL ETMESİ

1. Diskin dış kısmını oluşturan lifler 30 derecelik açı ile sıralanırlar ve içerideki nükleus denen kısmın çeşitli kuvvetlerin etkisiyle dışarıya doğru taşmasını engellerler. Yani bu lifler bel fıtığının gelişmesine ciddi bir engel teşkil ederler.

2. Yük diskin üzerine simetrik uygulandığında diskin iç ve dış kısımlarını meydana getiren yapılar bariz şekilde deforme olurlar. Fakat bu deformasyon simetrik olduğundan bel fıtığı kolayca gelişemez.
3. Yük diskin üzerine asimetrik binerse, yükün uygulandığı tarafta komşu iki omur kemiği birbirine yaklaşır, aradaki mesafe daralır ve diskin kapsül kısmı deforme olarak dışarıya doğru taşar.
4. Diskin içindeki nükleus denen kısım ise maruz kaldığı basıncın etkisiyle karşı kenara doğru gitme eğilimindedir. Halbuki karşı kenarın dış kısmını oluşturan lifler bu pozisyonda gerilmiş ve zayıf düşmüşlerdir. Bu durumda asimetrik olarak uygulanan yük nükleusun karşı taraftan dışarıya taşmasını, yani bel fıtığı teşekkülünü kolayca gerçekleştirecektir.

Jölemsi madde, zorlanmalar karşısında kapsülü yırtıldığı için,  sinirlere baskı oluşturur.
Bu madde, sinire doğru fıtıklaştığı zaman:

  • Sinir köküne baskı yaparsa(siyatik)
  • Omuriliğe baskı yaparsa (bel fıtığı) denilir.

Disk fıtıklaşmasının 4 kademesi şöyle sıralanabilir:

-Bulging (Balonlaşma): Disk zayıflamıştır. Ancak fıtıklaşma yoktur.

-Protrüzyon (Çıkıntı): Diskin şekli ve pozisyonu bir miktar değişmiş ve omurga kanalına doğru çıkıntı oluşmuştur.

-Herni (Fıtık): Jöle kıvamındaki nükleus, yırtılan anulustan çıkarak fıtıklaşmıştır.

-Sekestre Herni (Akmış fıtık): Anulustan dışarı çıkan nükleus omurga kanalı içine akmıştır.

 

 

Devam Edecek

Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|sağlıklı yaşam|haberler|ilk yardım|hastalıklar|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document