Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
Site İçi Arama
 
Untitled Document
 
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
site haritası

 


Yılan Sokmaları

Untitled Document

 

yaklasansaat.com
 
 

 

 

çıngıraklı

Türkiyede  engerek, kobra ve çıngıraklı yılan türleri ısırdıkları anda enjekte ettikleri zehir (venom) ile öldürücü olurlar. Çıngıraklı yılan, bazı su yılanları ve çamur yılanı, engerek cinsi yılanlara ve daha birçokları da zehirli türler olduğu için yılanlara hiçbir zaman temas edilmemelidir.

Zehirli yılanların çoğunun gözleri çizgi halinde ve ovaldir. Başları ise üçgen biçimindedir ve başlarının her iki yanında gözleriyle burun delikleri arasında ince bir çukurluk vardır. Bunlara topluca çukurlu zehirliler denilmesi de bu nedenledir. Çıngıraklı yılanların ise kuyrukları çevresindeki siyah halkalardan çıngırak gibi bir ses gelir.

Su yılanın ağzının içi beyazımsı pamuk gibi bir tabakayla kaplıdır. Çamur yılanın uzunluğu boyunca kırmızı, sarı ve siyah renkli halkalar vardır.

kobra

Türkiye'deki yılanların çoğu zehirli değildir yine de canımızı oldukça yakabilir ve tedavi uygulanmazsa ciddi yaralanmalara neden olabilir bazen de nekrozdan kaynaklanan organ kayıpları söz konusu olabilir.

Yılanın ısırma sunucu üst çenedeki zehir, kasların kasılması ile boşaltılarak bir kanalla her iki yandaki dişlerden ısırılan yer içine girer. Isırılan yerde bir veya birden fazla iğne gibi dişlerin batmasından oluşan diş izleri görülür.

Isıran Yılanın Zehirli Olduğunu Nasıl Anlarız?

Türkiye'deki zehirli yılanların neredeyse tamamı Vipera cinsine aittir, yani engerekdir.

Engereklerin zehri kanın yapısını bozar. Bir kişi engerek tarafından ısırıldıysa ve engerek hatırı sayılır miktarda zehir enjekte ettiyse;

engerek

Bölgesel ağrı, şişme, ödem, deri renginin değişmesi ortaya çıkar. Bazı durumlarda yara ve hastanın dişetlerinde kanamalar meydana gelir. Ciddi zehirlenmelerde ise dirsek ve diz üzerine geçen şişmeler veya kanamalar 2 saat içinde görünebilir.

Zehirli yılan ısırığı: Isırılan yerde nal gibi yarım ay şeklinde diş izlerinin üstünde, yanyana iki tane delici yara yer alır. Karşılıklı olan bu yara zehir dişlerine aittir. İki zehir dişi arasında ki mesafe genişse, yılanın büyük olduğunu belirtir.

Isırık çevresi kızarıp şişmeye başlar ve ağrı hissedilirse, bu yılanın zehirli olduğu anlamına gelir. Zehirli yılan sokmasında, ısırılan yerde şiddetli ağrı ve birkaç dakika içerisinde şişlik ve morarma olur. Isırılan yerde içi kanlı veya sıvı dolu keseler, deri altında kanamalar olur. Bulantı, kusma gibi sistemik belirtilerin yanı sıra çeşitli organ kanamaları ve şok gelişebilir.


Zehirsiz yılan ısırığı: Isırılan yerde sadece yarım ay şeklinde normal diş izleri vardır. Zehirsiz yılanda zehir dişleri izine rastlanmaz.

Zehrin Yayılması:
Zehirli yılan ısırınca, zehir dişlerinden akan sıvı, vücut içine iki koldan yayılır. Bunlardan biri kan dolaşım sistemidir. Fakat zehir dişinin doğrudan damar içine batması ender görülen bir olaydır. Böyle olduğunda zehir çabuk yayılır ve birkaç dakika içinde etkisini gösterir. İkinci yol lenf dolaşım sistemidir. Zehir vücut içine daha çok bu yol ile yayılır, lenf yoluyla yayılma yavaş olur. Fakat zehrin bazı toksik unsurları, temasa geldikleri dokuları ve ince damarları tahrip ederek kan ve lenfin dokular  arasına sızmasına neden olurlar. Lenf yoluyla yayılmada vücudun hareket ettirilmemesi gerekir. Çünkü hareket zehrin yayılmasını hızlandırır. Zehrin lenf yoluyla yayılması önlenmezse, zehir kana karışmış olur ve daha tehlikeli bir durum ortaya çıkar.

Zehir Miktarları:
Vücuda giren yılan zehirinin miktarı; zehirin şiddetine, emilen zehirin miktarına ve vücudun büyüklüğüne göre tehlike oluşturur. Isırılan yerin deri ve deri altı yağ tabakasının kalınlığı da bunda etkilidir. Yılan zehirleri en çok santral (merkezi)sistemine (beyin, beyincik ve omurilik) ve kan sistemine etkisini gösterir. Çocuklarda tehlikelidir.

Yılanların zehir miktarları yılanın boyu, zehir kesesinin büyüklüğü ile ilgilidir ama bir yılan ısırdığında zehrinin tamamını boşaltabileceği gibi hiç boşaltmayabilirde. Korkmuş veya kızmış bir yılan zehrinin tamamını boşaltabilir. Yine zehrin miktarı kadar zehir şiddeti (toksisitesi) de önemlidir.

BELİRTİLER

Yılanın türüne, büyüklüğüne, hastanın yaşına, ısırılan bölgenin yerine ve derinliğine, ısırık sayısına ve enjekte edilen zehirin miktarına bağlıdır.

Lokal belirtiler:
Isırılan yerde diş izleri vardır. Morarma diş izlerini gizleyebilir. 1-36 saat içinde oluşan ödem, ağrı, peteşi, ekimoz, organda fonksiyon kaybı ve ısırıktan 16-36 saat sonra nekroz oluşumu görülür. Ağrı, süratli şişme, morarma zehirli yılan ısırığını tanısında yeterlidir.

Sistemik belirtiler: Bulantı, kusma, terleme, senkop (bayılma), paralizi, hastanın ağzında metalik yada kauçuk tadı, hipotansiyon, taşikardi, aşırı tükürük salgıma, konuşma güçlüğü, görme bozukluğu, kas seğirmeleri, parastezi (gerçek dışı ve anormal duyu hissi), burun kanaması, idrar, dışkı ya da tükürükte kan, pitozis ve nöbetler görülebilir. İnsanda uyuklama, diyafram ve diğer solunum kaslarında felç, solunum durması ve ölüm olabilir.

Hemoraji, böbrek yetmezliği ve hipovelemik şok yaşamı tehdit eden reaksiyonlardır.

İLK YARDIM

Yılan zehirli değilse ısırık iyice yıkanıp, antibiyotik merhem sürüp sarılmalıdır. Bu tür ısırmalar genelde tehlikeli değil ama korkutucudur.

Yılanın zehirli olduğundan şüpheleniliyorsa aşağıdaki önlemler alınmalıdır.

Öncelikle hasta sakinleştirilir ve zehrin emilmesini ve dokulardan uzaklaştırılmasını sağlayacak
önlemler alınır. Hemen sakin şekilde uzanılmalı ve mümkünse ısırığın bulunduğu bölge kalbe göre daha alt düzeyde tutulmalıdır. Bu pozisyon zehrin kan dolaşımına girmesini geciktirir.

 

Hasta sırt üstü yatırılır ve kesinlikle ısırılan kısmı oynatılmaz. Yaralı bölge sabitleştirilerek hareketi kısıtlanır.

1-Hasta derhal yatırılmalı ve ısırık yeri ekstremitede ise ekstremite hareketsiz hale getirilmelidir. Çünkü ısırılmadan sonra hareket etmek zehrin emilmesini, kana geçmesini süratlendirir.

2-Eğer ısırık bir ekstremitede ise, zehirin kana karışmasını önlemek için ısırılan yerin hemen 3- 5 cm üzerinden ve altından boğucu sargı uygulanır. Yada 8- 10 cm genişliğinde her çeşit bant kullanılır. Yılan zehri lenfatikler yoluyla sistemik yayılma gösterir ve lenfatik akımı durduran önlemler, zehirin yayılmasını kontrol eder. Turnikelerin amacı da bu lenf akımını engellemektir. Turnike arter kan akımını engellemeyecek şekilde, yüzeysel kan ve lenf dolaşımını durduracak sıklıkta olması yeterlidir. Bu turnikeler iyice sıkıldıktan sonra uçta kalan bölümdeki nabız alınmaya başlayana kadar gevşetilir. Bu şekilde dolaşımla ilgili diğer problemlere maruz kalınmaz. Sargı deri altındaki dolaşımı yavaşlatacak kadar sıkı fakat kol ve bacaktaki dolaşımı engellemeyecek kadar hafif olmalıdırBu manevranın amacı zehrin yayılımını sınırlamaktır.

Zehirin yayılmasına mani olmak amacıyla, uygulanan turnike, şişmenin fazla olması nedeniyle dolaşım tamamen durarak gangrene sebep olur. Bunun önlenmesi için her 15 dakikada bir turnike 1-2 saniye gevşetilir. Şişme, morluk ve ödem gibi lokal belirtiler bandajın üst ve alt tarafına geçmişse hemen bandajlar bu şişliğin üzerinden tekrar, birinci bandajı çıkarmadan ikinci bandaj uygulanır. Veya  turnike; 20-30 dakika da bir 5-10 saniye açılıp yukarıya doğru kaydırılır. Bandaj uygulandıktan sonra hasta sakin ve emin bir yere alınır.

Turnike uygulaması, yılan sokmasından sonraki ilk yarım saat içinde etkilidir.
İşlem bir saatten fazla sürdürülmemelidir. Eğer yılan serumu yoksa o zaman sargıyı her yarım saatte bir hafifçe 5-10 dakika gevşeterek zehrin yavaş yavaş vücuda karışması sağlanmalıdır.

 

3- Yılanın zehirli olduğu anlaşılmışsa, dokuda zehir birikmesine bağlı erken belirtiler (şişme, renk değişikliği, lokal ağrı) oluşmuşsa ve kişi 15-30 dk. içinde hastaneye nakledilemeyecekse zehir lokal olarak çıkarılabilir. Isırıktan sonra zehir genellikle 30 dk. kadar dokuda lokal olarak kalır. Antisepsiye dikkat edilerek (ucu kibritle yakılmış-antiseptikle şilinmiş çakı bıçağı ile) ısırık yarası, yılanın diş izleri üzerinden geçen, zehirin yoğun bulunduğu yere, yaralı bölgenin üstünden, 1 cm boyunda ve 0,5 cm derinliğinde düz bir insizyon ile kesi yapılır (önemli damar ve sinirlerin kesilmemesi için-haç şeklinde değil). Zorunlu olmadıkça ağız kullanılmadan , buradan yeterince kanama sağlanır.Bir puar, vantuz,  trile, temiz bir enjektörün ön kısmını bıçak ile kesip mekanik emme pompası oluşturulmalıdır (zehri mekanik olarak çıkartmak için kullanılan emme çubukları vardır). Bunlardan hiçbiri yoksa zorunlu ise, ağızla yara yeri emilir. Ancak ağızda açık yara bulunmadığından emin olmak gerekir. Bu teknik sadece uzuvlardaki ısırıklarda kullanılır.Baş veya vücutta kesinlikle kullanılmaz.

Üstten sıkıştırılarak emilirse zehirin % 25-30'u emilmiş olur. Uygulamayı yapan kişinin ağzında yara, dişinde çürük bulunmamalı, varsa ağız önceden zeytinyağı ile çalkalanırsa zehirin etkisi ağız mukozasına zarar veremez. Emilen kan hemen tükürülmelidir. İşleme en az yarım saat devam edilir. Tıbbi tedavi sağlanıncaya kadar zaman zaman emilme işlemi sürdürülmelidir. Emilen kanın yutulmamasına da dikkat edilmelidir.
Emme işlemine 1 saat devam edilir. Tıbbi tedavi sağlanıncaya kadar zaman zaman emilme işlemi sürdürülmelidir.

İnsizyon ve emme işlemi zehirli yılan ısırmalarında önemlidir. Her zehirli yılan sokmasında titizlikle ve gayretle uygulanmalıdır. Derhal başlandığı taktirde zehrin yarısını uzaklaştırmak olanaklıdır.

Bazı kaynaklar, ısırılan yerin kesilip emilmesi işlemi, en usta ellerde ve ilk 10 dakika içinde yapılması halinde vücuda giren zehirin ancak%20 sini dışarı atmanın mümkün olduğunu belirtmektedir. Ayrıca emme sırasında ağızdaki mikropların yaraya geçme riski vardır. Ağız yoluyla zehirlenmeye de neden olabilir.

UYARI: Ancak son zamanlarda ısırılan yerin üzerine çizik atarak kesme işleminin sakıncaları ortaya çıkmış ve terk edilmiştir. Bunun yerine kesik açmadan emme yöntemi tavsiye edilmektedir. 1-2 saat içinde hastaneye gidilecekse böyle bir uygulamaya gerek olmadığını belirtilmektedir. Isırılan yeri dağlamak, buz koymak yanlış hareketlerdir. 
Keserek kanın akıtılması doğru değildir. Bu, yaranın büyümesine, enfeksiyon oluşmasına neden olur. Isırık bölgesini emme de zarar verebilir. Hem kan yoluyla bulaşan hastalıklar var hem de ağzın içindeki flora yaraya enjekte edilmş olur. Bu tip durumlarda önce ısırık bölgesi temiz bir havlu parçası veya gazlı bezle kapatılıp, elastik bir bandajla sarılır. Bu yöntemle zehrin dolaşıma geçmesi engellenir. Isırık bölgesinin üst kısmına turnike uygulaması da yanlıştır. Çünkü turnike, uzvun dolaşımını bozar. Örneğin yılan zehri dolaşımı ciddi şekilde etkiler. Uzvu şişirir. Uzuv şiştiği zaman damarsal yapılar da baskıya uğrar. Eğer buna bir de turnike eklenirse, o zaman kangrene kadar giden sorunlarla karşılaşılır.


4- Isırılan bölge yıkanıp, temizlenir. Isırılan yeri kaynatılmış soğutulmuş sabunlu su ile bolca yıkayıp üzerindeki yüzeysel zehir temizlenir, ısırma yeri kesinlikle ovuşturumaz.
Zehirin emilimini azaltmak için ısırılan yere soğuk su veya buz konması da ağrıyı azaltır, yayılmayı önler.

5-Isırılan bölgeye vazokonstrüktör madde içeren lokal anestezik infiltre edilebilir.

6-Yara temiz koşullarda kapatılır. Ekstremitenin hareketsizliği ve söylenen önlemler sürdürülerek, hasta en kısa dönemde hastaneye götürülmelidir.

-Şoka karşı önlem alınır. Hastanın sıcak tutulması, şişmenin yavaşlaması için ısırılan yere soğuk bandaj uygulanır.

-Şayet yarım saat içinde ısırılan yerde bazı belirtiler ortaya çıkarsa bir zehirlenme ihtimali vardır. Bu durumda tedaviye geçmek için vakit kaybedilmemelidir. Ancak telaşlanma ve heyecan aynı şekilde tehlikeli olabilir.

-Isıran mercan yılanı ise bu kesikler yapılmamalı, zehir emilmeli ve tükürülmelidir.

Bu bakımdan hasta yatırılmalı ve sakinleştirilmelidir. Bazı hassas kimselerde (yılan zehrine aşırı duyarlı) ısırılma olayından hemen sonra kasılmalar ortaya çıkar, bu durumlarda mümkün olduğunca çabuk tıbbi yardım gereklidir.

-Zehirin etkisi geçtikten 2-3 gün sonra ısırılan yerdeki şişliği azaltmak için ısırılan yer kalp seviyesinden yukarıya kaldırılır.

-Şiddetli ağrı için elde bulunan ağrı dindirici ilaç verilir.

-Eğer yılan damarların bol olduğu yerden sokarak zehrini doğrudan doğruya damar içine vermişse işte o zaman durum çok tehlikeli olup ani ölüm olabilir.

-Yılan zararsızsa, zehiri hafifse turnike uygulamaya gerek yoktur.
-Yara bakımı ve tetanoz aşısı yapılır.

7- Hastaya Yılan antivenomu bir doktor nezaretinde yapılmalıdır.Çünkü serum,  sadece 2. ve 3. tür zehirlenmelerde uygulanır. Bir görüşe göre panzehir aşırı duyarlılığı olan kişilerde ölümcül anaflaktik şoklara neden olabilir. Eğer yukarıda belirtildiği gibi hastanın ısırılan yeri mekanik emme yöntemiyle emildiyse 1. tür zehirlenmelerde yılan serumu uygulaması yapılmamaktadır.
Hastanelerde farklı yılanlar için farklı tip antiserumlar yoktur bu bakımdan yılanın türünü hassas olarak belirlemenin fazlaca bir anlamı da yoktur.

Her yılan ısırması zehirli bir yılan ısırması anlamına gelmez, çoğu kez insanlar, zehirsiz yılanlar tarafından ısırılır. Hatta zehirli bir yılan ısırsa bile her zaman zehir enjekte etmeyebilir.

-Hastaya hiç bir tedavi uygulanmasa bile (yılan büyükse ve tüm zehrini boşalttıysa ve ısırılan kişi sağlıklı değilse)engerek ısırmalarında dahi 24 saat içinde bir ölüm olayına pek rastlanmaz.  Bu yüzden acele edip yanlış bir hareketten kaçınılmalıdır. Yılan türlerinin ısırmalarında, şayet zamanında önlem alınırsa, ölüm çok enderdir.

Zararlı Uygulamalar

-Geniş insizyonlar
-Parmak, bilek gibi bölgelere turnike
-Hastaya kahve, alkol, sıcak içki vs. gibi dolaşımı hızlandıracak maddeler verilmesi
-Hastanın dolaşmasına izin verilmesi.
-Antihistaminik ilaçların verilmesi.

Dereceleri ve doktor tarafından uygulanacak serum dozları

1. Derece: Yılanın soktuğu yerde şiddetli ağrı ve zonklama diş çevresinde 3-6 cm arası ödemli kızarıklık, görülür. Zehir emildiyse seruma gerek yoktur, 12 saat içinde belirtiler kaybolur. Zehir emilmediyse baldırın ön-yan yüzü veya kalçadan 1 ampul yılan serumu yaptırmak (doktora) yeterlidir. (Önceden antiseruma alerji olup olmadığı kontrol edilmelidir)
2. Derece: 1. derecedeki belirtilere ilaveten, şişkinlik ve kızarıklıklar vücuda yayılmaya başlar, ödemli bölgede kanamalı lekeler ve morluklar belirir. Bunlara ilave olarak; Terleme, bulantı, kusma, karın ağrısı, hafif ateş varsa, bu 2. dereceden bir zehirlenmedir ve doktor tarafından 1 ampul yılan serumu iv. olarak, 1 ampul de kalçadan olmak üzere toplam 2 ampul serum yaptırılır (doktor nezaretinde).
3. Derece: 1 ve 2. derece zehirlenmelere ilaveten, belirtiler büyüyerek artarsa, vücut ısısı düşmeye başlar, nabız atışları artar ve hasta şoka girerse bu 3. dereceden bir zehirlenmedir. Bu durumda hastanede doktor tarafından damardan en az 5 ampul serum yapmak gerekir
 4. derece: (Türkiye'deki yılanlarda görülmez) Genellikle çıngıraklı yılan sokmalarında görülen çok daha ağır belirtiler gösteren bir zehirlenmedir, Türkiye'deki yılan türlerinin ısırmasıyla bu tür zehirlenme olamamaktadır.
Yılan serumu ölüm oranını %10 kadar düşürür. Yalnız gereksiz yere yılan serumu yapılmamalıdır. İleride tekrar yılan serumu yapma karşısında önemli alerjik durumlar (serum hastalığı) olur.

Kalp ve damar hastalıkları, şeker, tansiyon ve böbrek yetmezliği durumları olan kişilerde veya yüksek miktarda alkol almış kişilerde ise çok daha tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu bakımdan yılan sokmaları ciddiye alınmalı ve en kısa sürede bir hastaneye gidilmelidir. Türkiye'de kayıtlara göre yılan sokmasıyla ölüm olayına fazla rastlanmamakla birlikte tedbiri elden bırakmamak da fayda vardır.

Isırılan kişi, ısıran yılanı yakalamaya çalışmamalıdır; çünkü bu durum diğer ısırma ve yaralanmalara sebep olabilir, ayrıca hareket zehrin yayılmasını çabuklaştırır.

Bu müdahalelerin hepsinin hastahanede yapılması gereklidir. Ayrıca hasta müşehade altına alınmalı. Tansiyon kontrol altına alınmalı, kan sayımı yapılmalı, kandaki fibrinojen düzeyi, trombosit sayısı, protrombin zamanı, azot düzeyi ve elektrolitler incelenmeli, hatta bunlar 2-8 saat arayla tekrarlanmalıdır. Ayrıca alyuvarlardaki olası yapısal değişiklikler belirlemek amacıyla periferik yayma da yapılmalıdır. Tansiyon düşmesine eşlik eden asidoz (kanda asitlik düzeyinin yükselmesi) durumunun sık sık laktat düzeylerinin ölçülmesi gerekir. İdrar incelemeleri sonucunda olası alyuvar yıkımına bağlı hemoglobinin ve olası kas dokusu yıkımına bağlı miyoglobin varlığı belirlenmelidir. Dışkıda gizli kan da aranmalıdır. Tedavi buna göre sürdürülmelidir. Eğer bu kişiye daha önce yılan serumu uygulandıysa bunu doktora mutlaka söylemek gereklidir çünkü yılan serumları aynı kişide 2 veya 3. kullanımdan sonra hastanın anaflaktik şoka girmesine neden olabilir varsa bu durum doktora önceden bildirilmelidir.
Türkiye'deki yılan sokmalarında eğer zehir yukarıda anlatıldığı biçimde bir enjektör ya da başka bir mekanik yöntemle (ağızla değil) emildiyse en fazla 2. dereceden bir zehirlenme gerçekleşebilir o da, hasta büyük bir engerek tarafından ısırıldığı ve engerek bütün zehrini enjekte ettiği durumlarda gerçekleşir.

YILAN ISIRMALARINDA KORUNMA ÖNLEMLERİ

Kendimizi yılanlara ısırtmamak için yapmamız gerekenleri bilirsek tatsız durumlarla karşılaşmamış oluruz.

Öncelikle yılanlar insanlara durduk yere kesinlikle saldırmazlar, tersine kaçarlar. Bu bakımdan bir yılanla karşılaştığımızda eğer kaçmıyorsa onu rahatsız etmeden yanından geçemeliyiz. Böyle bir durumda sopa ile yılanı rahatsız etmek veya taş atarak kaçırmaya çalışmak yanlıştır.

Yılanlar sağırdırlar ve duyamazlar çünkü dış ve ortakulakları bulunmaz, sadece yerdeki titreşimleri algılayabilirler, dolayısıyla normal bir yürüyüş temposuyla yürüdüğümüzde çevredeki yılanlar titreşimleri algılayacak ve kaçacaklardır ancak sessizce yürüdüğümüz takdirde bir yılanla karşılaşabiliriz ki bu durumda onu rahatsız etmezsek bize karşı her hangi bir zararı olmayacaktır.

Yılanlar; aşırı korkmadıkça, rahatsız edilmedikçe, köşeye sıkıştırılmadıkça ve üzerlerine basılmadıkça bir insanı ısırmazlar.

Yılanlar genellikle çalı altlarında ve bir yere öbek olarak yığılmış, saman, yada çalı çırpı altında saklandıklarından çalı ararken dikkatli olmalı ve bu gibi yerlere çıplak elimizi sokmamalıyız. Önce bir sopa ile çalılarda gürültü yaparak yılanın kaçmasını sağlamalıyız.

Bulunduğumuz ortamdaki kaya ve kütükleri asla kaldırmamalıyız. Eğer kaldırmamız gerekirse kütüğü ileri doğru yuvarlamak yerine ilerisinden tutup kendimize doğru çekmeliyiz. Böylelikle yılan bize doğru değil, ileri doğru kaçacaktır.

Harabe, mezarlık ya da terk edilmiş kulübe gibi yerlere girerken çok dikkatli olmalı bu ve bu gibi yerlerde yılanların bulunabileceği düşünülmelidir.
Taşlık, kayalık ve çalılık gibi yerler yılanların sıkça bulunduğu ve bulunmaktan hoşlandığı yerlerdir.
Yılanlar dişlerini bir ayakkabıya ya da kalın bir kot pantolona batıramazlar dolayısıyla bu gibi yerlerde bu tür ayakkabı ve pantolonla dolaşanlar emniyette olacaklardır.

Isıran yılan öldürüldüğünde, kuyruğundan tutarak taşınır. Yılanın cinsinin teşhisi hakkında bilgi verir.
Bütün bunların dışında zararsız çok sayıda yılanın olduğu bilinmektedir. Bu bakımdan bulunduğunuz bölgede rastlanan yılan türleri hakkında önceden bilgi sahibi olmalısınız.
Zehirli yılanlar genellikle güneşin battığı ve doğduğu alacakaranlık saatlerinde ve gece avlanırlar ve bu saatlerde ortaya çıkarlar, ateş için odun toplama işi bu saatlere bırakılmamalıdır.

Yerde
gördüğümüz delikler genellikle tarla faresi, köstebek gibi hayvanların açtığı deliklerdir ancak yılanlar da bu deliklere girip kemirgenleri yedikten sonra saklanmak amacıyla kullanabilirler.
Ne olursa olsun zehirli veya zehirsiz hiç bir yılanı öldürmemeliyiz! Birçok yılan Türkiye'de koruma altındadır ayrıca kemirgenleri yiyerek sayılarının artmasına engel olduklarından faydalıdırlar.  

Derleyen: Zeynep Uygur

 


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|sağlıklı yaşam|haberler|ilk yardım|hastalıklar|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document