LOKMAN HEKİM

Şifalı Bitkiler

Sağlıklı Yaşam

Mineraller

Vitaminler

Hastalıklar

İlk Yardım

sifali bitkiler
- Zeytin -
Altın Sıvı Zeytinyağı: Şifadır

Yağların Önemi:


Yağlar, insan hücreleri ve dokular için yaşamsaldır. İnsan vücudunun canlılığını sürdürebilmesi için gerekli olan enerjinin büyük bir kısmı, yağlar tarafından karşılanır. Yağlar, hücre içi organelleri, hücre membranı ve sinir hücreleri için gereklidirler. Vücutta yağ, dokuda depolanır ve gerektiğinde enerji için kullanılır. A, D, E, K gibi bazı vitaminler, yağda erirler. Bu vitaminlerin kana karışabilmesi için, vücutta belli oranda yağ gereklidir.

Zeytinyağının Biyolojik Değeri

Yağ, özellikle eritrositler ve lenfositler için gereklidir. E vitamini, kalp kası ve hormonal salgılar üzerinde çok önemli etki yapar. Kısır ailelere, uzun yıllar E vitamini kürleri uygulanırdı.

Zeytinyağı, antioksidan elementleri içerir. Bunlar da hormonlara destek olup, hücre farklılaşmasının gelişimine, hücre zarının oluşumuna yardımcı olurlar.

Zeytin ağacının; dalları, yaprakları ve reçinesi olduğu kadar, yağı da yıllardır ilaçların bileşimlerinde yer alan doğal maddelerden birisidir. Doğal bir ilaçtır. Eski zamanlardan bu yana insanlar, zeytinyağını, tedavi, dinsel törenler ve günlük güzellik bakımları için kullanmışlardır. Hipokrat, ülseri, kolerayı ve kas ağrılarını tedavi etmek için zeytinyağını, psikolojik bozukluğu olan hastalara, taze yeşil zeytin önerirdi.


Zeytinyağından Antibiyotik

Zeytinyağındaki "fenol" adlı bileşeni, antioksidan ve pıhtılaşma karşıtı özellikleriyle kalp için iyi bir koruyucudur. Fenol, en fazla saf zeytinyağlarında bulunur.

Yapılan araştırmalarda, zeytindeki polifenollerin içerisinde bulunan sekoiridoidlerin, insanların solunum ve sindirim sisteminde hastalık yapan bazı mikroorganizmalar üzerinde önleyici tesiri olduğu tespit edildi. Bu sekoiridoidler, yeni antibiyotikler geliştirilmesinde önemli bir kaynak olabilecektir.

Zeytin ürünlerinde bulunan biyofenoller; insan hayatı için önemli olan antioksidan, serbest radikal antagonizm ve antimikrobiyal aktivite göstermektedir.


Fenolik Bileşenlerin Faydaları

Hücrelerdeki oksidatif hasarı ve sağlıklı kalmayı sağlayıcı, hastalıklardan koruyucu, hastalıkları iyileştirici. Kandaki kolesterol seviyesini azaltıcı, Lipit peroksidasyonu önleyici, Düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (LDL) oksidasyonunu önleyici ve miktarını düşürücü, -Kardiyovasküler kalp hastalıklarını önleyici,

-Çeşitli kanser (kolon, prostat ve göğüs) ve trombik (pıhtılaşma) hastalıkların oluşumunu engelleyici, Merkezi sinir sistemi dejenerasyonunu önleyip ve serbest radikalleri yok ederek yaşlanmayı geciktirici. ltihap kurutucu ve kanamayı durdurucu, Zeytinyağındaki, hidroksitirosolun, insan eritrositlerini oksidatif tehlikeye karşı koruyucu etkisi.


Hydroxytrosol Faydaları:

Antimikrobiyel ve antikanserojen aktivite, Damar genişletici, tansiyonu ve kan şekerini düşürücü etki, Serbest ve süperoksit radikalleri yok edici, Eritrositlerin oksidatif zarar görmesini azaltıcı, DNA hasarını ve LDL oksidasyonunu önleyici, Tromboksan seviyesine yardımcı, Menopoz sonrası kadınlarda kolesterolün yükselmesini engelleyici, ve kolesterolü yüksek kişilerde LDL peroksidasyonunu azaltıcı, Apoptosisi teşvik edici ve tümör hücrelerinin çoğalmasını önleyici etkilerdir.

Zeytinyağı, Omega-6 yağ asidinin, omega-3 yağ asidine oranını da düzenlemektedir. Bu oranlardaki dengesizlik, hastalıklar ve kanser de dahil olmak üzere, kalp ve bağışıklık sistemi ile ilgili birçok hastalığın ilerlemesine neden olur. Düzenli kullanıldığında zeytinyağının, kalbe, diyabete, aşırı şişmanlığa, hücre yaşlanmasına, safra kesesi taşlarına, hatta bazı kanserlere karşı korunma sağladığını biliyoruz. FDA, günde 2 çorba kaşığı zeytinyağı yemenin, koroner kalp rahatsızlığı(CHD) riskini azalttığını duyurdu

Kalbin Dostu Zeytinyağı

Zeytinyağı, kalbimiz için altın değerinde bir nimettir. Zeytinyağı tüketiminin öncelikli etkisi; Kalp-damar hastalıklarının oluşum riskini azaltması ve hastalık oluştuktan sonra tekrar oluşumunu engellemesidir.Zeytinyağı, içerdiği selenyum sebebi ile özellikle kalp-damar rahatsızlıkları ve kanser için faydalı olduğu modern tıp tarafından da ifade edilmektedir. Damar sertliği ve kalp krizi (enfarktüs) riskine karşı en etkili ilaçlardan biridir.

Zeytinyağını fazla miktarda tüketenlerin kalp krizi riski, zeytinyağını nadir tüketenlerle karşılaştırıldığında, %82 düşüklük göstermektedir. Yüksek miktarda mono-doymamış yağ alan popülasyonlar, düşük oranda kalp hastalıklarına sahipler. Mono-doymamış yağların en büyük kaynağı elbette zeytinyağıdır.

Zeytinyağında bulunan anti-oksidan madde, kalp krizi ve kalp çarpıntısına karşı en büyük koruyucu özellik gösterir. Söz konusu DHPEA-EDA anti-oksidanı, zeytinyağındaki diğer bileşenlerden çok daha fazla kırmızı kan hücrelerini zarardan korur.

Rafine edilirken yada ısıtılırken pek çok yağ asidinin kimyasal yapısı değişir. Bunların, kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkmasında çok büyük etkileri vardır. Natürel sızma zeytinyağı ise, bu riski taşımamaktadır. Aslında, besinlerden alınan kolesterolle oynamanın, kandaki kolesterol miktarının değişmesinde pek az etkisi vardır. Zeytinyağı, vücutta kolesterol dengesini de sağlar. Zeytinyağı tüketimi, LDL oksidasyonuna karşı koruyucu rol oynar. Zeytinyağı, arterlerde çökelen yağların sebep olduğu LDL'den kaynaklanan kalp rahatsızlıkları riskini azaltır.

Organizma içinde LDL lipoproteinleri, metabolizmaya ilişkin çok çeşitli işlevlerini yerine getirebilmeleri için, hücrelere ihtiyaçları olan kolesterolü götürmekle görevlidirler. Bununla birlikte serbest radikal fazlası olduğunda, LDL lipoproteinleri oksitlenir ve her zamanki işlerini yapamaz hale gelir. Böylece damar duvarlarının hücrelerinde yığılırlar. Hücreler de sonunda bu yüzden ölürler. Damar duvarı yağla dolar.

Ne var ki, oleik asitten yana zengin olan LDL'lerin, oksidasyona karşı normalden daha dirençli olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır. Zeytinyağının; kandaki LDL kolesterolünü azaltırken, HDL kolesterolünü artırdığı ve kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.

Dünya sağlık teşkilatı(WHO), kalp krizi ve kalp hastalıkları riskinin en alt düzeyde bulunan bölgenin, Girit adası olduğunu rapor etmiştir.

(Yüksek LDL kolesterolü seviyesine bağlı olarak yükselen kolesterol seviyesinin aterosklerotik kalp hastalığında nedensel rol oynadığı kuşkusuzdur. Epidemiyolojik veriler koroner kalp hastalığı vakalarındaki düşüşün total veya LDL kolesteroldeki düşüş ile beraber olduğunu göstermektedir.) Yüksek karbonhidratlı ve düşük yağlı diyet tüketen toplumlarda düşük HDL kolesterol ile düşük LDL kolesterolün birlikte bulunması korner riski artırmazken, yüksek DYA içeren diyete bağlı olarak LDL'nin yükseldiği toplumlarda daha yüksek HDL seviyesine rağmen koroner riski yüksektir. Yüksek hayvansal yağ içeren diyetlerin LDL-HDL oranını, düşük yağ içeren veya çoklu doymamış yağ asitinden (ÇDYA) zengin diyetlere kıyasla daha fazla yükselttiği görülmüştür.

Laurik, miristik ve palmitik asit birlikte tüm DYA'ların başında gelirken, mistrik asit tereyağında, hurma çekirdeğinin yağında, hindistan cevizinin yağında bulunmaktadır. Son ikisi aynı zamanda çok yüksek oranlarda laurik asitte içerirler. Bu üç yağlardan hangisinin kolesterol yükseltme potansiyelinin en fazla olduğu hala tartışma konusudur. Her üçününde LDL kolesterolünü yükselttiği yapılan çalışmalarda gözlenmiştir.DYA yerine linoleik asit konulduğunda total kolesterolde düşüşe neden olmaktadır.

Zeytinyağı sağlıklı lipit düşürücü diyete yararlı katkıda bulunur. Diyetteki başlıca tekli doymamış yağ asidi oleik asittir. Oleik asit zeytinyağında hakim olan yağ asididir. Düşük yağlı, yüksek karbonhidratlı diyetler total ve LDL kolesterol konsantrasyonlarını anlamlı olarak düşürürken aynı zamanda kesinlikle HDL seviyesindede düşüşe neden olur. Zeytinyağı, kalp atışlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Kalp ve karaciğer hastaları, sabahları aç karnına bir çorba kaşığı içilebilr.


Zeytinyağı: Hipertansiyonda Yararlı

Düzenli zeytinyağı tüketimi arteryal kan basıncını düşürüyor ve kontrol altında tutuyor. İtalyan erkeklerinin oleik asit seviyeleri yüksek ve kan basıncının düşük olduğu bulunmuştur. Ekstra virgin zeytinyağı, anti-hipertensif ilaç tedavilerine gereksinimi önemli derecede azaltmaktadır.

Zeytinyağı günlük tüketimde en az 4 hafta kullanıldığında, iskemik kalp hastalığı riskini düşürür. Zeytinyağı günlük 2/3 çorba kaşığı alındığında, büyük tansiyon 5 mm Hg, küçük tansiyon ise 4 mm Hg düşer. Halk tabiri ile 0,5 ve 0,4 düşer. Yani 12,5 ve 8,4 ise, 12 ve 8 olur. Sarımsaklı zeytinyağı: Astım, damar sertliği, yüksek tansiyonda kullanılır.


Zeytinyağı Tromboza Karşı

Zeytinyağı, düzenli tüketildiğinde, kanın viskozitesini azaltarak dolaşımını kolaylaştırdığı için, kalp ve damarlarda kan pıhtılaşması riskini hafiflettiği biliniyor.

Doymuş yağ asitleri, tekli ve çoklu doymamış yağ asitlerine göre eritrositlerin topaklanmasına daha çok neden olurlar. Bu da trombozun ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Zeytinyağı, yükselmiş fibrinojen seviyelerini düşürür. Kan hücrelerinin kümeleşmesinde rol oynayan faktörlere karşı etki göstererek, kan damarlarında pıhtılaşma riskini azaltır.


Zeytinyağı ve Trigliserit

Trigliseritleri düşürmek için, glusidleri(nişasta şekerli gıdalar- iyi glusidler: düşük kan şekeri endeksine sahip olanlar) düşürüp, tekli doymamış olmaları koşuluyla yağları artırmak daha iyi bir yoldur.


Zeytinyağı: Antioksidandır

Zeytinyağının içeriğindeki polifenoller güçlü antioksidanlardır. Başta E vitamini olmak üzere çok sayıda antioksidan madde içeren zeytinyağı, hücreleri yeniler, doku ve organların yaşlanmasını geciktirir. Zeytinyağı, sağlık genini uyarır, sağlıklı ve uzun yaşamı sağlar. Zeytinyağı tüketiminin, oksidatif stresten acı çeken insanların yaşam kalitesini artırmaktadır.

Vitamin deposu olan zeytinyağının içerdiği K vitamininin, karaciğer, damar çeperleri, alyuvarlar, adaleler ve beyin gibi önemli dokular üzerinde koruyucu etkisi olduğu biliniyor. Zeytinyağının etkilerinden yararlanabilmek için, düzenli olarak günde 20-30 gram (2 çorba kaşığı) zeytinyağı tüketilmelidir.


Zeytinyağının Sinir Sistemi ve Beyinde Etkileri

Zeytinyağı, yaşlanmanın hem genel olarak doku ve organlar, hemde beyin fonksiyonları üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir. Osteoporozu ve Alzheimerdeki hafıza kaybını önlemeye yardımcı olur.

Zeytinyağında bulunana linoleik asit, prostaglandin denilen ve insan hücrelerinde bulunan, vücudun kendini yenilemesinde önemli yeri olan maddenin üretimini sağlar. Özellikle sinir hücrelerinin gelişmesinde rol oynar. Sürekli alınması gereken bir yağ asididir. Ve bunun için de zeytinyağı, en iyi kaynaktır.

Zeytinyağı, hamilelikte, bebeğin hücre ve sinir sisteminin oluşturulmasında önemli bir etkiye sahiptir. Bunların yanı sıra beyin damarlarının sağlığına da olumlu etkisi vardır.


Zeytinyağı Kanserle Mücadele Ediyor

Zeytinyağı, kanserle ilişkilendirilen serbest radikallere karşı savaşan antioksidanlar yönünden iyi bir kaynaktır. Oksidasyon, bazı kanserlerin sorumlusudur. Antioksidan bileşikler, serbest radikalleri bağlarlar ve peroksidasyona karşı koruma sağlayarak, kanserden korunmada rol oynar. Zeytinyağında bulunan, alfalinolenik asitleri (Omega 3) düzenli kullanıldığı takdirde bazı kanser türlerine karşı, korunma sağlamaktadır. Zeytinyağında bulunan E vitamini, birçok kanser türüne karşı vücudumuzu koruduğu araştırmalar ile belirlenmiştir.

Zeytinyağının içinde bulunan Oleiprine adlı madde sayesinde hücreler yenilerek hücreleri kansere karşı koruyor. Köpekbalığı kıkırdağında bulunan anti-angiogenesis ve karaciğerinden çıkarılan squalene maddesi, dünyanın en önemli kanser ilacının yapımında kullanılmaktadır. Squalenen, en çok geleneksel yöntemlerle çıkarılmış %2 oranında sızma zeytinyağında vardır. Günde en az 100 ml zeytinyağı tüketen bir kişi, gerektiği kadar Squalene almış olur. Squalene maddesi, tümörlerin yok edilmesinde yapıtaşı niteliğindedir.

Bağırsak Kanserleri: Zeytinyağının yapısında bulunan mono-doymamış yağ asitleri, sindirim kanalında, kalın barsak kanseri oluşumunda rol oynayan, safra asitlerinin üretimini azaltırlar. Yağlar midede değil, bağırsaklarda sindirilmektedir. Zeytinyağı, bağırsak boyunca mukoz membranın bütünlüğünü sağlayarak, kolon kanserini önlemeye yardımcı olur. Barsak mukusu üzerindeki koruyucu etkisi nedeniyle, zeytinyağı tüketen kişilerde, kalın barsak (kolon) kanseri görülme riski, daha düşük orandadır. Hatta kolon kanserine karşı ilaç olarak kullanılabileceğini belirtilmiştir.

Zeytinyağının, kalın bağırsakta bulunan ikincil öd asidi üzerindeki etkisi, vücudu barsak kanserine ve ileride oluşması muhtemel kolorektal kansere karşı korumaktadır. Zeytinyağı, safra asidi miktarını azaltıp ve bağırsaklardaki hücre yenilenmesini düzenlediği düşünülen yararlı enzim miktarını artırmaktadır. Safra kesesinin düzenli boşalmasını sağlaması nedeniyle, keseleşme riskini azalttığı ve ülser oluşma riskini azaltırken, mevcut ülserin de iyileşmesini kolaylaştırmaktadır.

Meme Kanseri: Günde bir çorba kaşığı zeytinyağı almanın, aynı anda başka yağlı maddeleri azaltmak koşuluyla, meme kanseri riskini % 45 oranında düşürdüğü tespit edildi.

Zeytinyağı bazı habis tümör türlerine karşı koruyucu bir etkiye sahiptir: Prostat, göğüs, kolon, pullu hücre ve yemek borusu tümörleri gibi. Oleik asit, meme kanserinin tetikleyicilerinden olan Her-2/Neu ya da ERB B-2 adlarıyla bilinen genin harekete geçmesini engellemektedir. Meme kanseri hastalarının %30'unda, bu genin aktif olarak rol oynamaktadır. Sızma zeytinyağında, anti-kanser kimyasalları tespit eden araştırmacılarda, bu kimyasalların, göğüs kanseri riskini azalttığını belirtiyorlar. Polifenol, göğüs kanseri geni HER2'yi engelliyor. Bilim adamları oleik asitin en fazla zeytinyağında bulunduğunu, bu nedenle tüketiminin çok önemli olduğuna dikkat çekiyorlar.

Rahim Kanseri: Ağırlıklı olarak zeytinyağı ile beslenen kadınlarda %30 oranında rahim kanseri riskinin azaldığıyapılan araştırmalarla görüldü.


Prostat Kanseri: Zeytinyağı gibi bitkisel yağlarda bulunan ß-sitosterol'ün, prostat kanser hücrelerinin oluşumunu engellemede yardımcı olmaktadır. ß-sitosterol'ü, hücrelerin bölünmemesi emrini veren hücre içi haberleşme sistemini güçlendirip, hücre büyümesini kontrolsüz hale gelmeden kanseri engellenebilecektir.


Deri Kanseri: Skualen, deriyi ultraviyoleye dayanıklı hale getirir. Güneşlendikten sonra vücuda sürülen yüksek kaliteli natürel zeytinyağı, tümör oluşum riskini azalttığı için deri kanserine karşı koruyucu etki sağlamaya yardımcı olduğu tespit edilmiştir.


Keratin proteini, oksidasyonunu önleyerek saçların yumuşak ve parlak kalmasını, tırnakların soyulmasını ve kırılmasını engeller.


Zeytinyağı ve AIDS Hastalığı

Zeytinyağı, AIDS hastalığının nedeni olan HIV mikrobuna karşı savaşmaktadır. Enfeksiyonun tüm vücuda yayılmasını engeller. Granada'daki bilim adamları yaptıkları çalışmada, zeytinyağı kullanımının, AIDS mikrobu olan HIV'in yayılmasını %80 seviyesinde azalttığını gösterdiler.


Mide ve Sindirim Sistemine Etkileri

Zeytinyağı, mide tarafından en iyi tolere edildiği, başka bir deyişle hazmı en kolay yağ olduğu için, vücudun vitamin ve mineralleri almasını da kolaylaştırır. Zeytinyağı gastrik hareketliliği azaltır. Zeytinyağının, mide iç zarını koruyarak, ülser gelişimini engeller. Sindirim ve emilim sistemi bozuklukları, barsak hastalıklarını önler. Sıcak ve soğuk tüketildiğinde, mide asitliğini ayarlar, gastrit ve ülsere karşı koruyucudur. Zeytinyağında bulunan polifenoller, Helicobacter pylori bakterisinin neden olduğu enfeksiyonu önlemektedir.

Araştırmacılar, daha önceki çalışmalarda yeşil çay, kızılcık şurubu ve bazı diğer doğal besinlerin, H.pylori'nin gelişmesini inhibe ettiğini gösterdi. Midenin asidik ortamında yaşayabilen bu bakterinin, peptik ülser ve gastrite neden olduğu bilinmektedir.

Zeytinyağında bulunan polifenollerin yarısı, gastrik sıvının su fazına difüze olabiliyor ve bu fenoller, en yüksek anti-H. pylori aktivitesi gösteriyor. Bütün yemeklerde sadece natürel sızma zeytinyağı kullanan hastalarda, ülser yaralarının kapanma oranının % 55 olduğu saptamıştır.

Sabah aç karnına, sindirimi kolaylaştırmak, mide yanması ve gaz problemlerine, iştahsızlığa karşı mideyi güçlendirmek için, bir çorba kaşığı sızma zeytinyağı içilmelidir. Kuru incir ve zeytin, mide ağrılarına, hatta ülsere karşı şifadır: Kırk tane kuru incir, ortadan yarılarak bir kavanoz içine konur. Üzerlerini kapatacak şekilde sızma yağı dökülür. İncir zeytinyağının içinde kırk gün bekletilir. Sonra, her sabah aç karnına, kavanoz bitinceye kadar bir incir alınıp yenilir. Basur şikayetlerini giderir; sıcak olarak içilmeli.