LOKMAN HEKİM

Şifalı Bitkiler

Sağlıklı Yaşam

Mineraller

Vitaminler

Hastalıklar

İlk Yardım

sifali bitkiler
İBS

İBS, barsakların en sık görülen sindirim sistemi bozukluğu hastalığıdır. Hassas ya da duyarlı bağırsak rahatsızlığı demektir. Buradaki hassasiyet aşırı duyarlılıktır ki bu; yiyecek, içecek ve duygusal uyarılar ile tetiklenmektedir. Kiminde süt, ekmek ya da meyve ile kiminde ise hoş olmayan bir duygu durum ile bağırsak rahatsızlıkları ortaya çıkmaktadır. Buda, bağırsağın sinirsel uyarı ve hormon etkilerine karşı gösterdiği abartılmış bir yanıtı demektir.

Endüstrileşmiş ülkelerde yaklaşık 5 kişiden birinde görülür. Ülkelere göre farklılık göstermekle birlikte görülme sıklığı %5-25 arasında değişmektedir. Genel dahiliye polikliniklerine başvuran hastaların %15 kadarını İBS oluştururken gastroenteroloji polikliniklerinde bu oran %40'lara kadar yükselebilmektedir. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür.

İBS, her yaş ve cinste görülen bir rahatsızlıktır. En sık 35-45 yaşlar arasında ve kadınlarda görülmektedir. Türkiye nüfusunda görülme oranı %13 olarak bildirilmektedir. Bu, oldukça yüksek bir orandır.
IBS yapısal (organik) değil fonksiyonel bir bozukluk olarak değerlendirilir. Yani bu hastalıkta, iltihabi ya da tümöral bir durum söz konusu değildir.

Halk arasında spastik ya da sinirsel kolitte denilir. Yıllardan beri İBS'ye pek çok isim verilmiştir. Kolitis, mukuslu kolit, spastik kolon, spastik barsak, fonksiyonel barsak hastalığı. Aslında bu terimlerin birçoğu yanlıştır. Örneğin kolitis kalın barsağın enflemasyonu(iltihabı) demektir. İBS'de enflamasyon(iltihap) yoktur. Daha ciddi bir hastalık olan ülseratif kolit ile karıştırılmamalıdır.

Eğer İBS hakkındaki bilgiler bizi ilgilendiriyorsa, normal barsak fonksiyonlarının kişiden kişiye değiştiğini kavramak, anlamak önemlidir. Günde 3 kez dışkılama da, haftada 3 defa dışkılama da normaldir. Normal dışkı şekillidir fakat katı değildir. Kan içermez. Dışkılama sırasında kramp ve ağrı olmaz.
(6 feet uzunluğunda olan kolon, ince barsakları rektum ve anüse bağlar. Kolonun en büyük fonksiyonu, ince barsaklardan gelen sindirim materyalinden su ve tuzu absorbe etmektedir. Her gün ince barsaklardan kolona 2 lt kadar sıvı materyal girer. Sıvı ve tuzun büyük bir kısmı absorbe edilinceye kadar bu materyal birkaç gün kolonda kalır. Gaita, dışkılama oluncaya kadar kolonun sol tarafına doğru hareketleriyle sol kolona geçer ve orada depolanır.
Kolonun hareketleri hafifçe geriye ve ileriye ancak esas olarak rektuma doğru olmak üzere içeriği ileriye doğru sürer. Günde birkaç kere güçlü kas kontraksiyonları kolonu aşağıya hareket ettirir, fekal materyali dışa doğru iter. Bu güçlü kontraksiyonların bazıları dışkılama ile sonuçlanır.
Kolon kaslarının kasılması ve içeriğinin hareketi sinirler, hormonlar, kolon kasındaki elektriksel aktivite ile kontrol edilir. Elektrikli aktivite kalp fonksiyonlarını kontrol eden mekanizmaya benzer bir pacemaker(uyarı merkezleri) gibi rol oynar. Kalın barsağın fonksiyonları (barsakların kasılması, barsak içindeki muhtevanın hareketi, barsağın salgı ve emilim fonksiyonları vb.) barsak duvarında yerleşmiş olan ve çok zengin bir ağ oluşturan barsak sinir sistemi, merkez sinir sistemi ve çeşitli reseptör ve hormonların etkisi altındadır. Barsakların hareketleri, duyarlılıkları ve kişinin barsaklardan gelen uyarıları algılama derecesi bu sinir ve hormon sistemi tarafından düzenlenir. İBS'da bu düzenleyici sistemlerde hem merkezi sinir sistemi ve hem de barsaklar seviyesinde bazı değişikliklerin oluştuğu ve değişik faktörlerin bu değişikliklerin ortaya çıkışını uyardıkları düşünülmektedir. İBS'li kişilerde barsaklardan gelen uyarıların algılanmasında artış olduğu ve barsakların bu uyarılara karşı aşırı kasılma ile cevap verdikleri gösterilmiştir.)


İBS, kronik bir hastalıktır. Ancak yılın 365 günü ayni şiddette hastayı rahatsız etmez. Araya giren, hastalığın tetiğini çeken, şikayetlerin artmasına neden olabilen durumlar olabilir.

İBS çok büyük rahatsızlık hissi ve sıkıntıya neden olur. Fakat İBS'nin barsaklara sürekli bir zararı yoktur. Barsak kanamalarına yol açmaz, kanser gibi ciddi bir hastalığa yol açmaz. İBS, sıklıkla ılımlı bir şekilde hastaları canından bezdirir. Onlar sosyal olaylara girmeye, işten eden ayrılmaya eğilimlidirler, kısa mesafelerde bile olsa seyahat etmekten korkarlar. Bununla birlikte İBS'lu birçok hastanın semptomları, diyet, stresin düzeltilmesi ve bazı ilaçlarla kontrol altına alınabilir. Kişiler genellikle bu rahatsızlıklar bütününü kabul eder ve birlikte yaşamaya çalışırlar.


Uzun yıllar yapılan araştırmalarla IBS!nin nedeni tam olarak belirlenememiştir. Hastalarda yapılan tetkikler sonucunda organik olarak tamamen normal olunması, psikolojik, fizyolojik ve beslenme şeklinden kaynaklanan nedenlere bağlı olabileceğini düşündürmektedir. Kişiden kişiye şikayetlerin artma nedenleri farklılık gösterse de, sindirim sistemi ile ilgili bir bozukluk olduğundan, yiyecekler büyük önem taşımaktadır.

İBS'nun nedenleri konusunda iki ayrı görüş vardır.

1-Bunlardan birine göre, beyinle bağırsak arasında enformasyon taşıyan serotonin hormon yetersizliği nedeniyle iletişimin imkânsızlaşması olduğudur. Bana göre bağırsaklarda peristaltik hareketlerin tam oluşmamasıdır.

Doktorlar şikayetlerin altında yatan organik bir sebep bulamadıklarından dolayı, İBS semptomlarını artma nedeninin genellikle psikolojik iç çatışma veya stres olduğunu söylerler. Araştırmacılar sadece küçük bir uyarı ile İBS'li kişilerin kolon kaslarında spazm başladığını buldular. Öyle görülüyor ki İBS'li hastalar olması gerekenden daha hassas ve reaktif bir kolona sahiptirler. Bu yüzden bu kişiler, birçok kişi için can sıkıcı olmayan uyaranlara kuvvetle cevap verirler. Hastaların yaklaşık yarısı şikayetleri ile stres arasında ilişki olduğunu ifade ederler. Stres hastalığın tetiğini çeker. Bu nedenle stres hastalığın seyrini olumsuz yönde etkiler. Stres İBS'nin nedeni değildir ancak, şikayetleri artırabilir.

Ancak araştırmalar göstermiştir ki diğer faktörler de önemlidir.

2-Bir diğer görüşte: Bağırsak florasının bozulması nedeniyle, kolonda mantar ve bakterilerin sebep olduğu aşırı iltihaplanma ve tahribat vardır. Buda bağırsaklarda aşırı miktarda çoğalan lenfositlerden anlaşılır, bilindiği gibi lenfositler iltihaplara karşı mücadele eden bağışıklık sisteminin bir alt türevidir.

İBS'nin nedeni bilinmiyor. Bu yüzden henüz tamamen iyileştirici bir tedavisi de yoktur. Doktorlar onu "fonksiyonel bir hastalık" olarak adlandırılırlar. Çünkü barsaklarda muayene ve tetkiklerde hastalık belirtisi bulunamaz.

Normal giden barsak fonksiyonunu İBS'li hastalarda bazı durumlarda değişir. Yemek yeme ve kolondaki gaz ve diğer materyalin meydana getirdiği gerilme gibi olağan olaylar İBS'li kişilerde aşırı bir reaksiyona sebep olabilirler.

En sık görülen tetikleyiciler:
-Liften yetersiz beslenme
-Belirli yiyeceklere karşı hassasiyet (yiyecek intoleransı) ve yiyeceklerin her türlüsü ağrıyı başlatabilirde.
-Her türlü stres halleri
-Adet dönemi
-Öğün atlama ve birden çok yemek yeme
-Enfeksiyonlar
-Antibiyotik kullanımı ve diğer ilaçlar, hormonlar (adetlerle ilgili)
-Kahve ve kafein içeren maddeler
-Mevsimsel değişiklikler
-Soğuk hava, uzun süre soğukta kalmak
-Sigara
- Alkol

Sindirim sistemiyle ilgili bir bozukluk olduğu için yiyeceğin çok önemli rolü vardır.
Yemek yeme, kolondaki gaz ve diğer materyalin meydana getirdiği gerilme gibi olağan olaylar İBS'li kişilerde aşırı bir reaksiyona sebep olabilirler. Bazı yiyecekler ve ilaçlar, bazı kişilerde spazmı başlatabilir. Bazen spazm gaitanın pasajını geciktirerek kabızlığa yol açar. Çikolata, süt ürünleri, fazla alkol alımı sıklıkla suçlu bulunmuştur. Kahve birçok kişide cıvık gaitaya sebep olur. Fakat İBS'li hastaları daha çok etkiler. Araştırmacılar ayrıca İBS'li kadınlarda menstürial periyod esnasında semptomların daha da arttığını bulmuşlardır. Bu da üreme hormonlarının İBS semptomlarını arttırabileceğini düşündürmüştür.

Genetik faktörlerin de hastalıkta etkili olabileceği ve genetik yatkınlığı olanlarda uygun çevresel koşulların hastalığın ortaya çıkmasına neden olduğu ileri sürülmektedir.


BELİRTİLERİ

İBS'de şikayetleri sadece barsaklar ile ilgili değildir. Hastalık tüm sindirim sistemini ilgilendirebilir. Vakaların 1/4 de yemek borusu, 1/3 de ise mide boşalması ile ilgili sorunlar görülebilir. Tüm sindirim sisteminde aşırı bir duyarlılık söz konusudur.
IBS genellikle gün boyu görülür ve gece pek rahatsızlığa sebep olmaz. Şayet bir yılda 3 hafta bu rahatsızlıklar görülürse buna kolon hassaslaşması denir.

Kişiden kişiye değişmekle beraber IBS'nin önemli belirtilerini 4 ana grupta toplayabiliriz.

1- Karın Ağrısı:
Künt veya kramplar şeklinde karın ağrısı oluşur. Ağrılar dalgalar halinde gelir gider. Bu yakınmalar sürekli değildir. Belirli aralıklarla ortaya çıkar. Yani atakların olmadığı dönemlerde kişi kendisini son derece rahat hisseder. Bu aralıkların süresi kişiye göre değişir. Karın ağrıları sıklıkla yemeklerden hemen sonra ya da dışkı ihtiyacından hemen önce ortaya çıkar. Gaz çıkarma veya tuvalet ihtiyacını
giderme
ile rahatlama hissedilir.

2-Şişkinlik:
IBS hastaları, normal kişilere göre daha fazla gaz üretmeseler de gaz barsaktan çıkamadığı için rahatsızlık yapar. Genellikle yemekten hemen sonra başlayarak gün boyunca barsaktan gürültülü sesler gelmesi, karın bölgesinde sıkışıklık ve giysilerin rahatsız etmesi gibi durumlar ile devam eder.

3-Barsak Alışkanlığı Bozukluğu ( Kabızlık ve/veya İshal) IBS hastalarında en sık görülen belirtilerdendir. Bazı hastalarda zor veya birkaç gün süren katı dışkılama ile karakterize kabızlık vardır. Ağrılı kabızlık veya diyareden yakınırlar. Bazılarında sıklıkla acil dışkılama ihtiyacıyla birlikte cıvık dışkılama ile karakterize ishal vardır. Bazı hastalarda ise hem kabızlık hem isal olur. Bazı kişilerde kabızlık ve diyare yer değiştirebilir. İBS'lu bazı hastalarda, sık dışkılama isteği yada acil dışkılama ihtiyacı ile birlikte kramp tarzında ağrılar olur, fakat rahat dışkılayamaz. Dışkılama sonrası ise ağrı azalır.
Gizli kabızlık olarak bilinen bir durum vardır. Kişi her gün tuvalete gitmesine rağmen kalın barsağını yeteri kadar boşaltamaz. Bunların barsağında gaita içeriği ve gaz miktarı normalden fazladır.  

Dışkı küçük, katı ve mukusla(barsak mukozasından salgılanan sümüksü bir madde) kaplı olabilir. (Barsak duvarındaki mukus üreten bezler ağır hareket eden, saatlerce barsak içinde kalan küçük katı dışkı parçacıklarıyla uzun temas sonrasında aşırı uyarılır ve bu yüzden çok mukus salgılarlar. Bazen sadece mukus da çıkarılabilir. Karnın alt kısımlarında hissedilen ağrı ile birlikte dışkılama hissi gelmesi ve dışkılama sonrasında ağrının geçmesi, dışkılama sırasında aşırı ıkınmak zorunda kalmak, büyük abdestini yapacakmış gibi olduğu halde tuvalete gittiğinde yapamamak veya zorlanarak yapmak, keçi dışkısı gibi küçük parçalar halinde dışkılamak, İBS'nin başlıca belirtileridir. Hastaların bir kısmı bazen büyük abdestlerini çıkarmak için parmakla müdahale etmek zorunda kaldıklarını söyleyebilirler.)

Bazen barsak enfeksiyonlarından sonra IBS benzeri bir tablo ortaya çıkabilir ve enfeksiyon tedavi edilmiş olsa bile şikayetler aylarca sürebilir.

Görülebilecek Diğer Belirtiler

-Sık idrara çıkma ve acil idrar yapma ihtiyacı, idrar yaparken yanma. Bu hastalarda idrar tahlili yapıldığında özellik bulunmaz
-İsteksizlik, karamsarlık, hava açlığı, müzmin sırt ve omuz ağrıları olabilir. Çabuk sinirlenme ve tahammülsüzlük de görülebilir.
-Disparöni (Cinsel ilişki sırasında ağrı)
-Dismenore (Adet ağrısı)
-Sırt ve başağrısı
-Göğüste ağrı ve çarpıntı (kalp kökenli ağrılardan ayırdedilmelidir)
-Yorgunluk, bel baş ağrısı. Baş dönmesi hissi. Halsizlik. Güçsüzlük hissi
-Konsantrasyon güçlüğü
-Nefes darlığı, hırıltılı soluma. Nefes alamıyormuş gibi olma (gerçek nefes darlığından farklıdır)
-Yorgunluk/ Halsizlik
-Kasık ağrıları
-Uyku bozukluğu
-Eklem ağrıları
-Bulantı

İBS, ruhsal bir hastalık değildir. Ancak; endişe, depresyon, aşırı sinirlilik gibi ruhsal sorunu olanlarda biraz daha sık görülmektedir. Kanama, ateş, kilo kaybı, sürekli ağrı yakınmaları yoktur. Bunların bulunması başka problemlerin olduğunu gösterir.


TEŞHİS

Mide ülseri ya da artrit gibi hastalardan farklı olarak, kişide IBS olup olmadığını gösterecek herhangi bir test bulunmamaktadır. Yani İBS için tanı koydurucu bir yöntem yoktur. Hastanın tipik belirtileri hekimi İBS'ye yönlendirir. Ancak, benzer belirtilere neden olabilecek başka hastalıkları elemek için bazı kan tahlilleri, ya da endoskopik teşhis yöntemleri kullanılır.

Tipik IBS şikayetleri olan 40 yaş altındaki bir hastada başka bir risk faktörü yoksa basit bir büyük abdest tahlili sonrasında tecrübeli bir hekim tarafından IBS teşhisi konulabilinir. 40 yaş ve üzerindeki hastalarda IBS teşhisi konulmadan önce dışkı tahlili yanında bazı kan tahlilleri, gaitada gizli kan aranır ve görüntüleme teknikleri (kolon grafisi ve kolonoskopi) yapılarak organik hastalık olasılığının kesin olarak uzaklaştırılması gerekir. İshal şikayeti ön planda olan vakalarda ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi iltihabi barsak hastalığı özellikle araştırılmalıdır. Hastanın şikayetleri ileri yaşta ortaya çıkmış ise, ya da hastada kanama, iştahsızlık, kilo kaybı, kansızlık, uykudan uyandıran şikayetler, ciddi kabızlık ve kontrol edilemeyen ishal gibi şikayetler söz konusu ise, ya da ailede ülserli barsak hastalığı, barsak kanseri gibi durumlar var ise bu hastaların mutlaka detaylı tetkiki yapılmalı.

Genellikle ciddi organik bir hastalık olmadığı ortaya konularak tanı konur.

Birçok kişi, belirtileri genellikle bir yaşam biçimi olarak kabul ederler. Ancak şikayetlerin artışına neden olan bir durum araya girdiğinde hekime müracaat etme gereksinimi duyarlar.

TEDAVİ

İBS tüm tedavilere rağmen tekrarlayıcı ve kronik bir hastalıktır. Tamamen ortadan kaldırıcı bir tedavi de yoktur. Ancak tedavi, belirtilerin şiddetini azaltmaya ve tekrarlamasını önlemeye yönelik olarak başarılı olunmaktadır. Amaç, hastaların günlük yaşamlarını sürdürmeleri ve yaşam kalitelerinin bozulmamasının sağlanmasıdır.
Hastalığın belirtilerinin kişiden kişiye ve aynı kişide zaman içinde çok değişkenlik göstermesi, her hastaya ihtiyaçlarına göre farklı ilaçlar kullandırmayı gerektirebilir.

Ortodoks tıbba göre İrritabl Barsak Sendromu tedavi etmek mümkün değildir.
Bu nedenle öncelikle aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.
- Bol bol su içilmeli
- Yemeği çok çiğneyip az yemeli
- Hayvansal besinler ve hamurlu yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
- Kabızlığa karşı lifli besinler kulanılmalıdır
- Şişkinliğe karşı bitkisel ilaçlar (kimyon, rezene, anason).
- İshale karşı doğal ilaçlar kulanılmalı
- Depresona karşı kulanınlan antidepresifler kramplara sebep olur. Bu nedenle bitkisel ilaçlar kulanılmalıdır.

Hem kabızlığı gidermeye hem de barsaklardaki aşırı duyarlılık ve şişkinlik hissini gidermeye yönelik ilaç kullanılabilmektedir. Bu tür bazı ilaçlarda etken madde olarak kullanılan Trimebutin, IBS belirtilerinin tümü ile başa çıkmada özellikle etkili olmaktadır.

İlaç tedavisinin yanında kişilerin özellikle yedikleri besinlere dikkat etmeleri de rahatsızlığı azaltıcı bir unsurdur.

IBS hastalarına genellikle diyet önerilmez, zira diyetlerin hastalarda şişkinliği artırdığı veya strese yol açarak tetikleyici olduğu yönünde bazı inanışlar mevcuttur. Elbette en önemli tetikleyicilerden biri olan stres ile başa çıkmaya çalışmak da kişilere fayda getirecektir.

Şikayetleri başlattığı düşünülen gıdaların günlük diyetten çıkarılmalıdır.
  Laktoz intoleransı görülen hastalarda kalsiyum ve protein kaynağı olarak süt yerine yoğurt tavsiye edilebilir. Probitotik veya prebiyotik içeren yoğurtların düzenli olarak tüketilmesi bazı IBS'li hastalarda dışkılamanın düzene girmesi ve şişkinliğin azalması şeklinde bir rahatlama sağlayabilmektedir.
(Laktoz sütte bulunan bir şekerdir. Normalde insan ince barsağında laktozu parçalayan laktaz enzimi bulunur. Bu enzim eksik olduğunda laktozun emilmeden barsaklarda kalması sonucunda karın ağrısı, gaz ve ishal oluşur. Bu durum laktoz intoleransı olarak adlandırılır. İnsanların %10-15 kadarında laktoz intoleransı vardır. İBS olan insanlarda laktoz intoleransı görülme sıklığı artmış olup bu oran %60 lar civarındadır. Bazen barsak enfeksiyonlarından sonra geçici olarak laktoz intolerensı görülebilir. Laktoz intoleransı genelde hafif ve orta derecede olup hastalar genellikle günde bir bardak kadar sütü belirgin bir şikayetleri olmadan içebildiklerini ifade ederler.)

Laktaz yetmezliği bulunan hastalarda ishale sebep olabilir. Laktaz enzimi bulunan bakteriler içeren yoğurt iyi tolere edilir.
Probiyotik ve prebiyotik yoğurt düzenli olarak tüketildiğinde içindeki yararlı bakteriler sayesinde vücudun mikroplara karşı direncini artırarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Prebiyotikler, bağırsaklarda bulunan yararlı bakterilerin gelişimini artırıyor. Bağırsakta uygun ortamın sağlanmasına yardımcı oluyor. Böylelikle ishali, kabızlığı ve İBS'yi iyileştirici etki gösteriyor. Bağırsakta uygun ortamın olması kalsiyum, magnezyum, demir ve çinko gibi önemli minerallerin emilimini de artırıyor.

DİYETİN ÖNEMİ

Prof.Dr.Ahmet Dobrucalı, İBS diyeti hakkında şunları söylüyor:
"Biz hastalarımıza özel bir diyet listesi vermiyoruz. Çünkü diyetin bir katkısı olmadığına inanıyoruz. Ancak hastanın gözlemi önemli. Hasta belli bir diyetin karın ağrısını arttırdığını, şişkinliğe neden olduğunu ifade ediyor ise ondan kaçınmasını tavsiye ediyoruz. Genellikle hastalarımız bazen ne yerlerse yesinler hiçbir şikayetleri olmadığını, bazen de ne yerlerse yesinler şikayetleri olduğunu, her şeyin dokunduğunu ifade ederler. Hastalığın doğasında bu var. Hastalık müzmin bir hastalık ama yılın 365 günü devam etmiyor. Değişkenlik gösteriyor.
Örneğin, süte tahammülsüzlük sık rastlanan bir durum, bu nedenle hastalara süt ve süt ürünleri aldıklarında karın ağrısı, gaz, ishal şikayetleri olup olmadığını soruyoruz. Eğer bu soruların yanıtı evet ise o zaman hastaların süt ve süt ürünlerini az tüketmelerini öneriyoruz. Bunun dışında genellikle fazla yağlı yiyecekler, gaz üreten besinler de şikayetleri arttırabilir. Şikayetleri bu besinler ile ilişkilendirilebilen hastalarda bu kullanımları sınırlandırılmalıdır. Suni tatlandırıcılar ve diyet besinlerin kullanımı da sınırlandırılmalıdır. Çünkü bunların fazla kullanımı şişkinlik ve ishal nedeni olabilir."

Birçok hastada uygun bir diyet İBS belirtilerini azaltır. Yakınmalarının artmasına neden olan (kişinin kendine özel)yiyecekler daha az yemelidir.
Lifli yiyecekler birçok vakada İBS yakınmalarını azaltabilir. Tahıl ekmeği ve tahıllar, fasulye, meyveler, sebzeler lifli yiyeceklerin önemli kaynağıdır. Bol kepekli, lifli diyet kolonu hafifçe şişkin tutar, bu şekilde spazm önlenmeğe çalışılır. Lifin bazı kısımları gaitanın içinde suyu tutar, gaitanın sertleşmesini önler, barsaktan geçişi kolaylaştırır. Yeterince lifli yiyecek yiyen İBS'li hastalar dışkılaması daha rahat ve ağrısız olur. Bol lifli yiyecekler gaz ve şişkinlik meydana getirebilir. Fakat birkaç hafta içinde vücut bu diyete alışır ve semptomlar sıklıkla kaybolur.

İBS'li hastalarda fazla yemek yemek, kramp tarzında ağrılara ve diyareye neden olabilir. Sık ve az miktarda yemek semptomları azaltabilir. Özellikle öğünler pasta, pirinç, tahıl ekmeği ve tahıllar sebze ve meyveler gibi az yağ içeren yüksek karbonhidratlı yiyecek içeriyorsa az miktarda alınması özellikle önerilmelidir.

İBS
'li hastaların ilaç tedavisi ile ilgili en önemli durumlardan biri; hastanın ilaç bağımlılığına yatkın oluşlarıdır. Hastalık yaşam boyunca kişiyi etkiler. Bu yüzden karın ağrılarını ve streslerini azaltıcı ilaçlar hastaların laksatiflere (kabızlık için kullanılan ishal yapıcı ilaçlar)ve/veya sinir yatıştırırcılara bağımlı hale gelmesine neden olabilir.

İBS herhangi bir ciddi, organik hastalığa yol açmaz. Kron hastalığı veya ülseratif kolit gibi iltihabi hastalıklar ile İBS arasında bir ilişki yoktur. Bazı hastalar daha şiddetli İBS formunda olabilir. İBS, hastaların yaşam kalitesini oldukça olumsuz yönde etkileyebilen bir hastalıktır. Ağrı ve diyare korkusu ile kişiler kendilerini normal aktiviteden çekebilirler. Hastalar belirtiler nedeniyle işe, okula gidememe, sosyal programlarını iptal etme, erteleme gibi sorunları çok sık yaşarlar.

Özellikle orta yaşlarda görülen IBS, sindirim sistemiyle ilgili bir sorun olduğu için yedikleriniz çok önemli. Bağırsak sorunu yaşamamak yada belirtilerin şiddetini azaltmak ve tekrarlanmasını önlemek için ilaç gereksiz, yaşam tarzını ve beslenme biçimini kontrol etmek gerekliyse değiştirmek daha önemlidir. İBS'lilerin yüzde 40'ı 35-50 yaş arasındadır, yaşlandıkça belirti sıklığı azalır.


Bu Hastalıktan Az Etkilenmek İçin Yapılması Gerekenler

-Sık sık ama az yiyin: Bir anda çok miktardaki yiyecek girişi, sindirim sisteminizi zorlayabilir.

-Akşam yemeği en hafif yemek olmalı. Akşam yemeğini yatmadan en az dört saat önce yemeye gayret edin. Vücudunuzun yediklerinizi sindirmek için zamana ihtiyacı var. Ayrıca bu daha iyi uyumanızı sağlayacak. İBS'li hastalarda fazla yemek yemek, kramp tarzında ağrılara ve diyareye neden olabilir. Sık ve az miktarda yemek semptomları azaltabilir.

-Öğünlerinizi atlamayın: Düzenli yemek bağırsakların da düzenli çalışmasını sağlamaktadır. Özellikle kahvaltı, barsaklarınızı çalışmak üzere uyaran önemli bir öğündür.

-Posadan zengin yiyecekler tüketin: Posa yani lif bakımından zengin yiyeceklerin tüketimi rahatsızlıkların azalmasını sağlıyor. Sağlıklı bir insanın günde 25-30 gr. posa alması gerekiyor.

-Gaz yapan ve size dokunan yiyeceklerden uzak durun: Kurubaklagiller, lahana, brüksellâhanası, bezelye gibi gaz yapan yiyecekleri az tüketin. Eğer size dokunan bir yiyecek varsa, o yiyeceği belirleyip ya yememeniz ya da azaltmanız gerekebilir.

-Günde 2-2.5 lt. su için: Su kabızlığı önlemede en önemli faktörlerden biridir.

-Her gün bir kase probiyotik yoğurt yiyin:
Bağırsaklarımızda sindirime yardımcı olan ve bağırsakların sağlıklı kalmasını sağlayan yararlı bakterilerin yanı sıra zararlı bakteriler de var. Bağırsaklarda yararlı bakteri sayısını artırıp dengeyi sağlamak için en kolay yol her gün bir kase probiyotik yoğurt yemek. Yada kefir ayranı içmek.

-Bitki Çaylarını Tercih Edin: Nane, papatya, rezene çayı için. Sindirime, şişkinliğe ve gaza karşı etkili olduğu bilinmektedir. Bu nedenle gerek evde gerekse dışarıda siyah çay yerine bitki çaylarını tercih etmeniz sizi rahatlatacaktır.

-Düzenli Egzersiz Yapın: Egzersiz yapmanın IBS belirtileri üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Bu nedenle mümkün olduğunca hareketi artırarak, yürüyüş, hafif koşular, yüzme gibi aktivitelere zaman ayırmanız hem belirtileri azaltacak hem de sağlıklı yaşam dengenizi korumanıza yardımcı olacaktır. Günde en azından yarım saatlik yürüyüşün bile etkisini göreceksiniz.

-Sigara ve alkol tüketmeyin: Nikotin ve alkol bağırsak hareketlerini negatif etkilemektedir.

-Rahatsızlığınızı Artırdığını Düşündüğünüz Yiyeceklerden Uzak Durun

IBS hastalarının kişiden kişiye değişmekle beraber bazı yiyeceklere hassasiyet gösterdiği gözlenmiştir. Bu nedenle rahatsızlığınızı arttırdığını düşündüğünüz yiyecekleri belirleyerek bu yiyeceklerden uzak durmaya çalışmak yarar getirecektir. Eğer henüz böyle bir tespitiniz yoksa rahatsızlığınızın başladığı zamanlarda hangi yiyecekleri tüketmiş olduğunuzu not ederek bir süre sonra, bu yiyecekleri belirleyebilirsiniz. Ancak özellikle ana gıdaları kesmek vücudunuzu güçsüz bırakabileceğinden, elde ettiğiniz sonuçları doktorunuzla paylaşmakta fayda vardır.

Cambridge Addenbrooke Hastanesi'nde yiyecek intoleransı(hassasiyeti) olan hastalar üzerinde yapılan araştırmada IBS hastalarında şikayetleri özellikle artıran bazı yiyecekler saptanmıştır. Bunlar sırasıyla buğday, mısır, süt, peynir, yulaf, kahve, çavdar, yumurta, çay ve narenciyedir. Bu yiyeceklerden uzak durmak hastalığın tedavisini kolaylaştıracaktır.

-Stresten uzak durmaya çalışın
Stres, artık yoğun günlük hayatın bir parçası haline geldiyse de küçük önlemler ile hayatımızdan uzaklaştırmamız gereken bir unsur olduğu tartışılmaz bir gerçek. Özellikle IBS'nin önemli tetikleyicileri arasında bulunan stresten uzak durmak için deneyebileceğiniz birkaç yöntem olabilir:

-Yemeklerinizi sakin ortamlarda, yavaş yavaş yiyin
- Stres ile başa çıkmanızı kolaylaştıracak yöntemler kullanın. Sevdiğiniz bir müzik eşliğinde aktivitelerinizi gerçekleştirme gibi...
-Gün içinde küçük molalar vererek rahatlayın
- Mümkünse tüm vücudunuza uygulanacak bir masaj ile rahatlayabilirsiniz. Ancak IBS ile ilgili belirtiler sırasında da karnınızı dairesel hareketler ile ovarak kendi kendinize masaj yapabilirsiniz. Belirtilerin azalması stresinizi de azaltacaktır.

Vücut Strese Üç Ayrı Mekanizmayla Tepki Verir.

Birincisi fizyolojiktir. Kalp atışlarının artması, çarpıntı, ateş basması, baş dönmesi, nefes darlığı, boğazda yutkunma güçlüğü, titreme, baş ağrısı, mide ve kaslarda gerginlik, hazımsızlık, yorgunluk fizyolojik tepkilerdir.
 İkincisi zihinsel ve duygusal düzlemdeki tepkilerdir. Stes ve gerilim fazla enerji tüketmeye neden olduğu için bir süre sonra birey zayıf, güçsüz, her an kötü bir şey olacakmış duygusunu yaşayan, nedeni belirsiz yoğun bir endişe duyan, uykusuzluk çeken, sinirli, çabuk heyecanlanan bir kişi durumuna gelebilir. Dikkatini toplamakta güçlük çekebilir, hafıza sorunları yaşayabilir, öğrendiği konuları unuttuğu endişesine kapılabilir. Kolaylıkla yapabileceği işleri yapamaz, güç engellere dönüştürerek işleri geciktirme ya da engelleme eğilimine girebilir.
Üçüncüsü ise davranışsaldır. Bunlar içe kapanma, bir maddeye (sigara, alkol v.b.) aşırı düşkünlük, sakarlık, gevşemede güçlüklerdir. Yoğun stres bireyin iş verimini de olumsuz etkiler.


Tercih Edebileceğiniz Yiyecekler
-Meyve ve sebzeler (Narenciye hariç)
-Kepekli pirinç, pirinç unu
-Tahıllar
-Bitkisel çaylar
-Tavuk
-Balık
-Patates
-Doğal yoğurt
-Ayçiçeği çekirdeği ve balkabağı çekirdeği, keten tohumu, susam
-Bol su

Kaçınmanız Gereken Yiyecek ve İçecekler
-Peynir
-Süt
-Kafein içeren içecekler ( Çay, kahve, kola)
-Çikolata
-Aşırı şekerli, çok yağlı, aşırı baharatlı ve mayalı yiyecekler
-Kırmızı et
-Kuru meyve
-Alkollü içecekler
-Suni tatlandırıcılı, diyet yiyecek ve içecekler
-Beyaz ekmek, beyaz makarna, bisküviler, kurabiyeler, kekler, börekler vb.

Beyaz ekmek, beyaz makarna, bisküviler, kurabiyeler, kekler, börekler, mısır, yulaf, yumurta, gazozlar, şekerli meyve sularının tamamının veya birkaçının tüketimi IBS'ye neden olabilmektedir.