| Endokrin Sistem |
 |
| 1-Pineal bez |
2-Hipofiz bezi, Epifiz bezi,
Hipotalamus |
| 3-Tiroid bezi, Paratiroid bezi |
| 4-Timüs bezi |
| 5-Böbrek üstü bez |
| 6-Pankreas |
| 7-Yumurtalık |
| 8-Testis |
Timüs bezi, birincil lenf organlardan biridir.
Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk
borusunun önünde bulunur. Bu bez, bağ dokusundan yapılmış ince bir kapsülle çevrilmiştir.
Kapsül, diğer lenfoid organlarda olduğu gibi bezin içine girerek onu bölmelere
ayırır. Timüs bezinin bölmelerinde; retiküler, çeşitli hücreler
ve lenfositler bulunur. Bu salgılar, lenf damarlarını,
kan damarlarını ve sinirleri vücudun her yerinde ince bir
tabaka halinde sararak, hem korur, hem de aktivitelerini
güçlendirir.
Timüs bezi, doğumdan önce ve doğumdan hemen sonra lenfosit meydana
getirerek vücudu enfeksiyonlardan korur.
Timus; kortex ve medulladan oluşur; burada bulunan kortikal
ve medullar epitel hücreler bir epitelyal ağ oluşturur. Kortekste ayrıca nurse hücreleri ve
thymositler bulunur. Medullada ise olgun T lenfositler, dentritik medullar
epitelyal hücre, makrofaj ve interdigitation dentritik hücreler yer alır.
Burada ayrıca Hassal Korpüskülleri denen ve ne görev yaptığı bilinmeyen keratinize yapılar
bulunur. Korteks ve medulla arasında High Endotelyal Venol (HEV) denen bir bölge vardır, lenfosit
trafiğinin oluştuğu bölge.
Kortekste bulunan thymositler medullaya doğru inerken
olgunlaşır. Herhangi bir antijenik determinant içermeyen lenfosit, medullaya
doğru antijenik yapı içermeye başlar.(Bir yandan da makrofajlar tarafından izlenir; içerdiği antijenik yapılar
vücuda karşıysa apoptozla temizlenir.) Medullaya gelen lenfosit, artık
olgun bir lenfosit haline geçer.
Timüs'ün ürettiği T hücreleri, sağlık üzerindeki önemli yararları olan
hücrelerden biridir. T hücreleri olarak adlandırılan lenfositler, vücuda zarar
verebilecek, zararlı hücreleri yok etmektedir. Savunmada kusur varsa daima
T lenfositleri sorumludur. Timüs bezi, T hücrelerinin vücut
hücreleriyle yabancı hücreleri ayırt etme yeteneği kazandıkları yani eğitildikleri, olgunlaştıkları yerdir.
Başka bir değişle, timüs bezi, tiroit bezinin salgıladığı T
hücrelerini içine alarak, fermonte ederek güçlendirir ve antikor haline getiriler
ve eğitir. Bağışık sisteminin mikroplarla nasıl savaşacağı
konusunda eğitim ve aktivitesinden timüs salgıları
sorumludur. Bağışıklık sistemini çökerten hastalıkların ölümcül
olması, T hücrelerinin haberleşme hattını kesmelerinden kaynaklanmaktadır.
Timüs yaşla birlikte gerileyen bir organdır. Timüs bezi (kapsülü),
çocukluk yıllarında fındık büyüklüğünde olup, ergenlik
çağında ceviz büyüklüğüne(ergenlik oluşumunu hızlandırır) erişir, yaş ilerledikçe
bezelye ve pirinç kadar küçülerek işlevi azalır. 20
yaşından sonra küçülmeye başlar. 60 yaşından sonra hemen hemen yok
olur.
Doğum anında yaklaşık 15gr. ergenlikte ise 35 gr
ağırlıktadır. Sonra ağırlığı düşer ve 20 yaşındaki bir erişkinde 25 gr. yaşlı
bir insanda 6 gr. olur.
Timüs bezinin zamanla fonksiyonunu yitirmesi, bağışıklık sisteminin
bozulmasına ve hastalıklara yol açmaktadır.
Araştırmalarda stresten uzak ve kaybetme korkusu olmayan bazı
yaşlılarda timüs bezinin ceviz büyüklüğünde kendini muhafaza
ederek işlevini sürdürdüğü görülmüştür. Ayrıca kortikosteroid hormonlarının
uyarılarına açıktır. Fazla heyecan, stres gibi durumlar sık yaşanırsa timüs
atrofiye uğrar ve görevini yapamaz hale gelir, immün cevap geriler. Timüs
kapsülü yaşlılık döneminde küçülmesinin ana nedeni, yeterince testosteron ve ostrojen salgısının
salgılanmıyor olmasıdır. Sonradan gelişen iki kapsülcüğün işlevini yitirerek
küçülmesidir.
Ergenlik çağındaki kız ve erkeklerde ceviz büyüklüğüne ermesinin ana nedeni,
kadınlarda ostrojen, erkeklerde testosteron salgısının artmasıdır. Çünkü
ergenlik çağında testosteron ve östrojen timüs kapsülünde eğitilebilmesi için yeni iki kapsülcük oluşmaktadır.
Bu da ana kapsülün hacmini ve işlevini büyütmektedir. Eğer bu kapsüller gelişemez ise,
erkeklerde testosteron eğitimi tamamlanamadığı için erkek kısır olabilir.
Hatta biseksüel olabilir. Kadında ise, östrojen eğitimi tamamlanamadığı için
kadın kısır olabilir. Hatta lezbiyen olabilir. İleriki yaşlarda
erkekler prostat ve testis kanseri olabilir. Kadınlar da ise,
meme, rahim kanseri olabilir. Çünkü eğitilmeyen testosteron ve östrojen
DİHİDRO denilen (işlevini yitirmiş) hücreye dönüşebilmektedir. Bu bozulmuş
hücreler de kanserin baş tetikçisidir.
 |
Timüs bezi, yaşam ve yaptıklarımızdan haz alma duygularının,
konuşma ve gülümsemenin ana kaynağını oluşturur. Beyni uyararak konuşmayı ve
gülümsemeyi aktivite eder. İlgili sinirleri, kasları ve hücreleri harekete geçirir.
Timüs bezi aktivitesini yitirmişse; aşırı asabiyet,
ani davranış değişiklikleri, konuşmada tutukluk, yapılan
esprilere duyarsızlık ve alınganlık olarak belirtiler
görülür.
Timüs bezinin aktivitesini kontrol etmek için dilimizi üst damağımıza sürerek
(vücudumuzda ürperti hissi oluşur) kontrol edebiliriz.
Bir diğer deneyde; Gülme anında boyun ile vücudun birleştiği yere, sağ elimizi koyup bastırıp
beklediğimizde timüs bezindeki hararet, hareketliliği hissedebilirsiniz.
Stresli ve gergin olduğunuzda da hiçbir faaliyetin
olmadığını, yerini soğuk bir terin aldığını hissedersiniz. Aynaya baktığınızda o bölgenin
kızardığını görebilirsiniz.
İki parmakla timüsün üzerine gelen noktaya vurularak uyarılması ve dilin, üst dişlerin
arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirilmesi timüsün uyarılmasını sağlamaktadır.
Timus, uyarıldığında salgıladığı hormonlar kişide haz ve mutluluk duygusu yaratır.
Çünkü timus aktive olduğunda, bedenin kimyasının değişimine neden
olur. Bu değişiklik, sinir sistemini sakinleştirir ve beyin
fonksiyonlarını hızlandırır. Bu da kişide rahatlama duygusu oluşturur.
Dr. John Diamond ve ekibi dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin küresi arasında
denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş. Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve
kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor.
Timüs bezinin sağlıklı kalabilmesi ve görevini tam yapabilmesi için, Hipofiz
bezinin yeterli Endorfin ve Serotonin salgılaması gerekmektedir.
Endorfin ve Serotonin salgıları Tiroit, Timüs ve
Kalbe akarak sükunet, huzur ve mutluluğu tetiklerler.
Endorfin ve Serotonin salgıları Timüs bezinin ve
kalbin kesintisiz enerji kaynağıdır.
Dr.John DİAMOND: Timüs bezinin yaşam kaynağı, yönlendirici ve denetleyici olduğunu
belirtmiştir. Yaşam kaynağının ve enerjisinin ana merkezidir. demiştir.
"Kanser kuramının formülünü hazırlayan" Nobel ödüllü Avusturyalı Mc.Farlane BURUNER, Timüs
bezinin işlevleri artırıldığında, bedenin her türlü kanserden kurtulmak ve
korunmak için büyük bir yetenek kazandığını ortaya koymuştur. En önemlisi de kanser riskini
ortadan kaldırdığını iddia ve ispatlamıştır.
İçten bir gülümseme ve hoş sohbet konuşmanın, Timüs bezi ile
yakın bir ilgisi bulunmaktadır. Aynı zamanda içten bir gülümseme Timüs bezini güçlendirir ve çok etkili kılar,
vesvese ve stres yaşandığında da ilk etkilenen
organımız Timüs bezimizdir.
1993 yılında California Üniversitesinde Dr. Paul Ekman tarafından yapılan araştırmada,
gülmenin timüsü ve beynin değişik haz
bölgeleriyle bağlantısı olan kasları harekete geçirdiği ve
insanda haz duygusu yarattığı kanıtlanmış.
Timüs kapsülünün üzerine Elmas veya Kuars türü kristaller takı olarak
takılması durumunda siklon enerji girdabı oluşur. Siklon enerji bedenimize yönelik negatif enerjiyi bertaraf
ederek, enerjinin geldiği yere katlanarak geri iade eder. Pozitif enerjiyi ise, kendisi neşreder. Aynı zamanda
bedenimize yönelen pozitif enerjiyi katlanarak bedenimize çeker. Kısacası; pozitif enerjiyi çeker, negatif
enerjiyi iade eder.
ÇİNKO-TİMUS BEZİ İLİŞKİSİ
 |
Çinko antioksidant savunma sistemi enzimlerinden süperoksit
dismutaz için kofaktördür ve dokuları serbest radikallerin
zararlı etkilerinden koruyan metallotiyoneinlerin yapısında yer alır. Bu enzim radrasyon ve
kimyasal oksidantlara karşı hücreyi korur.
Antijen uyarısına humoral yanıtta azalma, timus, lenf
bezleri ve dalak hipoplazisi çinko eksikliğinde ortaya çıkan
immün sistem defektleridir. Çinko eksikliğinde lenfopeni, T
lenfosit ve doğal öldürücü hücre aktivitesinde, IL-2 ve
TNF-alfa üretiminde ve serum timulin aktivitesinde azalma
tespit edilmiştir.
Çinko, hücresel bağışıklıkta da rol almaktadır. Yetersizlik
durumunda timusta bozulma, doğal öldürücü hücre aktivitesinde azalma gözlenmiş, çinko
verildiğinde, T hücre göstergelerinde, timopoitin üretiminde
düzelme gösterilmiştir.
Bağışıklık sistemi çerçevesinde çinkonun yaşamsal önem taşıdığı oluşumlar:
lenfozitlerin gelişmesi, antikor üretimi, doğal katil-hücrelerinin ve timus bezinin
etkinlikleridir. Henüz belirginleşmemiş bir çinko eksikliği sırasında polimeraz aktivitesinin
kısıtlanması bağışıklık hücrelerinin etkinliğini azaltır ve interleukin üretimine doğrudan
zarar verir.
Çinko eksikliğinde: Timüs bezi hafifler.
T-Killer hücreler ve NK-hücre aktivitesi -azalır- (Kanser)
Eklenmesi: immün sistemi uyarır.
|